ad

Yönet(e)meyince Çürüme Kaçınılmazdır

ads
16/10/2018

ads

Halil Paşa Halil Paşa


Son yedi yıldır ikamet ettiğim Girne’de iki “Çevre İnisiyatifinin” kurucusu çok fedakar insanlarla tanıştım. Girne’deki çevre kirlenmesine karşı farkındalık yaratmak için birlikte toplantılar, eylemler yaptık. Kavşaklarda pankart açtık, bildiri dağıttık. Girne’nin yanı sıra Esentepe’den Karşıyaka’ya yaşanan inşaat furyasında, müteahhidinden nakliyatçısına, emlak sahibinden şehircilik-planlama dairesine, çevre dairesinden kaymakamlığa…

Yapılaşmaların pek çok safhasında yasalara uyulmamasına rağmen yukarıda ismi zikredilen şirket sahipleri ile  kurumlardaki müdürlerin, eğer sivil bir tepki ya da bakandan özel bir emir gelmese, yapılan yasa işleri çok da ciddiye almadıklarına ya da görmezden geldiklerine şahit olduk.

Gördüğümüz ve bilgimize gelen tüm yasadışılıkları, çevre kirliliklerini, ağaç katliamlarını  ilgili pek çok daire ve bakanlığa yazılar yazarak, radyo ve televizyon programlarına çıkarak, gazetelerde makaleler yayınlanmasını sağlayarak hem protesto ettik, hem de kamu oyuyla paylaştık. Pek çoğunun fotoğrafını ben ve arkadaşlarım birlikte çektik. Yalnızca Girne, Zeytinlik (Templos) ve Karaoğlanoğlu (Ayyorgi) civarındaki eylem ve söylemlerimizi ve de yazdıklarımızı toplasak, birkaç kitap basar, uzun zamanlı bir video sunumu yayınlarız.

Üçüncü yılına girdiğimiz İnisiyatif faaliyetlerimizde yine de pek etkisiz olduğumuz söylenemez!

Bazı olaylarda çevremizin daha çok kirlenmesine, bazı köylerimizin daha çok betonlaşmasına, bazı ağaçların kesilmesine, bazı inşaatlarda fazladan kaçak kat inşa edilmesine engel olmayı başarabildik. Hatta beş yıldızlı casinolu bir otelin yasa dışı çıktığı fazladan katı yıkmasını sağladık.

Girne’deki kirlenmenin başrol oyuncusu olarak her dönem karşımıza DP ve UBP’li politikacılar ile onların döneminde atanan üst düzey bürokratlar çıktı. Diğer partiler ise bu iki partinin enkazlarını kaldıracak kadar, bilgili, fedakar ve cesaretli bürokrat kadrolarını kuramadılar. Ne TDP, ne de CTP! HP de ortaklarına benziyor. Seçimlere girmezden önce çok şey vadeden HP, yalnızca Girne’de kirlenmenin değil, daha pek çok yasal olmayan işlere imza atan bürokratlardan hesap sormak bir yana onları değiştirmekte bile aciz kaldı.

Girne’de yalnızca oteller değil, inşa edilen pek çok apartman, yurt ve hatta ilave konutlar ciddi bir incelemeye alınacak olsa, büyük bir kısmının yasa dışı pek çok yanı olduğu ama bunun da inşa edenlerin yanına kar kaldığı kolayca görülür.

Dahası da var. Girne’de kamu malını işgal etmek, belediyeden son onayı (final approval) almadan işyeri açmak, dere yatağına izinsiz inşaat yapmak, yasalara aykırı liman inşa etmek, yasak olduğu halde denizlere, dağlara ve vadilere moloz dökmek. Bunların hepsine de şahit olmaya ve şahitlik ettiklerimizi de kamuoyuna, bakanlara ve ilgili dairelere duyurmaya devam ediyoruz.  

Bu yılın başından beridir, Girne-Lapta yeni ana yolu üzerinden gelip geçenlerin rahatça görebildiği bir noktada, üstelik de bir önceki İçişleri Bakanı’nın evinin ve gözünün tam önünde, Turistlerin ve yürüyüş gruplarının kullandığı “Şövalyeler Yolu” üzerine moloz dökmekte olan şoförün iş makinesi ile suçüstü fotoğraflarını kendim çektim. Haberi yazdım ve yayınladım. Belediye ekipleri anında geldi ve durdurdu.

Sonuç:

Vatandaş birkaç gün ara verip nefeslenmiş. Baktım geçtiğimiz gün bizimki kaldığı yerden devam ediyor. Ne gam!

Bir ikinci olay Karaoğlanoğlunda Kaya Palazzonun hemen yanındaki araziye yığdığı molozlar ve denizin içerisinde döktüğü inşaat artıkları. Arkadaşlar çevreye verilen zararı yalnızca fotoğraflarla değil, su altı kameralarıyla da yayınladılar. Çevre Dairesinden “tık” yok.

Aynı bölgede insanlar uykusuzluktan şikayetçi olunca Turizm Bakanı ve Çevre DairesiMüdürü, hem orada ve hem de Girne’nin pek çok konut bölgesinde yeni bir Gürültü Tüzüğü çıkarıp, gürültünün daha geç saatlere kadar, üstelik de 55 desibelle yayınına izin vermişler.

Kaya Palazzonun dibindeki konutta kalan ve yüksek tansiyonuna rağmen Lefkoşa’daki bakanlığın önündeki protesto eylemine kadar eşiyle birlikte gelen yaşlı adam; “yalnızca gürültü mü a oğlum; Gece kulübünün rengarenk ışıkları da odama giriyor” diye dert yanıyor bakana.

Evlerde kalanlar çevre dairesine 70 imzayla şikayet ederek müracaat etmelerine rağmen, müdür bey kendisine gürültüden şikayete gelen vatandaşların önünde, Kaya Palazzoya telefon açıp, memurlarının  “ölçüme” geleceği günü bildirmiş. Ve ölçümü de yapmış olmalı, sabahın saat 4’üne kadar uyuyamayan vatandaşa, müziğin gürültüsünün yasal sınırlar içerisinde olduğu raporunu vermiş.  

Siz olsaydınız ve sabah saat 4’e kadar gürültüden uyuyamasaydınız ne yapardınız?

Bakın çevre halkı ne yapmış?

Türkiye Çevre Dairesine başvurup, onların gözetiminde, ses kirliliği konusunda uzman olan, ODTÜ Fizik Bölümü mezunu bir genci Kıbrıs’a getirmişler. Yaptığı ölçümleri kayıt altına almışlar. Şimdi de işi mahkemeye taşımaya hazırlanıyorlar.

Buna karşılık KKTC’nin ilgili kurumları ne mi yapıyor?

Onu da yazıp bırakayım.

Geçtiğimiz günlerde Çevre Mühendisler Odası Başkanından, Çevre Dairesi Müdürünün Dünya Sağlık Örgütünün ses kirliliği ile ilgili kriterlerine  pek itibar edilmemesi gerektiğini söylemiş olduğunu öğrendik.

Ne Turizm ve Çevre Bakanı! Ne de Çevre Dairesi Müdürü!

“İkisinin evleri orada değil ya, bizi anlamıyorlar!”  diyor bölge sakinleri.

Yazık.

Yönetemiyoruz. Sonuçta vatandaş yönetenlere güvenmeyince, piyasanın açgözlü sermayesi de fırsat bu fırsat bu kargaşa ortamında minimum maliyet ve işle maksimum getiriyi sağlayacak kapitalizmin o vahşi kural tanımazlığını içselleştirir.

Bu olay topluma yayıldığında ise karşılıklı olarak yönetenler ve yönetilenler katında çürüme başlar ve habis bir tümör gibi topluma yayılır. Korktuğum böyle bir çürümenin uzun zamandır toplumda yaşanmaya devam ettiğidir.

16/10/2018 16:52
ad
Bu habere tepkiniz:
TAGS: halil paşa
MANŞETLER

HK Halil Paşa

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.