Sorumsuzca söylenen her söz, bu toplumda hem ekonomik hem de psikolojik yıkım yaratır
25/03/2026
Hüseyin Ekmekci
HERKESİN AĞZINDAN ÇIKANI KULAĞININ DA DUYMASI LAZIM. SORUMSUZCA SÖYLENEN HER SÖZ, BU TOPLUMDA HEM EKONOMİK HEM DE PSİKOLOJİK YIKIM YARATIR. HELE DE KONUŞAN MİLLETVEKİLİ İSE
GÜNEY VE KUZEYDE İKİ DEVLET YAN YANA VE ORTADA SADECE BİR TEL VAR. SAYIN VEKİLİN KAFASINDA BELKİ RUMLAR ÇOK UZAKTA AMA COĞRAFİ OLARAK DEĞİL… AZICIK SORUMLULUK BİLİNCİ ŞART
Bazen bir açıklama yapılır… Ve o açıklama sadece söylendiği anla sınırlı kalmaz; ekonomiyi, toplumsal psikolojiyi ve ülkenin itibarını doğrudan etkiler. Ulusal Birlik Partisi İskele Milletvekili Yasemi Öztürk’ün “İran, Trodos Dağları’ndaki radar tesisini bombalayacak” yönündeki iddiası tam olarak böyle bir açıklama.
Açık söylemek gerekir ki, bu sözleri hayretler içerisinde okuduk. İçinden geçtiğimiz hassas dönemde herkesin sorumlulukla hareket etmesi gerekirken, hele hele yetkili makamda bulunanların çok daha dikkatli olması beklenir. Bu açıklama doğrudan ülke güvenliği, ekonomi ve toplum psikolojisi ile ilgili
Eğer ada üzerinde gerçek bir tehdit varsa, bunu zaten Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerekli istihbarat kanalları üzerinden KKTC yetkilileriyle paylaşır. Askeri makamlar bilir; Cumhurbaşkanı bilir, Başbakan bilir… böylesi bir “gerçek bilgi” yaşamsaldır, hayatidir…
Gerçek olsa, gerekli önlemler alınır, halka da gereken uyarılar yapılır. Devlet mekanizması bunun için vardır. Hal böyleyken, hiçbir resmi makamın dile getirmediği bir bilgiyi bir milletvekilinin açıklaması doğal olarak şu soruyu akla getiriyor: Bu bilgi nereden geliyor?
Daha da önemlisi, bu tür açıklamaların bedelini kim ödüyor? Zaten kırılgan bir yapı üzerinde duran ekonomi… Zor şartlar altında ayakta kalmaya çalışan turizm sektörü… Gelecek kaygısı yaşayan bir toplum… kısacası ağızdan çıkan her karmaşık açıklama krizi körüklüyor
Tüm bunlar, böylesi sorumsuz çıkışlarla daha da ağır bir yükün altına giriyor. Çözüm üretmesi, riskleri yönetmesi gereken makamda olanların, aksine yeni riskler yaratması kabul edilebilir değil. Üstelik bu iddiaların sahibi bir iktidar milletvekiliyse, sorumluluk katlanarak artar
Bu noktada en temel beklenti nettir: Sayın Öztürk, Türkiye ve KKTC devlet makamlarının elinde olmayan bu bilgiyi kimden aldığını kamuoyuna açıklamalıdır. Aksi durumda bu açıklamayı, doğruluğu sorgulanmamış, ülkeye zarar verme potansiyeli taşıyan bir iddia olarak kalır
Acaba sayın vekil, Kuzey ve Güney Kıbrıs’ın aynı ada üzerinde, birbirine bu kadar yakın iki ayrı yapı olduğunu biliyor mu? Yoksa zihninde çok uzak coğrafyalar mı var? Kafası içerisindeki sınırla, coğrafyanın gerçeği arasında ciddi bir fark olduğu açık.
Sektörler adeta canıyla cebelleşirken, böylesi açıklamaların yarattığı tahribatı görmezden gelmek mümkün değil. Umut edilir ki ortaya çıkan tepkiler doğru okunur ve herkes bulunduğu makamın sorumluluğunu hatırlar. Kriz daha yeni başladı. Herkes aklını başına almalı
- Bu ülkede en büyük eksiklik yasa değil, denetimdir
- Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için önce karakterini toparlaması gerekiyor
- Lefkoşa'nın nefes alacağı güzelim park pisliğe teslim edildi...
- Siyaset kendi sorunlarını çözmekten aciz...
- Siyaset kurumu hiç bu kadar kötü olmamıştı
- UBP'de krizler bitmedi, vatandaşın da iki yakası bir araya gelmedi
- Vatandaş kaderine terk edildi
- Döviz aldı başını gidiyor...
- Vicdanlı, kendini düşünmeyen siyaset insanlarına ihtiyacımız var
- Hiç kimse, hukukun üstünde olmamalı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































