Trafikte her gün birileri hakarete uğruyor, sövme duyuyor, darp ediliyor…
17/03/2026
Hüseyin Ekmekci
SOKAKLAR HIZLA DAHA GÜVENSİZ… TRAFİKTE HER GÜN BİRİLERİ HAKARETE UĞRUYOR, SÖVME DUYUYOR, DARP EDİLİYOR… SON İKİ GÜNDE İKİ KİŞİNİN AĞZINI BURNUNU KIRDILAR…
TÜRKİYE BU SOKAK MAGANDALARINA SAVAŞ AÇTI… İŞE CEZALARI ARTIRARAK BAŞLADI.. 180 BİN TL PARA CEZASI VAR, HADİ ADAMSAN SOKAKTA BİRİNİN ÖNÜNÜ KES, DARP ET, HATTA BAĞIR BAKALIM…
Bir sürü dert arasında, sokaklarımızı da şiddet yanlıları esir aldı. Trafikte tartışmalar hızla artarken, son iki günde Girne’de, iki farklı kişinin ağzını burnunu kırdılar. Sebep? “Yer vermedi…” “Sövdü bana….” Giderek artan sokak dehşetine dur demenin vakti geldi…
Furkan Aydar… 13 Mart Tarihinde trafikte yaşanan bir tartışmanın ardından olay yerine çağrılıyor. Olay yeri Alsancak… Gidiyor. S.Ö isimli bir şahsın ağzını burnunu kırıyor… Neden? Efendim kendisini olay yerine çağıran bir kadın, “gel da yolda önümü kestiler” falan diyor. Sorgusuz sualsiz olay yerine gidiyor ve adam darp ediyor…
Mahkemede polis öyle şeyler sunuyor ki, inanılmaz. Olay yerinde kavgaya çağıran kadının dosyasında alkollüyken “darp” suçu var. Olay yerine gelip ağız burun kıran şahıs da “halen yargılandığı” bir darp davasına sahip… Mahkeme serbest bırakıyor, yurt dışına da çıkamıyorlar… Kavgaya devam
Olay yeri bu kez Girne… Bu kez 3 kişi… Erdinç Dinç, Kürşat Arslan, Gökalp Koru… Çatalköy- Esentepe arasında, trafikte sözlü tartışma yaşanıyor. Üçe bir… altlarındaki kiralık arabadan iniyorlar. Y. U isimli bir şahsa abanıyorkar… İlgili şahsın vücudu mosmor, yüzünde kırıklar var…
Olay yerinden kaçıyorlar tabi. Girne Polisi iz sürüyor. Kavga ederken “erkekler” ama, hemen topuk… Kameralar, takip sistemleri ile üç şahsa ulaşılıyor. Araç da kiralık tabi. İz sürülüyor. Tutuklanıyorlar… Üç kişi, bir kişinin ağzını burnunu kırıyor, savunmaları da hazır: Bize sövdü
Türkiye’de benzer olayda cezadan korkanlar, KKTC’de ağız burun kırıyor. Çok rahat bir şekilde KKTC’de sokak aralarında tartıştıkları şahısların üzerine araba sürüyorlar, darp ediyorlar… Hakaret ediyorlar. Hatta öldüresiye dövüyorlar, baygın halde bırakıp kaçıyorlar. Peki Türkiye bu vandallarla nasıl mücadele ediyor?
Türkiye’de trafik güvenliği ile ilgili önemli bir yasal düzenleme yürürlüğe girdi. Trafikte kavga eden, yol kesen, araç sıkıştıran ya da makas atarak insanların hayatını tehlikeye atanlara artık çok ağır cezalar uygulanacak. Amaç çok açık: Trafikte şiddeti ve magandalığı caydırmak.
Türkiye’de bu yıl geçerli olacak şekilde yeni bir yasa yapılmış. Yeni düzenlemeye göre trafikte araçtan inip kavga eden, tehdit eden ya da saldırgan davranış sergileyen sürücülere 180 bin TL para cezası kesiliyor. Yanlış okumadınız, tam 180 bin TL. Türkiye’de altı asgari ücret demek bu…
Hayır, sadece para cezası ile de bitmiyor bu suçun cezası… Bununla birlikte ehliyetlerine 60 gün el konuluyor ve araçları da 30 gün trafikten men ediliyor. Eğer olay fiziki saldırıya dönüşürse bu kez ceza hukuku devreye giriyor ve hapis süreci başlayabiliyor.
Benzer şekilde trafikte başka bir aracı sıkıştırmak, ısrarla takip etmek ya da sürücüyü taciz etmek de artık ağır yaptırım kapsamına alındı. Bu tür davranışlarda bulunanlara yine 180 bin TL para cezası ve ehliyete el koyma cezası uygulanıyor. Amaç, trafikte güç gösterisine dönüşen bu tehlikeli davranışları tamamen ortadan kaldırmak.
Bir başka önemli düzenleme ise yol kesme ve trafiği bilinçli şekilde engelleme ile ilgili. Türkiye’de artık trafikte yolu kesen, aracıyla yolu kapatan veya kavga amacıyla trafik akışını durduran sürücülere 90 bin TL para cezası veriliyor. Sokak kabadayılarına geçit yok Türkiye’de
Başka? Tehlikeli sürüş de kapsam içine alındı. Makas atmak, drift yapmak ya da bilinçli şekilde riskli araç kullanmak artık ciddi yaptırımlarla karşılaşıyor. Bu tür ihlallerde de 90 bin TL para cezası, ehliyete el koyma ve aracın trafikten men edilmesi söz konusu.
Türkiye’de giderek artan sokak terörüne karşı, devlet yasayla ciddi yaptırımları gündeme alıyor ve uyguluyor. Türkiye’de aynı suçu işlemekten korkan, turist olarak geldiği KKTC’de kendini tatmin edebiliyor, ağız burun kırarak. Biz pasaportunu alıp, sokağa salıyoruz
Sokakları şiddet daha fazla esir almadan, ağır yaptırımları gündeme almak, boynumuzun borcudur. Burası huzur adası, sokakta nezaketen hakim olması gerekiyor. Yeniden. Birbirine yol veren, yaya geçidinde duran, güleryüzlü şoförler… Çok geç olmadan, Türkiye’yi örnek almamız gerek, hemen…
- Seçmenin öfkesinin arkasına saklanmak kimseye bir şey kazandırmaz
- 20 Temmuz'u doğru okumak zorundayız
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- TÜM YAZILARI için tıklayınız












































































































































