İşimiz zor değil, çok zor…
23/03/2026
Hüseyin Ekmekci
İKTİDAR BU ZOR DÖNEMDE TÜM KAYNAKLARINI ÖZEL SEKTÖRE AKTARMAK ZORUNDADIR.. MEMLEKET KAMU ÇALIŞANINDAN İBARET DEĞİLDİR. SADECE BUGÜN DEĞİL GEKECEK DE KURTARILMALI… İŞİMİZ ZOR DEĞİL, ÇOK ZOR
TARIM VE HAYVANCILIK, SANAYİ, TURİZM… ÜRETİM DEVAM ETMELİ, KATMA DEĞER YARATAN SEKTÖRLER AYAKTA KALMALI… KALKINMA BANKASI’NIN KAYNAKLARI DA KOLAY ULAŞILABİLİR OLMALI… KISACASI ŞİMDİ PARTİZANLIK DEĞİL ÜLKE YÖNETME ZAMANI
KKTC’de uygulanan hayat pahalılığı (HP) sistemi, kamu çalışanını enflasyona karşı korumaya devam ediyor. Ancak içinde bulunduğumuz kriz ortamında hükümetin sorumluluğu da bir o kadar büyük. Kasada kaynak yok, yapılması gerekenler belli… Hükümet bir “geçiş formülü” buldu…
Nisan ayı sonunda maaşlara yüzde 8-10 civarı bir artış yapılacak. Bu artış 2026’daki son artış olacak. Asgari ücret de aynı şekilde… Sonrası? Sonrası artık yeni hükümetin sorumluluğunda. Aslında hükümet kendinde son derece zeki bir adım atıyor. Günü kurtarırken, sorunu öteliyor
Hükümetin bu gerçeği açıkça ve cesurca savunması, muhalefetin ise konuya daha geniş, toplumsal bir perspektiften yaklaşması gerekiyor. Gizli bezirgan olmaz… Hem ülke gerçeklerinden, hem dünya gerçeklerinden yola çıkarak. Toplumu düzlüğe yönlendirmek şart…
Bu noktada ana muhalefete de bir mesaj vermek gerekiyor. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), yalnızca “yolsuzluk” algısı üzerinden propaganda yaparak iktidara gelmeyi hedeflerse büyük bir hayal kırıklığı yaşanır; bunun bedelini de yine toplum öder.
Seçim sürecinde güçlü ve uygulanabilir bir hükümet programıyla toplumun karşısına çıkmak zorundadır. Aynı zamanda, bu zor dönemde, popülizm soslu açıklamalardan ziyade, gerçekçi ve çözüm odaklı öneriler ya da politikalara yönelmek zorundadır…
Öte yandan Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) açısından erken seçim seçeneği de en “pratik” yol olarak duruyor. Seçime kadar maaşları öde, seçim yasaklarının arkasına sığınarak seçmene “bizi seçin, çözeriz” mesajı ver. Gelinen aşamada akıllıca değil mi?
Hükümet kendince doğru olanı yapıyor. Kaşa tam takır kuru bakır… seçime kadar hem maaşları ödemek, hem yeni destek programları ile sıkışan sektörlere nefes vermek hükümetin öncelikli görevi. Memleket kamu çalışanlarından ibaret değil… Gerçekten sektörler nefes alamıyor
İçinden geçtiğimiz dönem, toplumsal düşünmeyi gerektiren bir dönemdir. Popülizmi değil gerçeği büyütmek zorundayız. Ne yazık ki bugün tam tersi yapılıyor; popülizm yükseliyor, gerçekler ise konuşulmaktan kaçınılıyor. Hükümet radikal, muhalefet ise gerçekçi olmak zorunda…
Peki hükümet başka ne yapabilir? Asıl mesele tam da burada düğümleniyor. Son iki yılda kamunun maaş gideri 3,5 milyar TL’den 10,5 milyar TL’ye çıktı. Bu artışın temel nedeni enflasyon ve buna bağlı olarak hayat pahalılığı oranlarının doğrudan maaşlara yansıtılmasıdır.
Bu sistem, maaşların katlanarak büyümesine yol açtı; hatta döviz karşısında kamu maaşları geçmişe kıyasla daha güçlü bir noktaya geldi.
Ancak planlanan yeni uygulama farklı bir yol izliyor. Kamu maliyesi rahatlayacak, özel sektöre krediler, hibe programları hız kazanacak
Açıkçası bu tasarruf adımının da kamu çalışanı için olduğunu düşünüyorum. Bu kaynak, esasen 2026 yılında maaşların ödenebilmesi için kullanılacak. Yani ortada mucizevi bir çözüm yok; hükümetler uzaya roket göndermeyecek. Sadece mevcut yükü erteleyerek yönetmeye çalışacak.
Ancak burada asıl tartışılması gereken nokta şu: Bu toplumun tüm üretim kesimleri ciddi bir sıkıntı içindeyken, yalnızca kamu maaşlarına uygulanacak hayat pahalılığı üzerinden bir tartışma yürütmek sağlıklı değildir. Çünkü bu devlet uzun yıllar kamu çalışanına iyi baktı
Aynı şekilde hayvancı da, turizmci de, sanayici de, eğitim sektörü de iyi dönemler yaşadı. Bugün ise genel bir kriz var. O zaman, toplumun tüm kesimlerinin ortak akılla hareket etmesi kaçınılmaz. Keşke seçim önce toplumun elini kolunu bağlayan yasalarla ilgili de ortak adım atılsa
Bu kriz derinleşirse sendikaların sert tepkiler vermesi kaçınılmaz görünüyor. Ancak şunu da açıkça söylemek gerekir: Üretim kesimleri bu durumdayken, hayat pahalılığının eksiksiz şekilde uygulanmasını savunmak kolay bir argüman değildir.
Hükümetin elindeki tüm argümanlar toplumsal kalkınma için seferber edilmeli. Kalkınma Bankası da bu süreçte elini taşın altına koyacak formüller üretebilmeli. Kısacası, hem seçim süreçlerini geçirmek, hem de savaşın etkilerini azaltacak formülleri bulmak zorundayız…
- Bu ülkede en büyük eksiklik yasa değil, denetimdir
- Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için önce karakterini toparlaması gerekiyor
- Lefkoşa'nın nefes alacağı güzelim park pisliğe teslim edildi...
- Siyaset kendi sorunlarını çözmekten aciz...
- Siyaset kurumu hiç bu kadar kötü olmamıştı
- UBP'de krizler bitmedi, vatandaşın da iki yakası bir araya gelmedi
- Vatandaş kaderine terk edildi
- Döviz aldı başını gidiyor...
- Vicdanlı, kendini düşünmeyen siyaset insanlarına ihtiyacımız var
- Hiç kimse, hukukun üstünde olmamalı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































