Eğitimde nasıl bir sistem kurulmuş ki; neresini tutsan elinde kalıyor
24/09/2026
Hüseyin Ekmekci
ÇOCUKLARA KIZACAK YERDE… DÖNÜP KENDİMİZE BAKALIM… EĞİTİMDE NASIL BİR SİSTEM KURULMUŞ Kİ; NERESİNİ TUTSAN ELİNDE KALIYOR
YETERSİZ OKULLAR; AKRAN ZORBALIĞI; SİGARA- UYUŞTURUCU KULANIMI; ÖĞRETMEN- OKUL YÖNETİMİ OTORİTE BOŞLUĞU; SINIF GEÇME ZORUNLULUK SAÇMALIĞI- AİLELERİN OKULLARI KREŞ SANMASI…
Bir şeyler ters gidiyor okullarda. Akran zorbalığı artıyor. Sigara ve elektronik sigara kullanımı ciddi boyutlarda. Uyuşturucunun daha küçük yaşlara ulaşmasından endişe ediyoruz. Öğretmen otorite kurmakta zorlanıyor. Aile okuldan, okul aileden şikâyetçi.
Sonra dönüp çocuklara kızıyoruz. Bence önce kendimize bakalım. Çünkü çocuklardan sorumluluk beklerken kurduğumuz sistem, bazı noktalarda sorumsuzluğun hiçbir sonucu olmadığını öğretiyor.
Ortaokulda çocuk çalışmasa da sistem onu yukarı taşıyor. Mevcut düzenlemede 6 ve 7’nci sınıflarda, belirli özel koşullar dışında, sınıf tekrarı yapılmadan üst sınıfa geçiliyor. Ben “çocukları sınıfta bırakalım” demiyorum.
Ama başarısızlığın kötü sonucu olmayacaksa başarıyı neden istesin? Sorumluluk almamanın karşılığı yoksa sorumluluğu nasıl öğrenecek? Sonuç illa sınıfta kalmak değil. Yaz okulu olur. Zorunlu destek programı olur. Etüt olur. Psikolojik destek olur. Aileyle ortak program olur.
Ama bir sonucu olur. Çünkü başka taraftan çok ciddi sinyaller geliyor. Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun Alkol ve Diğer Uyuşturucu Maddeler Üzerine Avrupa Okul Araştırması (ESPAD) 2025- 26 verileri elimizdeki en önemli veriler.
Bu verilerine göre araştırmaya bin 49 öğrenci katıldı. Öğrencilerin yaşam boyu sigara kullanım oranı yüzde 35,5. Elektronik sigara yüzde 33,5. Yasa dışı madde kullanım oranı yüzde 1,8, esrar yüzde 1,2. Bu ne demek? Her üç öğrenciden biri kötü alışkanlık sahibi…
Her üç gençten birinin sigara veya elektronik sigarayla temas ettiği bir eğitim sisteminden söz ediyoruz. Bu artık birkaç “problemli öğrenci” meselesi değil. Uyuşturucunun ortaokullara indiğine ilişkin ciddi kaygılar da var. Ancak elimizde buna yönelik resmi veri yok
O zaman devlet ne yapacak? Ölçecek. Altıncı sınıftan başlayarak her yıl anonim ve bilimsel tarama yapılacak. Sigara, elektronik sigara, alkol, uyuşturucu, kumar, akran zorbalığı, siber zorbalık, telefon ve sosyal medya bağımlılığı… Önce gerçeği bileceğiz. Sonra mücadele edeceğiz.
Dünya bu meselede bizden daha cesur davranıyor. UNESCO’nun 2026 verilerine göre 114 eğitim sistemi okullarda cep telefonunu yasaklamış veya kullanımını sınırlandırmış durumda. Fransa yasağı anaokulundan liseye kadar genişletti.
Biz de yapmalıyız. İlkokul ve ortaokulda telefon okul kapısından içeri girdikten sonra kapalı olmalı. Lisede ders saatlerinde telefon kullanılmamalı. Tablet gerekiyorsa okulun kontrolündeki tablet. Ders için. Öğretmenin kontrolünde.
Çünkü TikTok’la matematiği aynı ekranda yarıştırıp öğretmenden mucize bekleyemeyiz. Ama telefon yasağı tek başına hiçbir şeyi çözmez. Disiplin sistemini de yeniden kurmak gerekiyor.
Akran zorbalığının karşılığı belli olacak. Siber zorbalığın karşılığı belli olacak. Öğretmene yönelik tehdit ve şiddetin karşılığı belli olacak. Sigara ve elektronik sigara konusunda okulun ne yapacağı belli olacak.
Uyuşturucuyla mücadeleyi de liseye gidip 45 dakikalık konferans vermekten çıkarmalıyız. Koruyucu eğitim daha küçük yaşta başlamalı. Psikologla. Rehber öğretmenle. Aileyle. Bilimsel programlarla.
Ve aile… Öğretmen çocuğuyla ilgili sorun anlattığında öğretmeni suçlayan veli de bu tablonun dışında değil. Devletin sorumluluğu var. Okulun var. Öğretmenin var. Ailenin de var. Radikal mi? Evet. Artık radikal olmak gerekiyor.
Çünkü bugün sınır koyamadığımız 12 yaşındaki çocuğun sorununu üç yıl sonra okul müdürü çözmeye çalışacak. Beş yıl sonra belki polis. Belki mahkeme. Belki hastane. Mesele çocukları cezalandırmak değil. Çocukları cezadan önce kurtarmak.
Ama çocuklardan sorumluluk bekliyorsak önce yetişkinler sorumluluk alacak. Yoksa birkaç yıl sonra dönüp aynı soruyu soracağız: “Bu çocuklara ne oldu?” Cevabı çok ağır olacak. “Biz hiçbir şeyi umursamazken, çıkar kavgasına tutuştuk ya, o zaman olanlar oldu…”
- Taş ocağı izni verilmek istenen alan, su kaynaklarının üzerinde
- MESELE BİRKAÇ KAMYON TAŞ DEĞİL
- Para kavgası başlamasaydı sistem devam edecekti
- Standart ve sistem için mücadele etmeliyiz
- Hız tespit kamerası süreci başarısız…
- KKTC Yasaları İle İşlem Yapan; Devletine Güvenen Birçok İnsan Resmen Kapana Kısıldı…
- Çocuklarımız sizin maskaranız değil… Basit bir sorunu çözemediniz
- Meclisin kadın vekilleri bu işi adamlara bırakmadan adım atmalı
- Kıbrıslı Türk çocukları dünyadan koprarak güven yaratamayız
- Bizden kaynaklanmayan bir sorunun adeta kölesi olduk
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































