Hükümetin yasayı geçirecek gücü yok, belli…
10/04/2026
Hüseyin Ekmekci
ANKARA’DA BİRLEŞEN İKTİDAR, KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NE GELİNCE AYRI TELDEN ÇALMAYA DEVAM EDİYOR. ANKARA’DA “BİRLİK, MÜCADELE, DAYANIŞMA”, KKTC’YE GELİNCE AYRIŞMA, KAVGA, KARGAŞA…
PAZARTESİ GELMEDEN YASA TASARISI KOMİTEYE ÇEKİLMELİ… HÜKÜMETİN YASAYI GEÇİRECEK GÜCÜ YOK, BELLİ…. DP DESTEĞİNİ ÇEKTİ, İZLEM ALTUĞRA MECLİSE UĞRAMIYOR, YDP MESAFELİ… GÜCÜN YOKSA ZORLAMA
2026 yılı İktisadi Protokolü Ankara’da imzalandı. Ankara’da yapılan karşılıklı açıklamalarda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin neredeyse yeniden baştan yaratıldığı, imar edildiği ve tıpkı 10. Yıl Marşı’nda olduğu gibi yurdun baştan başa demir ağlarla örüldüğü anlatıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, köy köy, sokak sokak yapılan yatırımları sıraladı. Uzun süredir hükümetin defalarca icraat diye anlattığı yatırımların astında Türkiye’nin sağladığı finansmanın bulunduğunu da bu açıklamalarla bir kez daha anladık
İmzalanan protokol 25 milyar Türk liralık mali desteği içeriyor. Ancak bu mali desteğin detaylarına bakıldığında ortaya çıkan tablo oldukça dikkat çekici. Bu kaynağın yaklaşık 12 milyar liralık kısmı güvenlik harcamalarına ayrılmış durumda.
Yaklaşık 11 milyar liralık bölüm ise yatırımlar ve sınırlı ölçüde özel sektöre destek için kullanılacak. Yatırımlar arasında bu yıl Mağusa’da yapılması planlanan İlahiyat Koleji de yer alıyor. 11 milyar liralık yatırım kaynağının önemli bir bölümünün bu projeye ayrılması muhtemel görünüyor.
Bunun yanında 1,5 milyar Türk lirası Taşınmaz Mal Komisyonu için aktarılacak. Yaklaşık 500 milyon Türk lirası ise reform destek ödeneği kapsamında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde reform niteliği taşıyan yasaların hayata geçirilmesinin ardından kamu maliyesine aktarılacak.
Kısacası, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne maaş ödemeleri için Türkiye Cumhuriyeti tarafından ayrılan herhangi bir kaynak bulunmuyor. Olmaması da doğal, hatta doğru. Ancak asıl sorun başka bir noktada ortaya çıkıyor.
Sağlıktan eğitime, bayındırlık hizmetlerinden ulaşıma, altyapıdan asfalta kadar tüm yatırımlar Türkiye Cumhuriyeti’nin finansmanıyla karşılanırken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yalnızca maaş ödeyen bir yapıya dönüşmüş durumda.
Toplanan vergi yaklaşık 8 milyar Türk lirası. Maaş gideri ise 10,5 milyar Türk lirası. Arada her ay 3 ila 3,5 milyar Türk liralık bir açık bulunuyor. Yani ürettiğimiz değer ve yarattığımız vergi sistemi, maaşları ödemeye dahi yetmeyecek. Mayıs vergi ayı, ona umut bağlanmış durumda…
Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bankalara olan borcu 25 milyar TL. Bu rakam Türkiye için büyük olmayabilir. Ancak KKTC için yaklaşık iki buçuk aylık maaş ve benzeri giderlerin toplamı borç alınarak ödendiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Üstelik henüz yılın dördüncü ayındayız.
Peki hükümette durum ne? Bir tarafta Ankara’da ortaklar kucaklaşıyor, diğer tarafta iDemokrat Parti Genel Sekreteri, pazartesi günü Meclis’te olmayacaklarını, çünkü iktidarın büyük ortağı tarafından dışlandıklarını söylüyor. YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı erken seçim çağrısı yapıyor.
Ortaya çıkan tablo açık: Ankara’da verilen birlik fotoğrafı, ülke içinde karşılık bulmuyor. Tıpkı sözlerde anlatılan büyük kalkınma hamleleri gibi. Rakamlar başka şey söylüyor, Başbakan Ünal Üstel ise bambaşka bir tablo çiziyor. Artık mızrak çuvala sığmıyor
Ülkede büyük bir kriz var ve bu krizi aşacak birlik ve beraberlik, iktidar partileri arasında dahi bulunmuyor. 28 milletvekili, zaman zaman bağımsız bir milletvekilinin desteğiyle 29’a ulaşan çoğunluk, 26 oyla bir yasayı dahi geçiremiyor. Ortada ne bir irade var ne de net bir politika.
Bu tabloda grevler askıya alındı. Bütün sorunların çözüleceği söylendi. Dün ve bugün devlette tüm hizmetler veriliyor. Pazartesine vatandaşın sorunları çözülmüş şekilde sendikalar sıfırdan bir sürece başlayacak. Bu kaos herkesi çok yordu ve hükümetin yasayı geçirecek gücü de yok
Bu süreci bitirmenin tek yolu, büyük ihtimalle yasa tasarısının komiteye çekilmesi ve tartışmanın bir süreliğine buzdolabına kaldırılması olacak. Herkes buna hazır. Hükümet buna bir yenilgi olarak bakmamalı. İnatla ülke yönetilmez. Ne demişti bir büyüğümüz: İnatla kök söken kendi kökünü söker
Bu dönemde söylenen sözler, uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek. Bu beceriksizlik ve ekonomik akıldan uzak siyaset, bu toplumun başına daha çok sorun açacak. Haziran gelmeden pozisyon almanın da bir anlamı kalmadı. Hele bir görelim tabloyu…
Israrla erken seçim olmayacağı ifade ediliyor. Ancak hükümet Ankara’da “büyük” işlere imza atarken, küçük ortakların açıklamaları ortada bir ortaklık, bir proje ya da uzun vadeli bir yol olmadığını açıkça gösteriyor. Seçim derdime düşen küçükler popülizmi artırmış durumda
Ankara’da birleşen iktidar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelince ayrı telden çalmaya devam ediyor. Ankara’da “birlik mücadele dayanışma”, KKTC’ye gelince ayrışma, kavga, kargaşa… Hükümetin son bir haftadaki özeti de budur. Umarım toplumsal barış için gerekli adım atılır
- Bu ülkede en büyük eksiklik yasa değil, denetimdir
- Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için önce karakterini toparlaması gerekiyor
- Lefkoşa'nın nefes alacağı güzelim park pisliğe teslim edildi...
- Siyaset kendi sorunlarını çözmekten aciz...
- Siyaset kurumu hiç bu kadar kötü olmamıştı
- UBP'de krizler bitmedi, vatandaşın da iki yakası bir araya gelmedi
- Vatandaş kaderine terk edildi
- Döviz aldı başını gidiyor...
- Vicdanlı, kendini düşünmeyen siyaset insanlarına ihtiyacımız var
- Hiç kimse, hukukun üstünde olmamalı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































