Her ülkede de böyle şeyler olur kolaycılığına da kaçmayın, insanların acıları var…
17/08/2026
Hüseyin Ekmekci
TAMAM, ADLİ OLAYLARI TARTIŞMAK İÇİN MECLİS TOPLAMAYIN… AMA YAŞADIKLARIMIZ NORMAL, HER ÜLKEDE DE BÖYLE ŞEYLER OLUR KOLAYCILIĞINA DA KAÇMAYIN, İNSANLARIN ACILARI VAR… GÖRSELLER SON 24 SAATTE YAŞANAN ADLI OLAYLAR…
BU ÜLKEDE PEŞİ SIRA YAŞANAN OLAYLARDA ÜÇ KİŞİ TRAFİKTE SUÇSUZ YERE ÖLDÜ, BİR KADIN HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE BIÇAKLANDI, BİR AZERİ BİR TÜRKMEN’İ BIÇAKLAYARAK ÖLDÜRDÜ, BEŞ GENÇ TECAVÜZDEN HAPSE DÜŞTÜ… UYUŞTURUCU SOKAKLARI ESİR ALDI
İktidarın son günlerde ısrarla anlattığı bir tez var: “Adli olaylar azalıyor.” Rakamlar gerçekten bunu söylüyorsa kabul edelim. Ama artık sadece kaç olay olduğuna bakamayız. Nasıl olaylar yaşandığına da bakmak zorundayız. Çünkü mesele sayıdan çıkıp niteliğe geldiğinde, karşımızdaki tablo hiç de rahatlatıcı değil.
Sadece son günlere bakalım. 85 yaşındaki Turan Obalı, arkadaşlarıyla kahve içmek için evinden çıktı. Bir daha dönemedi. Polis soruşturmasına göre kazaya karışan 167 miligram alkollü 21 yaşındaki bir sürücünün kontrolündeydi. Vicdansızca her yalana başvurdular.
Üstelik kazanın ardından araçtakilerin sigortadan para alabilmek amacıyla polise yalan bilgi verdiği iddiası da soruşturmanın parçası oldu. Polis mahkemede açıkça söyledi: Bu kaza toplumda infial yarattı. Kaza bir dert, alemden çıkan dört gencin bilerek yalan söylemesi daha büyük dert
28 Temmuz’da Boğazköy’de meydana gelen başka bir trafik kazasında Hasan Düzgen yaşamını yitirdi. Ağır yaralanan 29 yaşındaki Rasul Jorayev de günler süren yaşam mücadelesini kaybetti. Aynı kazadan iki ölüm… Sürücü kaçak, senelerdir…
Dünkü trafik denetimlerinin rakamları da ortada. 2 bin 187 sürücü kontrol edildi, 397 sürücü rapor edildi, 41 araç trafikten men edildi, iki sürücü tutuklandı. 192 sürücü süratli, 15 sürücü alkollüydü. Bir gecelik denetimde ortaya çıkan bu rakamları görmezden mi gelelim?
Trafik ışıklarına uymayanlar, sigortasız ve ruhsatsız araç kullananlar, tehlikeli sürüş yapanlar… Neredeyse kontrol edilen her beş sürücüden biri hakkında işlem yapıldı. Bu rakamın kendisi bile bize yollardaki disiplinsizliğin boyutunu anlatıyor.
Süpermarket’te bir kadın, eski sevgilisi olduğu belirtilen bir erkek tarafından bıçaklandı. Başka bir olayda biri Azerbaycan, diğeri Türkmenistan vatandaşı iki kişi arasında çıkan kavga ölümle sonuçlandı; Türkmen vatandaş bıçaklanarak öldürüldü. Tecavüzcüler ağır cezalar aldı
Şimdi bütün bunları yan yana koyun. Trafikte ölümler. Alkol… Bıçak Cinayet. Kadına yönelik şiddet. Tecavüz. Polise yalan beyanda bulunulduğu iddiası. Ve toplumda giderek büyüyen bir güvensizlik duygusu… Her gün uyuşturucuyla ilgili işlenen suçlar..,
Böyle bir ortamda ana muhalefet üç gündür olağanüstü Meclis toplantısı talep ediyor. İktidar ise bunu “popülizm” olarak değerlendiriyor. Başbakanından başbakan yardımcısına, iktidar milletvekillerine kadar neredeyse aynı cümleler kuruluyor
Sanki ülkede bunca olay yaşanmıyormuş gibi… : “Ülkenin turizmine zarar vermeyin. Eğitim sektörüne zarar vermeyin. Güney Kıbrıs’ta da olaylar oluyor ama bu kadar büyütülmüyor.” Bir ülkenin turizmine zarar veren şey suçları konuşmak değildir. Suçların önüne geçememek.
Bir ülkenin eğitim sektörüne zarar veren şey Meclis’in güvenliği tartışması değildir. Öğrencinin, ailesinin ve toplumun kendisini güvende hissetmemesidir. Sorunu halının altına süpürmek ülkenin imajını korumaz. Sadece sorunun büyümesine zaman kazandırır.
Elbette Güney Kıbrıs’ta da suç var. Türkiye’de de var. İngiltere’de de var. Dünyanın her ülkesinde cinayet, tecavüz, trafik kazası ve şiddet yaşanıyor. Ama devlet yönetmenin ölçüsü “başka yerde de oluyor” deme rahatlığına sığınmak değildir.
Devlet yönetmenin ölçüsü, kendi ülkenizde olanın nedenini bulmak ve tekrarını önleyecek tedbiri almaktır. Belki toplam adli olay sayısı gerçekten düşüyor. O zaman bunu da söyleyelim. Ama benim üzerinde durduğum mesele başka: Olayların niteliği ağırlaşıyor. Bunu görün…
Daha vahşi, daha pervasız, daha ölümcül vakalarla karşılaşıyoruz. Toplumun infialinin nedeni de budur. İnsanlar polis istatistiklerini ellerine alıp toplam suç sayısını hesaplayarak yaşamıyor. İnsanlar sokağa çıktığında kendisini güvende hissedip hissetmediğine bakıyor.
Üstelik mesele yalnızca polisiye tedbir de değil. Nüfus politikası. Muhaceret. Kayıt dışılık. Trafik kültürü. Alkol denetimi. Kadına yönelik şiddetle mücadele. Uyuşturucu. Eğitim. Sosyal politikalar. Yargının kapasitesi. Polisin insan gücü. Kamera. Denetim. Caydırıcılık.
Toplumun güvenlik kaygısına verilecek cevap, “Abartıyorsunuz” olamaz. “Başka ülkelerde de var” hiç olamaz. “Turisti ürkütmeyin” ise çözüm değildir. Turisti de öğrenciyi de vatandaşı da korumanın yolu gerçeği saklamak değil, güvenli bir ülke yaratmak.
Suç sayısı azalmış olabilir. Ama şiddetin niteliği ağırlaşıyorsa, ölümcül olaylar art arda geliyorsa ve toplum kendisini daha güvensiz hissediyorsa ortada konuşulması gereken ciddi bir sorun var demektir. O sorunu konuşmamak, sorunu ortadan kaldırmaz. Sadece üzerini örter.
- Önce siyaset fedakarlık yapacak, en son vatandaştan fedakarlık istenecek
- Bir maaş ödeyeceğiz, onu da beceremedik, sadece maaş ödemek için 30 milyar TL borç
- Maaş ödeme dışında devletin bir yatırımı da yok…
- Yargıdan başka tutunacak dalımız kalmadı
- Yalan, kabalık, vandallık sokakları teslim aldı
- BM de Artık Türk Tarafı Gibi İçi Boş Bir Dönemin Aktörü Olmak İstemiyor
- Devletin gözü önünde insan pazarları kuruluyor...
- Biz memleketten mi vazgeçtik? Bilelim...
- Bu insan ölmeden önce devlet neredeydi?
- BM'nin dili değişiyor, Kıbrıs'ta yol haritası ilk kez netleşiyor
- TÜM YAZILARI için tıklayınız











































































































































