Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
14/07/2026
Hüseyin Ekmekci
İKİ KIZI DA TACİZ EDİLMİŞ BİR ANNEYİ SOKAKTA BIRAKMAK, HESAP SORMASINI ENGELLEMEK… YA KAYAD OLMASAYDI? YA MİNE ATLI PEŞİNE DÜŞMESEYDİ?
POLİSE GİDEN BİRÇOK YABANCI HAKKINI ARAYAMIYOR… POLİSİN İŞİ BAŞINDAN AŞKIN DİYE İNSANLAR DERDİNİ ANLATAMIYOR, KAÇAĞA DÜŞÜYOR, SINIR DIŞI EDİLİYOR, ADALET YERİNİ BULMUYOR
Girne’de iki küçük kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklanan zanlı yargılanmaya başladı. Zanlı tutuklu yargılanıyor. 64 yaşında… Hukuk görevini yapar. Buna inanıyorum. Ama olay bize başka bir gerçeği gösterdi. Dram içinde dram…
İki kız annesi Jordan Kelly’nin Kadından Yaşama Destek Derneği (KAYAD) tarafından paylaşılan videosunu izlerken ağlamayan kaç kişiyiz? Ağlayarak anlattığı her cümlede yalnız bırakılmış bir annenin çaresizliği vardı. Çocuklarını korumaya çalışan bir anne ve kör sağır bir devlet
Daha da acısı şu… Anne, polise gideceğini zanlıya söyledi . Zanlı güneye kaçtı. Güneyde de hakkında şikâyet yapıldı. Bu kez kuzeye kaçtı. Aradan geçen bu süreçte Güney'de Baf'ta kalan şahıs, orada da tutuklanacağı korkusuyla Kuzeye geçeken, Beyarmudu Sınır Kapısı'nda tutuklandı…
Bir anne düşünün. Çocuğu O’na “Bana bunu yaptı” diyor. O andan sonra artık nefes alışınız değişiyor. Dünyaya başka gözle bakıyorsunuz. Tek düşünceniz çocuğunuzu korumak oluyor. Jordan Kelly de bunu yaptı. Kapıları çaldı… Anlattı… Bekledi… Tekrar anlattı…
Ama kendi ifadesiyle, “Karşıma çıkan her kapı yüzüme kapanıyordu.” İşte insanı en çok acıtan cümle de bu. Çünkü o artık sadece istismara uğrayan iki çocuğun annesi değildi. Hakkını ararken sistemin içinde kaybolan bir anneye dönüşmüştü.
Elbette polis teşkilatı içerisinde fedakârca görev yapan, gece gündüz çalışan çok sayıda polisimiz var. Ancak son yıllarda vatandaşlardan en fazla duyduğumuz şikâyetlerden biri de bu. İnsanlar büyük bir acıyla karakola gidiyor. Derdini anlatmaya çalışıyor.
Karşılığında ise çoğu zaman “işimiz çok”, “yoğunuz” gibi cevaplarla karşılaşıyor. Her dosya aynı değil ki. Özellikle çocukların mağdur olduğu olaylarda zamanla yarışılır. Dakikaların bile önemi vardır. Polis içerisinde bunu bilmeyen varsa, buna kayıtsız kalan varsa; teşkilatta işi yoktur…
Bu nedenle Polis Genel Müdürü Ali Adalıer’in bu süreçle ilgili idari bir inceleme başlattı. Polisin elindeki rapor, annenin KAYAD videosundaki bazı iddiaları ile çelişiyor. Buna rağmen, adaletin yerini bulması ilgili şahsın güneye kaçması nedeniyle yaklaşık bir ay gecikiyor...
Jordan Kelly bu ülkeye yeni bir hayat kurmaya gelmiş bir kadın. Farklı dili, farklı dini, farklı kültürü olan bir ülkede iki çocuğunu büyütmeye çalışıyor. Böyle insanların devlete güvenmekten başka seçeneği yoktur. Devlet onları koruyamazsa, onlar kime güvenecek?
Türkiye’den gelen bir inşaat işçisinin çalışma izni düşürülerek sınır dışı edilmesi… Türkmen bir kadının aylarca bakıcılık yaptıktan sonra maaşı ödenmeden çalışma izni yenilenmeyerek ülkeden gönderilmeye çalışılması… Bunlar da son dönemde gündeme gelen insan hikâyeleri.
Kuzey Kıbrıs çok sayıda yabancı işçi, öğrenci ve aileyi ağırlayan bir ülke haline geldi. Bununla birlikte insan haklarını koruyacak mekanizmaları da aynı hızla güçlendirmek zorundayız. Aksi halde nüfus artarken mağduriyetler de artmaya devam edecek.
İşte, herkesin sustuğu noktada bir el uzandı. Kadından Yaşama Destek Derneği… Belki hukuki süreci onlar yürütmeyecek. Belki mahkeme kararını onlar vermeyecek. Ama en azından bu anneye, “Yalnız değilsin” dediler. Derdini dinlediler, yol gösterdiler, ışık oldular…
İyi ki KAYAD var. Çünkü bazı insanlar yalnızca dosyaları takip etmez; kırılmış hayatlara da sahip çıkar. Bu ülkede hiçbir anne, çocuğunun istismara uğradığını anlatırken ikinci kez mağdur olmamalı. Çocuklar, devlet kurumlarının yavaşlığı ya da umursamazlığı yüzünden mağdur kalmamalı
Ve hiçbir anne, gözyaşlarını kameraya dökmek zorunda kalmamalı ki sesi duyulsun. Eğer bugün Jordan Kelly’nin sesi duyulduysa, bunda cesaretinin payı kadar, ona “Vazgeçme” diyen insanların da payı var. KAYAD’ın bu çabası işini savsaklayan devlet kurumlarına da örnek olsun…
NOT: Polis 13 Haziran'da şikayeti alır almaz tutuklama kararı aldırdığını ve sınır kapılarına da uyarı gönderildiğini belirtiyor. Nitekim, ilgili şahıs da Kuzeye geçerken yakalanıyor. Annenin ifadesinde "kuzeye girdiği" söylense de polis kaynakları bunu yalanlıyor. Bu konuda sanırım Polis ve KAYAD ile aile arasında bir iletişim kopukluğu yaşandı...
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- Siyasetin çözmesi gereken tarihi bir meseleyi bireylerin üzerine yıkarak adalet sağlanamaz
- Kıbrıs’ta sadece diplomasi değil, dengeler de değişiyor…
- Bu Kaçak Mallar Kimin İçin Geldi?
- Tek bir gerçeğimiz var; bilet fiyatları çok pahalı
- Kalıcı barış, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinden geçer
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































