Kıbrıs Türk basını, mücadele basınıdır
28/04/2026
Hüseyin Ekmekci
KIBRIS TÜRK BASINI, MÜCADELE BASINIDIR.
GEÇMİŞİMİZE SAHİP ÇIKARKEN, GELECEĞİ YENİDEN KURMA ADINA; BUGÜN MÜCADELEDEN ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ
YASAYLA VE BASKIYLA KIBRIS TÜRK BASINI’NI YENİDEN DİZAYN ETMEYE KALKIŞANLAR BİLMELİDİR Kİ; BU TOPRAKLARDA BASIN, HİÇBİR DÖNEMDE SUSTURULAMADI. BUGÜN DE SUSTURULAMAYACAK.
DEMOKRASİYE, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE VE HALKIN HABER ALMA HAKKINA SONUNA KADAR SAHİP ÇIKACAĞIZ. HERKES HESABINI ONA GÖRE YAPSIN.
Kıbrıs Türk halkı bir kez daha zor bir eşikten geçiyor. Böyle dönemlerde toplumların en büyük güvencesi özgür basındır. Çünkü gerçeklerin üzerinin örtüldüğü, eleştirinin bastırıldığı bir yerde sadece gazetecilik değil, doğrudan demokrasi hedef alınır. Bugün olduğu gibi…
Kıbrıs Türk basını sıradan bir meslek alanı değil. Kıbrıs Türk basını, yoklukta doğdu, baskıyla sınandı, mücadeleyle büyüdü. Gettolarda, karanlık günlerde, iletişimin en kısıtlı olduğu zamanlarda dahi gazeteciler bu halkın sesi oldu, şimdi mi baskılara boyun eğecek?
Bugün yöntem değişti. Siyaset eliyle çok seslilik ve ifade özgürlüğü tehdit altında. Adına “denetim” dedikleri şey, aslında kendi faaliyet alanlarını koruma çabasıdır… Çok basit, her yanlışı yapacaklar ama gazeteciler bunu görmeyecek, duymayacak, yazmayacak, konuşmayacak…
Daha da vahimi, yasa yapmaya soyunanlar, kötü yönetimin sorumluluğunu taşıyanlardır. Yolsuzlukla, liyakatsizlikle, adaletsizlikle anılanlar şimdi dönüp basını hedef almaktadır. Oysa basın sorun değildir. Sorun bizzat medyaya müdahale etmeye soyunanların kendisi…
Bu ülkede yasa var. Hakareti, iftirayı, yalanı cezalandıran açık hükümler yürürlükte. Dolayısıyla sorun hiçbir zaman hukuk boşluğu olmamıştır. Sorun, hukukun gazeteciyi korumak yerine gazeteciyi susturmanın aracı haline getirilmek istenmesi.
Altını bir kez daha çizelim: Gazetecilik onurumuzdur. Bu mesleği siyasetin konfor alanına taşıyanlar, kalemini güce kiralayanlar, kamuda danışman adı altında maaş alanlar, mesleğimizi iç takibine döndürenler sorunun gerçek sahibidir. Müdahale edilmesi gereken alan budur
Dahası, seçim dönemlerinde siyasiler kullanacak diye, medyaya akan milyonları denetlemesi gerekenler, işsiz bırakan gazetecilerin susturulmasını seyredenler, yasayla kendi pisliklerini örtmeye, denetimle özgür basın üzerinde baskı kurmaya hazırlanıyor.
Önce, sapla samanı birbirinden ayırın… Soruyorlar: Susacak mısınız? Cevap nettir: Hayır. Eleştirmekten vaz mı geçeceksiniz? Asla. Çünkü bu meslek bir mirastır. Bedel ödeyenlerin, susmayanların, direnenlerin mirasıdır. Ve o miras sahipsiz değildir.
- Seçmenin öfkesinin arkasına saklanmak kimseye bir şey kazandırmaz
- 20 Temmuz'u doğru okumak zorundayız
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- TÜM YAZILARI için tıklayınız












































































































































