Başarılar Çocuklar, Başarılar Milli Takım!
04/06/2026
Hüseyin Ekmekci
Nihai hedef ülkemizdeki her spor alanında gençlerimizin kendi bayrağımızı altında, kendi ülkesi için mücadele ermesidir.
Gelinen sürecin sorumlusu gençlerimiz değil ama, mağduru oldukları kesin. Nesiller geçiyor ama, bizlere uygulanan haksız spor ambargosu bir türlü ortadan kalkmıyor, kaldırılamıyor.
İtalya’dayız.
Neden? Çünkü, uluslararası siyaset ancak bu imkanlara olanak tanıyor.
Dünyada etnik kimliğini koruyan topluluklarla maçlar yapıyoruz. Doğru. Ama daha güçlü bir imkanımız da maalesef yok.
Niyazi Okutan federasyonu denemedi mi?
Hasan Sertoğlu federasyonu ne kadar ileri gidilebilirse, o kadar ileri gitti… Çok eleştirilmesine, kendi mahallesinde linç edilmesine rağmen “Neyik biz Evrodoyuk” demedi mi? Çabası inanılmazdı.
Olmadı.
Şimdi, nereye layık olduğumuzu bilerek, dört dörtlük profesyonel kamp imkanları ve saha organizasyonu ile biz, gençlerimize yakışan şekilde, bayrağımızla ülkemizi temsil ediyoruz.
Küçümseyen olabilir, dalga geçen olabilir, gençlerimizin hocalarımızın çabasını, aidiyeti ve coşkusunu önemsemeden aşağılayanlar da olabilir.
Takımımız bunları önemsemiyor inanın. Ama bir şeyi önemsiyorlar, ülkelerini en iyi şekilde temsil ederek; KKTC’ye kupayla, şampiyonlukla dönmek…
Hepsiyle ki ayrı ayrı gurur duyuyorum; 120 saattir beraberiz; inanın hepinizin gurur duyacağı uyum, mücadele, arkadaşlık ve ay- yıldıza aidiyet…
Unutmayın. Nereye layık olduğumuzu biliyoruz.
Şimdilik, mümkün olanı, en iyi şekilde değerlendiriyoruz, ülkemiz için mücadele ediyoruz…
Zor değil:
“BAŞARILAR ÇOCUKLAR; BAŞARILAR MİLLİ TAKIM”
Söyleyin yüksek sesle, inanın zarar görmezsiniz…
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- Siyasetin çözmesi gereken tarihi bir meseleyi bireylerin üzerine yıkarak adalet sağlanamaz
- Kıbrıs’ta sadece diplomasi değil, dengeler de değişiyor…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































