Advertisement

Advertisement

Kutunun dışında bir gün

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
24/08/2025

Kutunun dışında bir gün - Levent Kutay Yazdı

Levent Kutay Levent Kutay


Diplomasi, özellikle de Kıbrıs Sorunu için her açmazın aşılması umudu ile uluslararası diplomatların kullandığı bir
İfade olarak belleklerimizde yer alıyor:

“Out of box… “

Alışılmışın dışında, yaratıcı olarak tanımlanabilir…

“Kalıpların dışında, farklı ve yaratıcı düşünmek…”

Affınıza sığınarak ben bunu, ülkemiz gündemi ya da Kıbrıs Sorunu denilen açmazdan sıyırıverip, iki teker dünyama uyumlaştırmayı yeğledim…

Çünkü, motosiklet sayesinde, out of box yani zaman zaman kalıpların dışında düşünebiliyor, sınırları aşabiliyor, farklı dünyalarla tanışabiliyorum bir süredir…

Dün de, kendisine efsane denilince “yok” diye çıkışsa da yüzündeki gülümsemeyi çok gizleyemeyen, en deneyimli  motosiklet sürücülerimizden Tamer Tanpınar(Lazmarin) ile birlikte uzun süredir planladığımız sürüşümüz için  yollara düştük. 

Lefkoşa’nın sıcak ve boğucu havasını arkamızda bırakıp Güney’e dağlara doğru yöneldik…

Tek beklentimiz serinlik ve hem huzurdu… 

Öğlen saat 15.00’te Lazmarin önünde buluştuk…

Lefkoşa’dan başlayan rota, kısa sürede bizi kırsalın serinliğine taşıdı. 

Asfaltın üzerinde ilerlerken Tamer Abi’nin rehberliği, özellikle virajlı dağ yollarında görülmeye değerdi…

Trodos’u avucunun içi gibi biliyor tanımını sonuna kadar hak ediyor…

İlk durağımız, taş evleri ve dar sokaklarıyla Trodos’un eteklerindeki Platanistisa diye karakteristik Kıbrıs dağ köylerinden biri oldu. 

Köy meydanına vardığımızda saat 16.00 idi ve öğle molası gereği her yer kapalı idi…

Kısa süre sonra, kahve sahibi teyze, sade kahvemizi yaptı…

Çam ağaçlarının arasındaki bu köyde kısa bir kahve molası verdik. 

Sulu muhallebiyi görünce dayanamadık…

Yolun ilk yorgunluğunu alırken sohbetimize de ayrı bir keyif kattı.

Kahve molasının ardından yeniden yola koyulduk. 

Yükseldikçe hava serinledi, manzaralar ise daha da büyüleyici hale geldi. 

Derin vadiler, sis bulutlarının arasından parlayan güneş ışıkları ve yol boyunca uzanan çam ormanları… 

Her virajda durup fotoğraf çekmek istedik ama sürüşün keyfi bizi yola devam etmeye çağırıyordu.

Trodos’u zirvesine çıkarak enlemesine geçtik…

Dar sokaklar, eski evlerle bezenmiş Pedoula’da bir mola daha verdik…

Kahvelerimizi, muhteşem körfeze bakarak yudumladık…

Dertleştik… Aile, motor, memleket… 

Ardından, Moutalla’da efsane bir lokmayı gömdük…

Manzara harikaydı…

Akşamüstüne doğru, güneşin dağların arkasına çekildiği saatlerde dönüş yoluna girdik. 

Yorgun ama huzurlu bir şekilde motorlarımızı Aplıç Sınırı’ndan Lefkoşa’ya sürdük

Günün bize bıraktığı şey sadece kilometreler değil; dostluğun, yolun ve doğanın birleşiminden doğan eşsiz bir deneyimdi.

Teşekkürler Tamer Abi… Ayda bir sürüşe devam…

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Levent Kutay
MANŞETLER

HK Levent Kutay

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.