HABER KIBRIS

Ya Bir de Komünizm Gelirse Girne’ye

ads
09/12/2017


ads

Halil Paşa


REKOR VE MADALYA

Girne’de ilkokul müdür, öğretmen ve velilerle konuşuyorum. Okullarda pek çok sınıfta 30’un üzerinde öğrenci var. Öğrenci sayısı arttıkça her eğitim bakanı okullara ilave birkaç inşaatla sınıf inşa ediyorlar. Bu yüzden pek çok okulda artık öğrencilere oyun alanı da kalmamış. Tuvalet başına düşen öğrenci sayısı arttığı için o da ayrı bir dert. Kantinden alış veriş yapıncaya kadar teneffüs bitiyor. Sınıflardaki öğrenciler gittikçe kalabalıklaşıyor. Yakın bir zaman önce, bir ilkokulda, sınıftaki öğrenci sayısı 40’ın üzerine çıkınca rekor olarak kayda geçmiş. Kolay mı 40 küsur kişilik sınıfta eğitim vermek ya da öğrenmek? O ilkokulun o sınıfının hem öğretmen ve hem de öğrencileri madalyayı hak ediyorlar.

YATIRIM VE KALKINMANIN, OKULSUZ BIRAKTIĞI ÇOCUKLAR

Girne’de bu yıl ilk defa 83 ana ve ilkokul çağında çocuk, gidecekleri devlet okulu bulamadılar. KTÖS, Girne İnisiyatifi, konuya duyarlı müdür ve öğretmenler, yine kendileri gibi duyarlı velilerle birlikte, eylem kararı aldılar. Seslerini duyurmak için. Eylemden bir gün önce istifa eden Eğitim Bakanı Berova’nın yerine görevi devralan ve aynı zamanda Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanlığı görevlerini de yürütmekte olan Serdar Denktaş’ın görüşme talebi üzerine bakanlığa gidildi. Denktaş Girne’de arazinin bulunduğunu, paranın hazır olduğunu söyledi. Bakanlık yetkilisi Rauf beyi de, yeni ilkokul binasının yapımı için derhal çalışmaya başlaması için görevlendirdi.

Eylem gerçekleşmezden saatler önce, yeni ilkokul binası için inşaatın en erken bir zamanda başlayacağını ve KTÖS ile bu konuda anlaşmaya varıldığını duyurdu yeni Eğitim bakanı.

Benzer sözler daha önce de pek çok bakan tarafından verildiği için de kararlaştırıldığı gibi eylem yapıldı. Çocuklar, velileri, öğretmenler ve Girne İnisiyatifinden bir grup, Girne sulu çemberinde, “çocuklar okulsuz kalmasın” diye, pankart açtılar, düdük çaldılar. Alt yapısız ve imar plansız bir biçimde beton ormanında boğulan Girne’nin, hızla ve kontrolsüz bir biçimde artan nüfusuna rağmen devletin okul yapmamaktaki inadını teşhir ettiler.  Beş yıldızlı otellerin kumarhaneleri için peşkeş çekilecek kamun arazileri vardı da, o beş yıldızlı otellerin çalıştıracakları işçilerin çocukları için gidecekleri okullar için ne arazi vardı, ne de para!.

“Yatırımcılara” sudan ucuz arazi ile vergi muafiyeti düşünülmüştü. Ama otellerinde çalıştıracakları işçilerine ödeyecekleri ücret, ya da çalıştıracakları işçilerin ailelerine barınak hükümetin-devletin umurunda bile değildi. Ama bir sorun daha vardı. Bu otellerin çalıştıracakları işçilerin çocuklarının okula gitmesi için okul, öğretmen ve donanımı gerekiyordu. Trafik de buna göre planlanmalıydı. Bunca katlanılacak maliyetin bedelini kim karşılayacağı da hesaplanmış ve planlanmış mıydı?

Hükümet ve bakanları, deniz kıyılarının beton yığınına dönüşmesine “yatırımcıların” lehine aracı olur ve adaya “kumarcı dolacak, gelirimiz artacak” cingözlüğü ile bir de bunun “yatırım” ve “kalkınma” olduğu nutuklarını savururlarken, bir de baktık ki 83 işçi çocuğu, devletin okulları yetmediği için açıkta kalmışlar.

Yesinler sizin “yatırımcılığınızı” da “kalkınmanızı” da!

GİRNE’DE ÇOCUK HAKLARI

Girne Anafartalar Lisesi bir öğretmen arkadaş anlatıyor. Lisenin %30’a yakını üçüncü dünya öğrencileri. Rusya, Moldovya, Suriye, Filipin, Pakistan, Türkmenistan vb.. .

Nerdeyse okuldaki her üç çocuktan birisi, üçüncü ülkelerden…

Öğretmenlerimiz çocuklardan elbette şikayetçi değiller. Hatta çok kültürlülüğün okul için bir zenginlik olabileceği görüşünde olanlar da var.

Öğretmen çocuklardan şikayetçi değil, ama devletin “rastgele eğitim politikasından” şikayetçi!  

Çünkü bu çocukların birçoğu Türkçe bilmiyor. Türkçe öğrenmeleri için ek olarak hızlandırılmış dersler vermek gerekiyor. Bununla da sınırlı kalmayıp özel eğitim de gerekiyor. Ama hiç birisi de düşülmemiş. Çünkü nüfus akışı hükümetin kontrolünde değil.

Yatırım, ekonomik büyüme, kalkınma, arşa çıkan milli gelir, hasılı para akıllarını (siz insanlıklarını anlayın) başlarından almış…

Girne’de her gün yükselen bu beton ormanının ortasında çocuk haklarına kim zaman ayırır ki?

GİRNENİN ZARINCAYAN ÇOCUKLARI

Belki gözünüzden kaçmıştı da benim gibi haberiniz yoktu.

Öğretmenden öğreniyorum;

Geçtiğimiz yıl Girne Anafartalar Lisesi’nin birincisi Moldovyalı. İkinci gelen de Pakistanlı bir çocuk.

Öğretmenden öğreniyorum;

Çatalköy İlkokulunda dil bilmeyen çocuklar teneffüslerde yalnız oynamak zorunda kalıyor, diğer çocuklarla kaynaşamıyorlar.

Bir okulun kantin işletmecisinden dinleyen bir yakınım anlatıyor…

Bir Türk çocuk, Türkçeyi henüz sökememiş sınıftaki arkadaşına, kantinden alacağı yemiş için tercüman olmaya çalışırken olayı yakınıma anlatan kantinci tarafından o kalabalığın içinde terslenmiş:

“Okuması yazması yok mu? Bırak o konuşsun!”

Çocuk kantincinin vücut dilinden kızdığını anlayıp sessizce uzaklaşmış.

Türk çocuk kendisine Türkçe konuşamadığını anlatınca fark etmiş hatasını kantinci:

“Arkasından koştum. Gözleri dolmuştu yavrunun. Yaptığımdan utandım! Başını okşadım, gönlünü almaya çalıştım... Ahh yenile fark ettim böyle bir sürü çocuklar var okulumuzda Türkçeyi konuşamadığı için zarıncayan…”

SEÇİLENLER HEM ACİZ, HEM BECERİKSİZ VE HEM DE YETKİSİZ OLUNCA…

1974 yılında Girne’nin nüfusu 7 bindi. Aradan geçen 43 yıl içerisinde bu nüfus 100 bine ulaştı. Bu 43 yılda devlet yalnızca bir ilkokul bir de ortaokul inşa etti.

Parası olan için özel okul gırla gitsin!..

“Parası olan okula gitsin mi?” Utanın, yasa yaptınız ve “ortaokula kadar eğitim zorunlu” diye yazdınız.

Yoksa “her şeyi devletten beklemeyelim mi?” dediniz.

Peki bunca beş yıldızlı oteller, apartmanlar ve villalarla beton ormanına dönen Girne’de, belediyenin topladığı emlak vergisinin,  Belediyeler Yasasında yasal zorunluluk olan % 15’inin eğitime katkı olarak verilip verilmediğini denetleyen bir devlet kuruluşu oldu mu?

Örneğin Eğitim Bakanlığı veyahut da İçişleri Bakanlığı, ada çapında tüm belediyelerin ne kadar emlak vergisi topladıklarını, yüzde kaçını eğitime katkı olarak harcadıklarını hiç araştırdı mı?

Bu bir.

Girne, İmar Planı olmadan alt yapısız ve rastgele büyüdü. Hala da bir İmar Planı yok. Ve hala, alt yapısız rastgele ve hızla büyümeye devam ediyor. Dolayısıyla bunca yıl geldi geçti ve haliyle Girne için bir eğitim planı da olmadı.

Bu da iki.

Kıbrıs’ın kuzeyi, aldığı göçlerle, nüfusu kontrolsüz olarak büyüyen ve adına KKTC denen bir coğrafya. Kontrol edilemeyen bir nüfusa karşılık eğitimini de büyük olasılıkla hiçbir zaman planlanamayacak, her defasında seçilmişlerin evdeki hesapları çarşıya uymayacak. Ta ki nüfus artışı kontrol altına alınana ve ülkesel fiziksel bir plan çıkarma yetisi elde edinceye kadar.

Bu da üç.

Eğer devlet ve siyasal partileri ve de seçilen vekilleri; “çocukların okulsuz kalmamasını” samimi olarak istiyorsa bu üç sorun çözmeye çalışır. Bunca zamandır isteseydi çözerdi. Çünkü sorunları bilmediği için değil, muktedir olamadığı, bu devleti yönetemediği için çözemedi. 

YA 7’SİNDEN SONRA BİR DE KOMÜNİZM GELİRSE   

Seçilirse, sınıfsız toplumu kuracağını ilan etmiş olan müteahhidin, Girne’de kuracağı üniversiteyi inşa etmekte olan işçileri, haftalardır 7 gün 24 saat çalıştırılıyormuş.

Mahalleli, aylardır tozdan, topraktan, gürültüden rahatsız. Kendisine mesaj gönderen mahalleliye sınıfsız toplumu kurmayı kafasına koymuş müteahhit sabır dilemiş.

Sabredin efendim! Meğerse anketlere göre de sabır dileyen bu efendi, bu seçimlerde yıldızı en çok parlayan aday imiş. Yıldızının parlaklığı da, “Çin Seddi” gibi diktiği beton bloklardan kaynaklı olsa gerek. Bir taşla iki kuş! Ne de olsa Çin’e gitmek de farz olmaktan çıktı. Bu arada anayoldan gelip geçerken deniz yönüne bakan yolcuların, bu dünyanın “sekizinci harikalarıyla” karşılaşınca, bedavadan gözü gönlü açılıp şenleniyor…

Hem sabredin de az kaldı. Bir da bakarsınız 7’sinde komünizm de gelir Girne’ye…

TETİKÇİ

“Yatırımlarını” öve öve bitiremediği Kaya Grubunun, Karaoğlanoğlu Zeyko bölgesinde denize izinsiz müdahalesini görmezden gelmediği için Girne İnisiyatifi’ni, başka “yatırımcıların” muhtemel tetikçisi gibi göstermeye çalışan makale yazarımıza gelince…

Bir laf vardır hani;

“Ayda mı, yaşan cepte mi?” diye…

“Ayda mı yaşan” dünyadan haberin yok, yani aklın başka yerde, ya da havada demek…

Cep de senin bize yakıştırmaya çalıştığın şeydir…

TARİH GİRNEYİ ÇİRKİNLEŞTİRENLERİ AFFETMEYECEK

Bir şehir, plansız programsız, alt yapısız kumar turizmi ile zenginleştirileceği sanılır. Bunun için de en güzel kıyılarına beton bloklar dikmek yatırımcılık diye teşvik görürse ne mi olur?

İçinde yaşayanlar için kirlenir ve çirkinleşir. O  denli çirkinleşir ki, yöneticilerin düşüncelerini zehirleyen, gözlerini kör eden “yatırım, kalkınma ve para” triosu, değil içinde yaşayan insanların yaşam kalitesini planlamak, o şehirde yaşayan çocuklarının gidecekleri  okulu bile düşünmelerine fırsat bırakmaz!

Örnek mi?

İşte size canlı örnek; Girne!..

Devletin, özel okul yatırımları ile coşup, çocuklarını okulsuz bıraktığı,

Beş yıldızlı otel ve casinolardan gelecek kumar parası ile kıyılarının yağmasına ve tahribine gözünü kapadığı, insanlarının kumar alışkanlığı kazanmasına sırtını çevirdiği,

Apartman dikmeyi gelişme sandığı için trafiğin sıkışmasına, çevrenin kirlenmesine, anıt olacak asırlık ağaçlarının sökülmesine, park ve yeşil alanlarının olmadığı nefes alınamayacak bir şehri görmezden geldiği,

Kanalizasyon yetmediği için kirlenmeye ve çirkinleşmeye göz yumduğu…

Derelerini, vadilerini, dağlarını, tepelerini, çöp ve molozla doldurulmasını önlemeyi düşünmediği…

Bunca zamandır teşvik ettiği yatırımlarla çirkinleştirdiği bu şehrin, Girne’nin hikayesi, sanırım ileride üniversite ders kitaplarında, döneminin en kötü örneği olarak okutulacak.

Tarih bir ironi olarak kenti çirkinleşmesine katkıda bulunan bütün beton blokların diplomalı-eğitimli sorumlularını da yazacak…

Tarih Girne’yi çirkinleştirenleri affetmeyecek! 

Bu habere tepkiniz:
TAGS: halil paşa
MANŞETLER

HK Halil Paşa

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems