İbreti alem olsun paşa paşa yatarız
05/05/2026
Hüseyin Ekmekci
HIRSIZLIK, RANT, EVRAK SAHTELEMENİN EN YÜKSEK SEVİYEDE KONUŞULDUĞU BİR DÖNEMDE BU YASA, GERÇEĞİ YAZANI SUSTURMAK İÇİN GEÇİRİLDİ
HA, HIRSIZI ARSIZI DEŞİFRE ETTİK DİYE DAVA MI OKUNACAK? RESMİNİ YAYINLADIK DİYE MAHKEMEYE Mİ GÖTÜRÜLECEĞİZ? PAŞA PAŞA GİDERİZ, İBRETİ ALEM OLSUN, PAŞA PAŞA DA YATARIZ
Ceza Muhakemeleri Değişiklik Yasası’nda yapılan değişiklik, tüm itirazlara rağmen Meclis’ten geçirildi. Yasa reçete yolsuzluğu sürecinde gündeme gelmişti. Ve tasarı komiteden meclise havale edildiğinde ana muhalefet CTP’nin de onay verdiğini bir yere not edelim…
Oysa süreç boyunca hem sendikalar hem de meslek örgütleri açık uyarılar yaptı. Özellikle “masumiyet karinesi” başlığı altında getirilen düzenlemenin, ifade özgürlüğünü zedeleyeceği ve gazeteciliği doğrudan hedef alacağı net biçimde dile getirildi. Kime anlattık? Duvara...
Komite aşamasında yapılan hiçbir uyarının dikkate alınmaması tesadüf değil. Gazeteciler Birliği, Basın- Sen, Medya Etik Kurulu peşi sıra itirazlar sundu, açıklamalar yaptı… Hiç… Toplumun haber alma hakkı, göz göre göre geri plana itildi.
Yasa en basit anlamıyla “bilinen bir şahsın” mahkemede resminin çekilmesini, haberinin yapılmasını engelliyor. Bu kadar net. Çaldı, soydu, evrak sahteledi. Yargılandığı süre boyunca mahkemede resmi çekilemez, ismi verilemez. Ne güzel değil mi?
Bugün gelinen noktada sıradan bir mahkeme haberi bile gazeteci için risk haline getiriliyor. Bir dava sürecini aktarmak, bir yargılamayı kamuoyuna taşımak artık suç. Bu, gazeteciliği suç kapsamına sokmak aslında. Bu, kamu adına görev yapanları susturma girişimi.
Oysa uluslararası hukuk ortada. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları açık: Kamuoyunu ilgilendiren davalar, özellikle de tanınmış kişilerin yargılandığı süreçler haber yapılabilir, yapılmalıdır. Bu hem ifade özgürlüğünün hem de demokrasinin temelidir. Daha açık nasıl anlatılabilir?
Neden şimdi? Neden apar topar? Çünkü ülke uzun süredir ciddi iddialarla sarsılıyor. Yolsuzluk, usulsüzlük, sahte diploma, rant ilişkileri… Tam da bu başlıkların konuşulduğu bir dönemde, bu haberlerin nasıl verileceğine sınır getiren bir düzenleme devreye sokuldu.
Artık bir siyasetçinin ya da üst düzey bir ismin yargılandığını yazmak, fotoğrafını paylaşmak bile suç kapsamında. Bu hukuk düzenlemesi değil. Bu, gerçeği perdeleme çabası. Bu, kamuoyunun gözünü bağlama girişimi. Açık konuşalım… Bu yasa, hesap vermekten kaçınanların işine yarar.
Bu yasa, yargı sürecinin görünür olmasından rahatsız olanların talebi. Bu yasa, basını baskı altına almanın yeni yolu. Maalesef bu iktidar üzerine atladı yasanın… Can simidi gibi… Komitede onay veren, öneren anamuhalefet ve baro da şimdi oturup bir daha düşünsün…
Ha, ne olacak? Susacak mıyız? Yani bir yolsuzluk dosyası ortaya çıkacak, muhatabı mahkemeye gidecek, biz haber yapmayacağız? Oldu canım. Tamam şekerim… Gazetecilik susmaz. Bu ülkede gerçeklerin peşinden gidenler dün vardı, bugün de var, yarın da olacak.
Hukuki yollarla, demokratik zeminlerde bu düzenlemeye karşı basın örgütlerimizin yanında her türlü mücadelenin içinde olacağız. İfade özgürlüğüne de gazeteciliğe de suç gözüyle bakanlara karşı daha önce de mücadele ettik, bundan sonra da ederiz. Haberimizi de yaparız…
- Seçmenin öfkesinin arkasına saklanmak kimseye bir şey kazandırmaz
- 20 Temmuz'u doğru okumak zorundayız
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- TÜM YAZILARI için tıklayınız












































































































































