HABER KIBRIS

Denizlerin dalgası, gençliğimizin ve çocuklarımızın da ‘Selda’sıydı. Ya şimdi?

ads
06/10/2018


Halil Paşa


1960’ın sonu ile 70’in başlarında ortaokul ve lise yıllarımdı. Bazen tek, bazen de iki enstrümanın eşlik ettiği türkülerini severek zevk alarak dinlerdik.  

“Tatlı Dillim”, “Çemberimde Gül Oya”, “Mapusane İçinde Mermerden Direk”…

Denizler asıldığında, “Kalenin Dibinde Üç Ağaç İncir”  ve “Adaletin Bu Mu Dünya?”  ile ses vermişti.

Gençtim, solculuk ile yeni yeni tanışıyordum ve onun “Denizlerin dalgası” olması bende ona karşı büyük bir saygı ve hayranlık uyandırıyordu.

Uğru Mumcu için bestelediği “Uğurlar Olsun” türküsü de, hem hayranlarının ve hem de 12 Mart ve 12 Eylül mağduru 68 ve 78’lilerin gönlünde ikinci kez taht kurmasını sağlamıştı.

Akrabası Serenat Bağcan kadar güzel okumasa da, benim gibi “Mağusa Limanı” türkümüzü de ona yakıştıranımız çoktu.

Bu hafta başında Girne Amfi Tiyatrosundaki  konserinde adeta izdiham yaşandı.

İşin ilginci, yalnızca onun 60 ve 70 yaş kuşağı hayranları değil, gençlerin de akınına uğradı amfi tiyatro.

Hani sahnede “telaş içerisinde ileri geri yürüyen, çırpınan yaşlı bir teyze” gibi bir görüntü veriyor olsa da, hala seviliyor ve dinleniyordu işte.

Ancak bir ara türkülerini ezbere okuyan izleyicilerine dönüp de; “ne de olsa burası Yavruvatan” dedi ve böylece az sonra vereceği “milli mesajları” için de ilk girizgahını yapmış oldu.

Belediye Başkanı Nidai Güngördü, seçim döneminde bile bir arada görmediği bu kadar çok kalabalığı pas geçmemek için konserin ortasında şarkı arasında sahneye çıktı. Mikrofonu eline geçirdi. Elbette türkü söylemedi. Hani o da eski bir 78’li. Repertuarında birkaç Selda türküsü vardı var olmasına da. Bildiği işi yaptı. Fırsat bu fırsat, nutuk salladı.

“Selda… arkadaşımız” dedi konuşmasına başlarken. Orada birisi araya girip “Bağcan” diye soyadını zikretti. Bazıları başkana güldüler. O gülenlere şunu hatırlatırım. Selda sesini duyurduğu 1970’lerde “Bağcan” soyadını kullanmıyordu. Benim, yani Nidai’nin kuşağı onu Selda diye tanır. Konu açılmışken o gün ona gülen o çok bilmişlere hatırlatırım!

Başkan, “Türk Dünyasının en büyük sanatçısı”  diye devam ettiği sözlerinin sonunu getirmeden, Selda araya girip; “Türk Dünyası ha!...” diye serzenişte bulunmuştu ki; Nidai de altta kalmadı. 68 kuşağından giriş yaptı, içinden geldiği 78 kuşağından çıktı ve Madımak Oteline kadar devam etti. Böylece, askeri cuntalara da, köktendincilere de haddini bildirdi. Eh arkasından da alkışı da kaptı. Bu nabza göre şerbeti belli ki çok iyi biliyor! Yoksa kolay mı üst üste iki kez Girne’ye belediye başkanı seçilmek!     

Selda araya girip “üç askeri darbe görmeyen yanıma gelmesin” deyip askeri darbelerin karşısında olduğunu mu hatırlattı?

“Elbette” diyeceksiniz.

Ama hayır!

Onun hayranı orta yaştan bir kişi, elinde bir hediye tam sahneye çıkmak istediği anda belediye görevlileri tarafından tam yakalanmışken, Selda’nın bir işaretiyle serbest bırakıldı. Selda hediyeyi sordu, o da uzatılan mikrofona “dünyanın en büyük lideri”  diye ses verdiği Atatürk’ün yer aldığı Türk bayrağını verdi. Bayrak açıldı ve alkışlar arasında orada bir enstrümanın üzerine serildi.

Sonra mikrofondan Selda’nın sesi yükseldi: “Denktaş’ın resmi de yok mu? Onu da koyalım buraya!” 

Döndü ve bas gitara yaşından beklenmeyen çeviklikte bir hareket çaktı ve davul eşliğinde seyircilere “Mustafa Kemalin Askerleriyiz” sloganını attırdı.

Kaçmak için ayağa kaktığımızda kendini izlemeye gelen ahali ile “İzmir Marşını” okumaya başlamıştı bile. Hızını alamadı, kendi gibi askerlerle iki kere okudu aynı marşı.

Dışarıda pek çoğu solcu yüksek sesle konuşuyordu?

Türkiye’nin en iyi solcusu asker ve Denktaşçıysa eğer…

Ne çok istenen “Mağusa Limanı”, ne 12 Mart askerlerinin idama gönderdiği üç devrimcinin, “Kalenin dibinde üç ağaç inciri” her askeri darbede ve olayda devrimcilerin  içeri tıkıldığı “Maphusanenin İçinde Mermerden Direk” türküleri…

Ertesi gün sanal medyada hayal kırıklıklarını paylaştı Selda hayranları:

“Yollar kesilmiş, şehir yenilmiş neylersin...”

“ Bir çocukluk kahramanımı daha, çocukluğuma gömmenin üzüntüsün ağırlığı bastırmakta, neylersin”…

“Bu yıl onu da Şafak nöbetine davet etsinler”

ve nihayet Hüseyin Ekmekçi'nin “Annan Planı sonrası, Kıbrıs’a geldi, meydandaki on binlerin resmîni çerçeveletip, götürdüm, almadı... “Ne çözümü, emperyalistlerin oyuncağı oldunuz” sözleri de ok gibi saplandı yüreğime. Doğrusu “Kıbrıs Sorununun çözümü” konusunda Perinçek ve Denktaş ile Selda’nın aynı düşündüğünü bilmiyordum.  

Konser hakkında düşüncem mi?

Bir Selda vardı. Denizlerin dalgasıydı. Şimdi o artık hem asker olmuş, hem Denktaş’ın dalgası.

 

Bu habere tepkiniz:
TAGS: Denizlerin dalgası, gençliğimizin ve çocuklarımızın da ‘Selda’sıydı. Ya şimdi?, halil paşa
MANŞETLER

HK Halil Paşa

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems