Ülkede ciddi şekilde gençlik politikalarına ihtiyaç var…
09/06/2026
Hüseyin Ekmekci
ÜLKEDE CİDDİ ŞEKİLDE GENÇLİK POLİTİKALARINA İHTİYAÇ VAR… GÖRÜNTÜ O Kİ GENÇLER GÖZDEN ÇIKARILDI… EN BÜYÜK SORUN BARINMA.. İSTİHDAM… KÖTÜ ALIŞKANLIKLAR
UZMAN BİR EKİBİN GENÇLİK POLİTİKALARINI SİL BAŞTAN ELE ALMASI GEREKİYOR… İHTİYAÇLAR DA DEĞİŞTİ, DAVRANIŞLAR DA… UYUŞTURUCUNUN HER TÜRLÜSÜ VAR… SİGARA NEREDEYSE KÖTÜ ALIŞKANLIK OLMAKTAN ÇIKTI…
KKTC'de gençler büyük sorunlar yaşıyor. Ama ne hikmetse bu sorunları konuşmaktan çok, etrafında dolaşmayı tercih ediyoruz. Her konuşmanın başında "gençlerimiz" var. Her kürsüde "geleceğimiz" var. Ama iş icraata gelince ortada ciddi bir boşluk duruyor.
Uyuşturucu meselesi artık görmezden gelinecek bir sorun olmaktan çıktı. Uyuşturucunun her türlüsü sokakta. Birçok aile evladının sadece sigara içiyor olmasına şükreder hale geldi. Böyle bir noktaya nasıl geldik? Bu ülkenin gençlerini koruyacak sosyal politikalar nerede?
Önleyici çalışmalar nerede? Rehabilitasyon merkezleri, spor alanları, kültürel faaliyetler, gençleri sokaktan çekecek projeler nerede? Artık söz o kadar çok eylemin önüne geçti ki, maşallah verilen sözleri kovalayan da yok. Bir konuşma kalabalığı, ötesi yok…
Gençler ev sahibi olamıyor. Asgari ücret 50 bin TL seviyesinde ama kimseye yetmiyor. Döviz sessiz sedasız yükseliyor. Hayat pahalılığı durmadan artıyor. Genç bir insanın çalışarak ev sahibi olabileceğine dair inancı her geçen gün biraz daha yok oldu. Hoş. Pratikte de mümkün değil…
Devletin borç yükü büyüyor. Faiz yükü büyüyor. Dünyada en yüksek faiz oranlarına sahip ülkeler sıralamasında Venezuela'nın ardından Türkiye geliyor. Ardından Zimbabve, Arjantin ve Nijerya sıralanıyor. Peki KKTC nerede? Koy Venezüela ile Türkiye arasına, aha 2’nci sıradayız…
KKTC'nin kendi para politikası yok. Ama Türkiye'deki yüksek faiz ortamının bütün yükünü sırtında taşıyor. Konut kredileri ulaşılmaz hale geliyor. Ticari krediler yatırım iştahını öldürüyor. Gençler bırakın yatırım yapmayı, geleceğini planlayamaz hale geldi.
Kırsal kesim arsası veriliyor. Güzel. Ama altyapı yok. Elektrik yok. Yol yok. Su yok. Hak sahipliği belgesi cebinizde duruyor ama hayata dönüşmüyor. Genç insan elindeki belgeyle ne yapacak? Çerçeveletip duvara mı asacak? Bir umut, “seçimde oy ver se bakarız…”
Köyünde yatırım yapmak isteyen gençlere yönelik ciddi bir destek programı var mı? Yok. Tarım yapmak isteyen genç için güçlü bir hibe sistemi var mı? Yok. Hayvancılığa başlayacak genç için sürdürülebilir bir model var mı? Yok. Turizm yatırımı yapmak isteyen genç için özel bir teşvik paketi var mı? O da yok.
O zaman gençlere ne var? Bol bol nutuk var. Her konuşmada gençlerden söz eden bir siyaset dili var. Ama gençlere ayrılan kaynak yok. Gençlerin önünü açacak reform yok. Gençleri ülkede tutacak umut yok. Aileden destek varsa, gençler burada kalıyor. O da bir yere kadar…
Bugün binlerce genç yurt dışına gitmenin hesabını yapıyor. Çünkü burada çalışarak bir ev sahibi olabileceğine inanmıyor. Çünkü burada liyakatle yükselebileceğine inanmıyor. Çünkü burada emeğinin karşılığını alabileceğine inanmıyor. Umudun da öldüğü bir dönemden geçiyoruz…
Liyakat demişken... Gençlerin en büyük sorunlarından biri de budur. Birçok genç, çalışmanın değil bağlantının ödüllendirildiğini düşünüyor. Sınavların, terfilerin, atamaların ve istihdamların adaletine güvenmeyen bir gençlik yetişiyor. Bu çok tehlikeli bir kırılma.
Çünkü hukuk devleti sadece mahkemelerden ibaret değildir. Hukuk devleti, fırsat eşitliğidir. Hukuk devleti, hak edenin hakkını alabilmesidir. Hukuk devleti, genç bir insanın geleceğini planlayabilmesidir. Güçlünün, güçsüzün hakkını yediği bu düzen, hukuk düzeni mi?
Bugün gençlerin ihtiyacı olan şey hamasi söylemler değil. Uygun konut politikalar. Üretim destekleri. Spor tesisleri. Kültür merkezleri. Teknoloji yatırımları. Şeffaf kamu yönetimi. Liyakat. Adalet. Bu ülkenin gençleri bu ülkeye yük değil. Ülkeyi yönetenler umarım bunu idrak eder…
Ama geleceği sadece konuşup, geleceğe yatırım yapmayan bir devlet anlayışıyla yol almamız mümkün değildir. Ağzını açan "gençlerimiz" diyor. Ben de soruyorum: Bu devletin gençlere ayırdığı gerçek bütçe nerede? Bu devletin gençlere sunduğu gerçek fırsatlar nerede?
- Bakalım Üstel bu cendereden nasıl çıkacak...
- Seçmenin öfkesinin arkasına saklanmak kimseye bir şey kazandırmaz
- 20 Temmuz'u doğru okumak zorundayız
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































