Hükümetin önünde başka da bir seçenek yok
19/03/2026
Hüseyin Ekmekci
AKARYAKIT ZAMMI İNCE BIR AYARLA GEÇİŞTİRİLDİ… NARENCİYE ÜRETİCİLERİ İSE 2 MİLYON DOLAR BORÇLANARAK ÖDENDİ… BORÇ GELECEK NESİLLERE AĞIR BİR BEDEL ÖDETECEK…
HÜKÜMET YA HEMEN ERKEN SEÇİM KARARI ALACAK… YA DA İKTİDARDA KALMAYA DEVAM İÇİN HALKA AĞIR BİR REÇETE UYGULAYACAK… KAMU MAAŞLARINA EKSİK HP DE BUNLARDAN BİRİ…
Zor bir dönemden geçiyoruz. Dünya zor bir dönemden geçiyor. Ancak hazırlıksız yakalanan KKTC Maliyesi, sürekli borçlanarak krizi aşmaya çalışıyor. Örneğin, narenciye üreticileri dün ödendi, hükümet ise bunu büyük bir müjde ile duyurdu…
Oysa, perde gerisinde toplam 2 milyon dolarlık bir borçlanma var. Borçlanarak üreticiler ödendi. Borç da faiz yükü de toplumun tamamına yeni bir yük olarak ortaya çıktı. Bugünü kurtaran hükümet, yarını mahvetmeye devam ediyor oysa
Peki ya hayvancı? Piyasada yem olabildiğine pahalı. Devletin çok ciddi teşvikler verdiği bu alanda, şikayetler bir türlü bitmedi. Üslubu giderek kabalaşan hayvancılar, doğrudan gelir desteği ödemelerini alamadığı için öfkelendikçe öfkeleniyor
Maliye hangi birine yetecek… hangi biri için borçlanacak… 13 milyarı aşan bir borç içinde debelenen maliye bakanlığı kapısında tüm bakanlıklar bekliyor. Tarımdan hayvancılığa, ulaşımdan turizme kadar alacaklı tüm sektörler endişeli
Bu hengâme içerisinde hükümet dün akşam akaryakıtta “fiyat ayarlaması” yaptı. 95 ve 98 oktan benzin fiyatlarını aynı bırakan hükümet, Euro dizele çok az, gazyağına ise okkalı bir zam çatlattı…
Buna göre, 95 Oktan Benzin 57,12'TL, 98 Oktan Benzin ise 58,12 TL'de kaldı. Euro Diesel 55,25 TL'den 56.00 TL'ye yükseldi. Gaz yağı ise 56,25 TL'den 67,43 TL’ye yükseldi. Bayram öncesi vatandaşı fazla öfkelendirmemek adına ihtiyatlı bir geçiş yapıldı
Elbette bu gelinen aşamada savaşın da etkisi var ama, savaş öncesi de maliyenin durumu hayırın değildi. Hayvancı yine alacaklı, ulaşım yine pahalıydı. Memur maaşları ile borçlanarak ödeniyor, borçu ödemek için bir daha borçlanılıyordu
Gelinen aşamada, hükümet radikal kararlar almak zorunda. Bu faturayı toplum olarak birlikte ödeyeceğiz. Tüm sektörler. Tüm sektörler fatura öderken, elbette kamu çalışanlarına da bir fatura çıkacak.
Eğer Türkiye Cumhuriyeti, “Alın bu 20 milyar TL’yi, sağı solu toparlayın” demezse… Ki demeyecek…. Ya hemen erken seçim… Ya da acı reçete… hükümetin önünde başka da bir seçenek yok…
Bu acı reçete içerisinde en başta kamu çalışanlarına ödenen hayat pahalılığı var… Hükümet, üç aylık hayat pahalılığını temmuz sonu maaşlarına yansıtmayı planlıyor…
- Seçmenin öfkesinin arkasına saklanmak kimseye bir şey kazandırmaz
- 20 Temmuz'u doğru okumak zorundayız
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- TÜM YAZILARI için tıklayınız












































































































































