Paradoks… 22 yıl önce bize Hayır dediler, bugün bize inat AB Zirvesi yapıyorlar…
24/04/2026
Levent Kutay
Paradoks… 22 yıl önce bize Hayır dediler, bugün bize inat AB Zirvesi yapıyorlar…
24 Nisan…
Kıbrıs tarihinde bir dönüm noktası. Annan Planı referandumunun yıl dönümü. O gün Türk tarafı “evet” dedi, Rum tarafı “hayır.”
Ve tarih, bu iki kelimenin yarattığı büyük çelişkiyi hâlâ taşımaya devam ediyor.
Bugün ise başka bir fotoğraf var karşımızda:
2004’te çözüm planının yıldönümünde, planı reddeden Güney Kıbrıs, Avrupa Birliği zirvesine ev sahipliği yapıyor.
Yani bir zamanlar çözümü masadan kaldıran taraf, bugün Avrupa’nın karar masasında oturuyor.
Rastlantı olduğunu düşünmüyorsunuz sanırım?
Bu sadece diplomatik bir gelişme değil; aynı zamanda Kıbrıs meselesinin özünü anlatan çarpıcı bir paradoks.
2004’te uluslararası toplumun ortaya koyduğu en kapsamlı çözüm planı, Rum halkının çoğunluğu tarafından reddedildi. O dönemde verilen mesaj açıktı: “Kıbrıs Cumhuriyetini paylaşmak istemiyoruz”
Buna rağmen Güney Kıbrıs, kısa süre sonra Avrupa Birliği’ne tam üye olarak kabul edildi.
Üstelik tüm adayı temsilen…
İşte kırılma noktası da tam olarak burada. Çünkü o gün verilen “hayır”, aslında bir bedel doğurmadı.
Aksine, ödüllendirildiği yönünde güçlü bir algı oluştu.
Bu durum, Kıbrıs müzakerelerinin sonraki tüm aşamalarını doğrudan etkiledi.
Bugün gelinen noktada Rum tarafı, AB üyeliğinin sağladığı siyasi ve diplomatik gücü etkin şekilde kullanıyor.
Türkiye-AB ilişkilerinden enerji politikalarına kadar birçok başlıkta elini güçlendiren bir pozisyonda.
Bu güç, çoğu zaman çözüm yönünde değil, statükonun korunması yönünde kullanılıyor eleştirilerine konu oluyor.
Peki Türk tarafı açısından tablo ne?
“Evet” diyen bir toplum, yıllar sonra hâlâ izolasyonları konuşuyor. Uluslararası sistemde haklılığını anlatmaya çalışıyor. Ama realite şu: Uluslararası ilişkilerde haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak gerekiyor.
Bugün AB zirvesine ev sahipliği yapan Güney Kıbrıs’ın fotoğrafı, aslında Kıbrıs meselesinde romantizmin değil, realitenin kazandığını gösteriyor.
Kıbrıs’ta çözümsüzlük sadece bir statü değil, aynı zamanda tarafların stratejik tercihleriyle şekillenen bir süreç.
Görünen o ki, bu süreçte Rum tarafı elde ettiği avantajları kaybetmeye hiç niyetli değil.
Geriye ise şu soru kalıyor:
2004’te “hayır” diyenler bugün zirvede…
Peki “evet” diyenler…
- Güney Kıbrıs seçimleri… Meclis Başkanlığı DİKO’ya doğru…
- Anita artık Niko’ya rakip…
- Sadece Arda’ya değil, Kıbrıslı Türklere ayıp edilmiştir…
- “Keşke başbakan kalsaydım” sözünün arkasındaki büyük kırılma
- Türk Devletlerine burun kıvırma lüksümüz yok
- Türkiye’nin “merkez aklına” doğrudan hitap…
- Bugün dikilen fidanlar, yarın bu ülkenin gölgesi olacak
- Neden durduk yere yeniden Erenköy’ü istiyor?
- Adalet enkazın altında kaldı
- Şampiyon Melekler İçin hukuk konuşsun, adalet haykırsın
- TÜM YAZILARI için tıklayınız













































































































































