Kuralları koyup kendisi delen bir sistemden vergi disiplini çıkmaz
04/05/2026
Hüseyin Ekmekci
VATANDAŞIN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ SEYRÜSEFER ÇIKARMIYOR, MUAYENESİZ ARAÇ KULLANIYOR, SİGORTASIZ… EHLİYETSİZ… DEVLETİN RESMİ RAKAMLARI BUNU SÖYLÜYOR… PEKİ NEDEN?
DENETİM ÖZÜRLÜ BİR YAPI… TEKNOLOJİYE İNANMAYAN BİR DEVLET… DEVLETE VERGİ VERMEK İSTEMEYEN VATANDAŞLAR… NERDEN BAKSAN TUTARSIZ… YAZIK BU ÜLKEYE
Vatandaşların, “zorunlu” vergi ödemesi gereken, ödemediğinde de ciddi cezalarla yüzleşeceği alanlar var. Seyrüsefer, ehliyet, araç sigortası, araç muayene gibi… Üstelik hiçbiri de ucuz değil ve her yıl ödemek zorundayız. Peki vatandaş zorunlu olduğu halde ödeme yapmıyorsa?
Sebebi ne olabilir? Ya parasızlık, fakirlik, alım gücünün düşmesi… Ya da vergiyi vatandaştan alıp, nasıl kullanacağına karar veren iktidarlar, parayı har vurup harman savurursa… Her ikisi de bu ülke açısından oldukça utanç verici. Hele hele aylık eksilen kaynak 3 milyarı bulduysa…
Hadi devletin kendi açıkladığı rakamlara bakalım: Seyrüsefer izni çıkarması gereken araç sayısı 447 bin 592… 300 bin 290’ı seyrüsefer çıkarmış, 2025 yılında. 147 bin 302 araç devlete tek kuruş vergi vermeden yollarda. Devlet 1.5 milyara yakın Seyrüsefer vergisi almış, bir o kadarı kaçak…
Daha vahimi var… Sadece 125 bin araç muayene yaptırmış. 322 bin 592 araç, yani büyük çoğunluk, kontrolsüz şekilde trafikte. Devlet seyrediyor… Düşünsenize, denetim özürlü devlet, bu araçlara yol izni veriyor. Hangi tehlikenin yolda olduğunu bilmiyoruz bile…
Bu tablo bir istatistik değil, bir çöküşün fotoğrafı.
Sigortası olanla olmayanı da açıklayın, görelim tam resmi. Kim ödüyor, kim ödemiyor bu ülkede herkes biliyor aslında. Ve bu ülkede artık “ödeyen enayi, ödemeyen akıllı” sayılıyor. En tehlikeli kırılma tam da burası.
Sadece araçlar üzerinden toplam Yüzde 70’lere varan vergi kaçağı… Devleti söğüşlemek normalleşmişse, orada hukuk çökmüştür. Sonra dönüp “para yok” deniliyor. Elbette yok… çünkü toplanmıyor, çünkü takip edilmiyor. Ödeyen enayilerle yetiniyor devlet, gerisini takip etmiyor
Yollar bozuk, hastaneler yetersiz, okullar dökülüyor. Kaynak yok deniliyor ama gerçek başka. Kaynak var… ama kayıt dışı, denetimsiz, sahipsiz. Teknoloji çağındayız diyoruz… ama bir düğmeye basamıyoruz. Kim ödedi, kim ödemedi göremeyen bir devlet olabilir mi? Olursa böyle olur.
Bir zamanlar kurulan kamera sistemi kaldırıldı.
Yenisi kurulamadı… çünkü irade yok. Denetim yoksa devlet yoktur. Devlet yoksa kural yoktur. Kural yoksa herkes kendi düzenini kurar. Bugün yaşadığımız tam olarak budur. Sahi, bu devlet her ay 10.5 milyar TL maaşı kimlere, neden ödüyor?
Ama mesele sadece teknik değil… mesele güven.
Gönyeli’de tahsilat yüzde 90’lara nasıl çıkıyor?
Mehmet Harmancı döneminde Lefkoşa’da neden arttı? Murat Şenkul ile Girne’de neden insanlar vergilerini ödüyor? Basit… Çünkü vatandaş aldığı hizmeti görüyor. Çünkü vatandaş yönetenlere inanıyor.
Güven varsa vergi gelir. Adalet varsa insanlar kaçmaz. Ama ihale tartışmaları, partizan istihdamlar, yolsuzluk iddiaları varsa… Hiç kimse gönüllü olarak elini cebine atmaz. Vatandaş aptal değil… sadece kırgın ve güvensiz. Özetle, Devlet önce aynaya bakmalı.
Sorun sadece vatandaş değil. Sorun, vatandaşa örnek olamayan yönetim anlayışı. Kuralları koyup kendisi delen bir sistemden vergi disiplini çıkmaz.
Adaleti tesis etmeden tahsilat beklemek hayaldir.
Bu düzen sürdürülemez. Ya devlet ciddiyetine dönecek… ya da bu çöküş derinleşecek. Budur
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- Siyasetin çözmesi gereken tarihi bir meseleyi bireylerin üzerine yıkarak adalet sağlanamaz
- Kıbrıs’ta sadece diplomasi değil, dengeler de değişiyor…
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































