Advertisement

Advertisement

Kasa boş, kriz büyük...

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
18/03/2026


Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


HÜKÜMETİN ELİNDE NE VAR? ÜÇ YOL… ZAMLAR DEVAM EDECEK… ZAMLAR DURACAKSA HAYAT PAHALILIĞI EKSİK ÖDENECEK… YA DA HEMEN SEÇİM… GELECEK OLAN DÜŞÜNSÜN

KÖTÜ GÜN DÜŞÜNÜLMEDEN KAMU KAYNAKLARI HOYRATÇA YOK EDİLDİ, BORÇLA BORÇ VE MAAŞ ÖDENDİ… ŞİMDİ KASA BOŞ, KRİZ BÜYÜK, YÖNETİCİ KADROLARI YETERSİZ

İçinden geçtiğimiz günlerde hükümetin aslında çok fazla seçeneği kalmadığını görüyoruz. Ya bir an önce erken seçime giderek hükümet sorumluluğunu üzerinden atacak ya da radikal kararlar alarak ülkeyi ekonomik olarak düzlüğe çıkarmaya çalışacak.

Çünkü ortada küçümsenecek bir tablo yok. Büyük bir ekonomik kriz var ve bu kriz yalnızca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni değil, bütün dünyayı sarmış durumda. Dünyayı saran bu krizin elbette bize de yansımaları olacak.

Turizm bundan en sert etkilenecek sektörlerin başında geliyor. Görünen o ki turist gelmeyecek, en azından kısa vadede gelmeyecek. Bayramda, Kuzey Kıbrıs’taki otellerde doluluk oranı yüzde 20 seviyelerinde kaldı. Turizm sektörü için bu oran ölüm demek, ölüm…

Dünyada yükselen akaryakıt fiyatları ise doğrudan bizim ekonomimizi vuruyor. Petrol fiyatları arttıkça Kuzey Kıbrıs’ta akaryakıt fiyatları da fahiş şekilde yükseliyor ve yükselmeye devam edecek gibi görünüyor. Akaryakıt fiyatlarının artması ise tek başına bir sorun değil.

Bunun arkasından elektrik fiyatlarının da yükselmesi bekleniyor. Nitekim Başbakan bu konuda ilk sinyalleri vermiş durumda. Akaryakıt fiyatlarındaki artış devam edeceği gibi, Kıb- Tek de üç vakte, zam açıklayacak. Benim bilgim, yüzde 25 civarı bir zam olacağı…

Peki hükümet bu tablo karşısında seyirci mi kalacak? Elbette kalamaz. Ama görüyoruz ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin maliyesi bu krize hazırlıksız yakalanmış durumda. Kasa tam takır, kuru bakır. Üstelik kapıda ödenmesi gereken yaklaşık 13 milyar Türk liralık bir borç var.

Bunun 6 milyar Türk lirası nisan ayında ödenecek. Maaş ödemeleri ile birlikte nisan ayında en az 8 milyar Türk liralık yeni bir borçlanma gündemde. Üstelik en son yapılan borçlanmanın 6 milyar Türk lirası olduğunu da unutmamak gerekiyor. Hem borç kapatmak, hem maaş ödemek için borç yükü büyüyor

Peki hükümetin elinde ne var? Zam. Ama zam demek çözüm değil. Zam demek yıkım demek. Zam demek ekonominin geriye gitmesi demek. Zam demek işletmelerin kapanması, işsizliğin artması ve toplumun fakirleşmesi demek. İflasların peşi sıra gelmesi demek

Hükümetin elinde en güçlü silah kamuda ödenen maaşlar. Bugün devlet topladığı tüm vergilere rağmen yalnızca maaşları ödeyebilmek için yaklaşık 2 milyar Türk lirası daha borçlanmak zorunda kalıyor. Bu nedenle masadaki en kritik başlıklardan biri hayat pahalılığı uygulaması.

Tartışılan formül şu: Ocak, Şubat ve Mart aylarında oluşan üç aylık hayat pahalılığı oranı Haziran ayı sonrası maaşlara yansıyacak. Üç aylık HP ise, bekleyecek. Yani altı aylık hayat pahalılığı yerine üç aylık bir artış uygulanması ve Aralık ayına kadar bu şekilde devam edilmesi.

Bu yöntem kamu maliyesine kısa vadede ciddi bir nefes aldırabilir. En büyük soru işareti sendikalar. Sendikaların böyle bir uygulamaya izin vermesi olası değil. Buna rağmen giderlerin kısılması ve mali disiplinin sağlanması için kısa vadede atılabilecek en gerçekçi adım da bu…

Hükümet böyle bir kararı alacak cesareti gösterebilir mi? Açıkçası emin değilim. Böyle bir çalışma yapıldığı konuşuluyor ancak hayat pahalılığı konusunda nasıl bir adım atılacağı henüz kamuoyuna açıklanmış değil. Kişisel görüşüm bu krizde, mantıksız bir adım değil…

Bir başka gerçek ise şu: Kamu maliyesi bu noktaya bir günde gelmedi. Yanlış harcamalar, kontrolsüz istihdamlar ve kaynakların verimli kullanılmaması maliyenin bugün bu kadar kırılgan hale gelmesinde ciddi rol oynadı. Elbette bu kriz yalnızca hükümetin eseri değil.

Bu uluslararası bir ekonomik kriz. Ama “dünya krizde, yapacak bir şey yok” demek çözüm değil. Eğer devletin kasasında iki kuruş para olsaydı bugün akaryakıta bu kadar sert zam yapılmazdı. Eğer kamu maliyesi güçlü olsaydı elektrik zammı bu kadar güçlü şekilde gündeme gelmezdi.

Teşvik paketleriyle, fiyat istikrar fonuyla bu kriz döneminde vatandaşın sırtındaki yük hafifletilebilirdi. Ama görünen o ki önümüzdeki günler çok daha hareketli geçecek. Sendikalar sokağa inecek. Hayvancılar sokağa inecek. Çiftçi sokağa inecek.

Toplumun farklı kesimleri yaşanan ekonomik sıkıntılara karşı tepkisini gösterecek. Hükümetin önünde iki net yol var. Birincisi kamu maliyesini disipline edecek radikal tedbir almak. Giderleri azaltmak, gelirleri artırmak ve devletin mali yapısını yeniden ayağa kaldırmak. İkincisi ise erken seçim.

Haziran ayında yapılacak bir erken seçim, hükümeti seçim yasaklarının içine sokar. Yeni istihdamların, partizanca harcamaların ve seçim ekonomisinin önüne geçilir. Toplum sandığa gider ve kimi iktidar seçerse Temmuz ayından itibaren o hükümet hem hayat pahalılığı hem de ekonomik tedbirler konusunda yeni bir yol haritası ortaya koyar.

Uluslararası bir buhranı, toplumsal dayanışma ile aşacak bir birlikteliğimiz yok bizim. Her kesim kendi zümresel çıkarlarına daha çok sahip çıkma derdinde olacak. Bu sınav, halkın olduğu kadar hükümetin de sınavı. Bakalım bu liderliği hükümet gösterebilecek mi?

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.