Döviz aldı başını gidiyor...
15/05/2026
Hüseyin Ekmekci
HIZLA GERİYE GİDİŞ VAR AMA FARKINDA DEĞİLİZ. DÖVİZ ALDI BAŞINI GİDİYOR; FARKINDASINIZ DEĞİL Mİ? 46… 54… 62… HADİ EVLEN; ÇOCUK YAP; EV AL; KİRADA OTUR…
KAMU VERİMSİZDİR, ADİL DEĞİLDİR, TÜM KAYNAKLARIMIZI EMİYOR. ÜSTÜNE BİR DE ÖZELDE TUTUNAMAYANLARIN YAN GELİP YATMA YERİ…
Dağınık bir yapıda sorunların biriktiği, hiçbir partinin ülkenin direk sorunlarına çözüm önerisi yapmadığı, nüfus dahil, rakamların bilinmediği, halka güç gösterisi ve “karşıya eleştiri ama en iyi de biziz” üzerinden siyasetin dizayn edildiği bir süreçten geçiyoruz
Türkiye kendi yolunu yürüyor. Güney Kıbrıs hukuka uydura uydura bizi yumruk manyağı etti… KKTC de kendi siyasi geleceğini düşünmek zorunda. Maalesef köy kahvesinde 3- 5 kişi kafa kafaya verip memleket sorunlarını masaya yatırıyor da devletin zirvesinde bir sessizlik…
Bu halkın temel sorunları bellidir. Kamu verimsizdir. Hayat pahalıdır. Ülke insanının her alanda ürettiği kaynakları kamudaki maaş yükü emiyor. Emdiği gibi, halka hizmet vermiyor. Tüm üretim, değişim, reform adımları çarpık bürokrasi ve kamu yapısına takılıyor
Ombudsman, Sayıştay gibi kurumlar demokrasinin temeli. Ortaya çıkardıkları raporlar başta parlamento ve bakanlıklar olmak üzere, polis ve Başsavcılık tarafından da dikkate alınmıyor. Yapanın yanına kar kalıyor, çalan çalıyor, rüşvet alan soruşturulmuyor
Bu ülkenin ayağa kalkması için üretmesi gerek. Sanayi ve tarım bölgeleri resmen dökülüyor. Organize sanayi bölgelerine giren çıkan belli değil, organize hayvancılık bölgeleri yok, olanlar da alt yapısız. Basit gibi gelebilir, ama bu bile kamunun üretime duyduğu saygının göstergesi
Ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim, döviz artsa bile piyasanın ucuzlaması gerekiyor. Bir devlet, halkının gözü önünde fakirleşmesini seyredemez, seyretmemeli. Ancak, KKTC yapısı maaş ödemeye endekslenmiş, halkın bütününü kucaklamıyor
Zor zamanlardan geçiyoruz. Ne yapalım? Dalgasız denizde herkes kaptan. Oysa her alanda liyakat sahibi yöneticiler lazım. Ekonomiyi bilen, verimliliği artıracak, dar gelirlinin yanında duracak, gençlere umut verecek, üretimi ayakta tutacak, alım gücünü artıracak kararlar…
Bir plansızlıktır da gider. Bakın parti başkanlarına, parti sözcülerine, ekonomiyi kurtaracak diye parti kadrolarına alınanlara? Bu ülkenin son 3 yıldaki kayıpları, eriyen serveti, düşen alım gücü için çare üreten, ayakları yere basan öneriler yapan var mı?
TL kullandıkça batıyoruz. Efendim döviz stabil seyredermiş. Kör eder… Doların 9; Euro’nun 10, Sterlinin 11 TL olduğu zamanlardan geldiğimiz yere bak. Kısa sürede, dolar 46; Euro 54, sterlin 62 TL… Hammadde, elektrik, akaryakıt düzenli olarak zamlanıyor, hadi üretim yap…
Türkiye ile protokol imzalanmış da, kamu maliyesine kaynak aktaracakmış da, rahatlama sağlanacakmış. Maliye 1 yılda 25 milyar TL borçlandı. 4 aylık maaşın 2.5 aylık kısmı borçlanarak ödendi. Kamuya gelişigüzel istihdamlar hız kesmeden devam ediyor
Bu ülkeyi yönetenlerin aklında “daha fazla iktidarda kalma” olduğu sürece de düzelmeyecek. Sefalet de bu cicili bicili hallerimizin altında devam edecek. Daha da Ortadoğulu olmaya, çağdaş dünya değerlerine uzaktan bakmama davam edeceğiz
Altında arabası, cebinde gezme parası, çocuğunun okul parası olan da kendini mutlu sayacak, “ne güzel ülkede yaşarız” deyip, yolumuza devam edeceğiz. Çağdaş dünya değerleri bunlar mı? Hani demokrasi, hukuk, adalet, insan hakları, dünyalı olmak?
Tartışmaya, anlatmaya devam edeceğiz. Gücenen gücensin, darılan darılsın. Ülkemiz için en iyisini, istemeye, çağdaş, demokratik, verimli bir kamu yönetimi talep etmeye devam edeceğiz. Hukukun üstünlüğü en büyük koruyucumuz olacak, uğrunda savaşacağız…
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- Siyasetin çözmesi gereken tarihi bir meseleyi bireylerin üzerine yıkarak adalet sağlanamaz
- Kıbrıs’ta sadece diplomasi değil, dengeler de değişiyor…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































