Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için önce karakterini toparlaması gerekiyor
01/06/2026
Hüseyin Ekmekci
KAMUDA ÇALIŞAN YA DA HAYAL EDEMEYECEĞİ MAKAMLARA ATANAN BİRÇOK İNSAN, ÜRETMEDEN KAZANMAYI MARİFET, BAŞKASININ HAKKINI YEMEYİ UYANIKLIK, KURALLARI ÇİĞNEMEYİ İSE GÜÇ GÖSTERGESİ SANIYOR
BU ÜLKENİN YENİDEN AYAĞA KALKABİLMESİ İÇİN ÖNCE KARAKTERİNİ TOPARLAMASI GEREKİYOR. YASADAN ÖNCE VİCDANIN, CEZADAN ÖNCE AHLAKIN GÜÇLENMESİ GEREKİYOR
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bugün sadece ekonomik kriz yaşamıyor. Bu ülke aynı zamanda ciddi bir ahlak, vicdan ve edep krizi yaşıyor. Çünkü artık birçok insan üretmeden kazanmayı marifet, başkasının hakkını yemeyi uyanıklık, kuralları çiğnemeyi ise güç göstergesi sanıyor.
Kamuda çalışan ya da atama ile üst düşey görev yapan ciddi bir grup, devleti kendi malı gibi görüyor. İşe gitmeden maaş almak normal. Mesai yapmadan mesai kazanmak olağan… Devletin malı korunmuyor, aksine nasıl sömürülür onun hesabı yapılıyor. Sonra dönüp “neden bu ülke kalkınmıyor” diye soruyoruz.
Çünkü emek verenle vermeyen arasındaki fark ortadan kalktı. Çünkü dürüst insan cezalandırılıyor, düzeni bozan ödüllendiriliyor. Çünkü testiyi dolu götürenle boş getiren aynı… Çünkü liyakat değil, partilere sadakat ön planda… Çünkü yozlaştıkça yozlaşıyor toplum…
Sokaklara bakın… Çevreye bakın… İnsanlar yaşadığı ülkeye saygı duymuyor. Çöpünü yere atan, sahili kirleten, yangın riski yaratan, doğayı katleden bir anlayış büyüyor. En acısı da bunu yapanların büyük bölümünün hiçbir rahatsızlık hissetmiyor. Çünkü utanma duygusu aşındı.
Trafikte herkes öfkeli… İnsanlar birbirine tahammül edemiyor. En küçük tartışma kavgaya dönüşüyor. Saygı yok, sabır yok, empati yok. Herkes sürekli sinirli. Sadece kendi hakkını isteyen ama başkasının hakkını hiç düşünmeyen bir yapıya dönüştük.
Siyaset ise bu düzenin aynası haline geldi. Uzlaşması gerekenler kavga ediyor, halk için çözüm üretmesi gerekenler birbirine tuzak kuruyor. Devlet yönetimi ciddiyet isterken, makamlar kişisel hesaplaşmaların alanına dönüşüyor.
İhale tartışmaları, partizanlık, adam kayırma ve liyakatsizlik artık toplumun alıştığı gündem başlıkları oldu. Bu kadar büyük bir çürümenin içerisinde hâlâ hiçbir şey olmamış gibi davranılması ise ayrı bir felaket. Dahası, kolay yoldan paraya alışan hep daha fazlasını istiyor
Oysa bu ülke kötü bir ülke değil. Bu halk da kötü bir halk değil. Mücadeleyle bu güne gelen bir halktık… Ama uzun süredir yanlışlara sessiz kalındı. Hırsızlığa göz yumuldu. Kuralsızlık cesaret buldu. Çalışanın hakkı korunmadı. Edep yerini arsızlığa bırakınca da düzen çökmeye başladı.
Bir toplumun çöküşü sadece ekonomik verilerle ölçülmez. İnsanların birbirine duyduğu saygının azalmasıyla ölçülür. Utanmanın ortadan kalkmasıyla ölçülür. Çocukların kötü örneklerle büyümesiyle ölçülür. Ve bugün maalesef tam da bunu yaşıyoruz.
Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için önce karakterini toparlaması gerekiyor. Yasadan önce vicdanın, cezadan önce edebin güçlenmesi gerekiyor. Çünkü edep yoksa hukuk da işlemiyor, siyaset de düzelmiyor, ekonomi de düzelmiyor. Dedim ya… Bizim asıl problemimiz edep meselesi.
Doğru saptamaları yapmadığımız sürece düzeltmek de mümkün olmuyor. Bu ülke kendi kendini yenileyerek adaleti, sosyal devleti ve hukukun üstünlüğünü tesis edebilir. Yeter ki, kimse hakkından fazlasını hak görmesin. Başkasının üzerine basnayı marifet görmesin
Aynı zamanda, kamunun kaynaklarını çalan ya da kamudaki makamlarını kullanarak ihalelerden arazi dağıtımına, istihdamdan haksız vatandaşlık dağıtımlarına kadar her alanda hukukun üstünlüğü hakim olsun, hesabı sorulsun. Bir daha kimse hakkı olmayana, yetkisini aşmaya cesaret edemesin
- Bu ülkede en büyük eksiklik yasa değil, denetimdir
- Lefkoşa'nın nefes alacağı güzelim park pisliğe teslim edildi...
- Siyaset kendi sorunlarını çözmekten aciz...
- Siyaset kurumu hiç bu kadar kötü olmamıştı
- UBP'de krizler bitmedi, vatandaşın da iki yakası bir araya gelmedi
- Vatandaş kaderine terk edildi
- Döviz aldı başını gidiyor...
- Vicdanlı, kendini düşünmeyen siyaset insanlarına ihtiyacımız var
- Hiç kimse, hukukun üstünde olmamalı
- Bu ülkeye iyi bakalım, ama ülke de bize iyi baksın
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































