Vatandaş kaderine terk edildi
18/05/2026
Hüseyin Ekmekci
HİÇBİR ALANDA GELECEĞE YATIRIM YAPMAYAN BİR DEVLETLE KARŞI KARŞIYAYIZ. VATANDAŞ KADERİNE TERK EDİLDİ, KAMU KAYNAKLARI İSE YILLARDIR SAVRULUP GİDİYOR
PARA VAR AMA PLAN YOK… BÜTÇE VAR AMA VİZYON YOK… DEVLET BÜYÜYOR AMA HİZMET KÜÇÜLÜYOR. ÇAĞDAŞ DEMOKRATİK LAİK, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN HAKİM OLDUĞU ÜLKEMİZİ, YURDUMUZU ÖZLEDİK
Ayda 10 milyar 500 milyon TL maaş ödeyen, yılda yaklaşık 3 milyar TL ek mesai yükü taşıyan devlet, dönüp halka bir okul kazandıramıyor. Bir milyar TL’ye sıfırdan modern bir okul yapılabilecekken, kaynaklar üretime değil günü kurtarmaya harcanıyor. Maaşlar banka borcuyla ödeniyor
KKTC’de gündeme oturan sahte diploma soruşturması aslında sadece birkaç kişinin usulsüz belge alması meselesi değil. Tam da çürümeyi simgeleyen bir dava… Bu dava, yıllardır çürüyen sistemin, bozulan kamu düzeninin ve çökertilen liyakat anlayışının fotoğrafıdır.
Yaşanan tablo tesadüf değil. Liyakatın yerini partizanlık aldı. Emek verenin değil, siyasi bağlantısı olanın kazandığı bir düzen kuruldu. Adamcılık, akraba ilişkileri, yandaşlık ve siyasi sadakat; bilgi ve yeteneğin önüne geçti. Hak etmeyen insanlar en yüksek maaşlarla devletin tepesine oturdu
En büyük yıkımı ise gençlik yaşıyor. Okuyan, kendini geliştiren, alın teriyle bir yere gelmek isteyen gençler artık umutlarını kaybediyor. Çünkü karşılarında adil bir sistem görmüyor. Her şey toplumun gözünün önünde oluyor. Buna rağmen gençliğin bu ülkeye daha sıkı sarılması gerekiyor. Başka Kıbrıs Türk yok…
Toplumun refleksi de ciddi şekilde zayıfladı. Bir yolsuzluk haberi çıkıyor, birkaç gün sosyal medyada konuşuluyor, ardından unutulup gidiyor. Oysa mesele birkaç skandaldan çok daha büyük. Maalesef, yolsuzların ve hırsızların tavırlarını normalleştiriyoruz, ya da acıma hissimiz artıyor… Ya adalet?
Kamuda, yüzlerce personelin görev yerinde olmadığı konuşuluyor ama kimsenin haberi yok. Daha doğrusu herkes biliyor ama kimse müdahale etmiyor. Amir astına söz geçiremiyor, disiplin mekanizması çalışmıyor. Devlet düzeni darmadağın olmuş durumda.
İktidar eliyle dağıtılan ayrıcalıklar artık öyle bir noktaya geldi ki, bu düzen normalleştirildi. Kamunun en alt kademesinden en üstüne kadar siyasi sadakat karşılığında makam, mevki ve imkan dağıtılıyor. Buna itiraz edenlere ise cevap hep aynı: “Ma sen mi kurtaracan memleketi?”
Tam da burada muhalefetin sorumluluğu başlıyor. Özellikle CTP’nin artık sadece “iktidara hazırlanıyoruz” söylemiyle yetinme lüksü yok. Toplumun önüne net, cesur ve uygulanabilir bir yol haritası koymak zorunda. Hem kısa vadede yapılacakları hem de ülkeyi ayağa kaldıracak köklü reformları açık açık anlatmalı.
Çünkü bu ülkenin artık pansuman siyasetine değil, akıllı ama radikal reformlara ihtiyacı vardır. Gerçekleri görmeyen, sadece makam hesabı yapan hiç kimse bu ülkeyi yönetmeye talip olmamalıdır. İnsanların artık ne sabrı kaldı ne de kaybedecek zamanı…
Peki ne yapılmalı? Öncelikle kamu personel sistemi tamamen yeniden kurulmalı. Merkezi sınava dayalı, şeffaf ve liyakat esaslı bir yapı oluşturulmadan bu düzen düzelmez. Geçici işçilik adı altında sürdürülen siyasi istihdam modeli sona ermeli.
Kamu performans sistemi vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. İşe gitmeyen, görevini yapmayan, yıllardır verimsiz çalışan personel tespit edilmeli ve gereken yaptırımlar uygulanmalı. Devlet maaş dağıtan bir kurum değil, halka hizmet eden bir yapı olmak zorunda.
Kamu kurumlarının yönetimi daha profesyonel olmalı. Kurumların başına siyasi bağlılık nedeniyle değil, bilgi ve yönetim becerisi nedeniyle insanlar getirilmelidir. Hesap verebilen, kurum kültürünü bilen yöneticiler görevlendirilmeden hiçbir alan düzelmez.
Kamu maliyesinde disiplin şart. Her ay milyarlarca liralık maaş yükü borçlanarak karşılanıyor. Üstelik eski borçları kapatmak için yeniden borç alınıyor. Bu sürdürülebilir değildir. Gereksiz kadrolar gözden geçirilmeli, harcama sistemi yeniden yapılandırılmalı.
Vatandaşlık ve istihdam politikaları da yeniden ele alınmalı. Plansız verilen vatandaşlıklar ve siyasi istihdamlar hem kamu maliyesini hem de toplumsal dengeyi bozuyor. Şeffaf ve kriterlere bağlı bir sistem kurulmadan bu tartışmalar bitmez.
Bir diğer gerçek ise çağın gerisinde kalan kamu hizmetleri. Halen dijitalleşemeyen, denetlenemeyen bir kamu yapısıyla devam ediyoruz. Oysa teknoloji kullanılmadan verimli bir devlet düzeni kurmak artık mümkün değil. Dijital denetim hem yolsuzluğu azaltır hem de hizmet kalitesini artırır.
Gerçek ortadadır. Devlet her ay borçlanarak maaş ödüyor. Vatandaş ise ödediği verginin karşılığını alamıyor. Kurumlar büyüyor ama hizmet küçülüyor. Bürokrasi genişliyor ama verimlilik düşüyor. Şimdi herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:
Bu düzen aynen devam mı edecek? Yoksa birileri gerçekten cesaret gösterip gereksiz vatandaşlıklara, verimsiz istihdamlara, liyakatsiz atamalara ve siyasi patronaj düzenine neşter vuracak mı? Ya hemen düzeleceğiz, ya da çözülerek bir bir yok olacağız. Yurdumuzu geri istiyoruz… Bu kadar basit…
- Seçmenin öfkesinin arkasına saklanmak kimseye bir şey kazandırmaz
- 20 Temmuz'u doğru okumak zorundayız
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- TÜM YAZILARI için tıklayınız












































































































































