Bir İpte Dört Cambaz

ads
18/08/2018

ads

Halil Paşa Halil Paşa


TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?

3 Ağustos tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Gürültü Değerlendirmesi ve Yönetimi Tüzüğü" hakkında çevre hukuku uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aydın Atılgan bunu gürültü kirliliğini çözmekten ziyade sorunu daha da artıracak hükümler içerdiğini söyledi.

Özetleyecek olursak, tüzüğe göre yerleşim yerlerini dört bölgeye ayrılmış.

Birinci Bölgede, hastane, yaşlı bakımevleri var.

Ama bu bölgede bile gürültü sınırları bilimsel olarak kabul edilen standartların çok üzerinde. Normalde bir kişinin 45 desibel üzerindeki gürültüde uyuyamayacağı kabul edilir. Dünya Sağlık Örgütü ise bunu maksimum 40 desibel ile daha da aşağıya çekmiş.

İkinci Bölge için 50 desibel, Üçüncü Bölge için 55, Dördüncü Bölge için 60 desibel sınırları getirilmiş. Turizm Bakanı ve Çevre Dairesi müdürüne sormak gerekiyor. Siz bu gürültüde uyuyabilir misiniz? Hiç kendinizin ve ailenizin üzerinizde denediniz mi?

İnsanların uyudukları saatler için bunlar çok yüksek değerler.

Öte yandan kırk yıldır yalnızca denizin dalga sesi ile uyuyan insanların yaşadığı yere beş yıldızlı bir casino inşa edeceksiniz ve sabahın 4’üne kadar 55 desibel ile canlı müzik yapması için izin vereceksiniz.

İnsanlar uyuyamayınca ve kendi aralarında koşuşup size 70 imza ile şikayete gelince, siz müdür bey, “bölgeniz artık eğlence yeri” diye onlara bilgiçlik taslayacaksınız.

Dahası da var ya. Şikayet için makamınıza kadar gelen o insanların gözünün içine bakarak, beş yıldızlı casino’nun müdürünü arayıp, hangi gün ve saatte gürültü ölçümüne gideceğinizi bildirmekte hiçbir sakınca görmeyeceksiniz. Ayıp diye bir şey var!

Devlet olarak siz kendi vatandaşınıza bunu tepeden inme bir biçimde, yabancı yatırımcının yanında yer alarak dayatmaya kalkıyorsunuz. Öyleyse bu insanlar bu devlete, bakanına ve bürokratına nasıl güvensin?

Tüzükte Sessiz bir yerleşim bölgesine bir diskotek açıldığında, artık yerleşim bölgesi değil karma bir eğlence bölgesiniz denilip üçüncü bölge kabul ediliyor. Bu büyük bir haksızlıktır. Karaoğlanoğlu'nda inşa edilen Kaya Palazzo bütün bölge halkının uykusuna, sakin ve sessiz yaşamına Çevre Dairesinin de yardımıyla meydan okuyor.

Bu konuda çevre hukuku uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aydın Atılgan şöyle diyor:

“Eskiden halk gürültü yapıp kendisini rahatsız eden işletmelere karşı rahatsızlık davası açabilirken, bu tüzük sayesinde bunun önü de kapanmış olacak. Çünkü artık gürültü bir tüzükle korunuyor ve mahkemeler de buna bakıp bu tür davaları reddedecekler. Çevre Koruma Dairesi'ne bazı idari yaptırım imkanları sağlanmış, ama gürültü sınırlarının böyle yüksek belirlenmesi vatandaşın yargısal korumadan yararlanma imkanını kısıtlamaktadır. Dolayısıyla tüzüğün Anayasa'ya da, Çevre Yasası'na da aykırı olduğunu düşünüyorum.”

Tufan Erhürman kardeşim. İyi İdare Yasası ile çok iyi bir iş yapmıştınız. Ama bu hükümet kurulalı pek çok kötü kararlara hükümetin devamı uğruna ses çıkarmıyor veya yeni çevre tüzüğünde olduğu gibi yeşil ışık yakıyorsunuz. Başbakan olunca mı kötü politikalara imza atmak zorunda kalır bu ada yarısının insanları?

KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI’NA                                                                                          

14.08.2018 tarihinde bir grup Karaoğlanoğlu sakini Akıncı’yı ziyaret etti. Bir mektup verdiler kendisine. Nedense basın ilgi göstermedi. Tek bir satır dahi yazmadı. Konu; “Karaoğlanoğlu Kaya Palazzo Otel-Sky Bar isimli işletmenin sabah 04'e kadar yüksek sesle müzik yayını yapması ve Çevre Koruma Dairesinin gerekli önlemleri almamasına dair şikayetleriyle ilgiliydi.

Basın ilgi göstermeyince ben de yazılarını köşemden yayınlamaya söz verdim: İşte KKTC Cumhurbaşkanlığına verilen o yazının özeti:

Bizler, Karaoğlanoğlu Zeyko Bölgesi'nde mukim toplam 70 mahalle sakini olarak, 23.07.2018 tarihinde Kaya Palazzo Otel bünyesindeki Sky Bar isimli işletmenin açık havada disko olarak sabah 04'e kadar yüksek sesle müzik yayını yapmasından duyduğumuz rahatsızlığımızı ekte bulunan dilekçeyle Çevre Koruma Dairesi'ne bildirmiş, gerekli önlemlerin alınmasını talep etmiş idik.

Geçen sürede Çevre Koruma Dairesi şikayetlerimizi giderecek herhangi bir önlem almamıştır

Taleplerini ise şöyle sıralamışlar:

1) Çevre Koruma Dairesi bölgemizdeki bu otel işletmesine önceden haber vermeden denetim yapmalı. (Demek ki, çevre dairesi denetim öncesinde otele önceden haber veriyor)

2) Müzik yayını yapılmadığında mahallemizde son derece sessizdir. Bölgemiz Lefkoşa Surlariçi, Dereboyu Caddesi, Girne Çarşıiçi  gibi bölgelerden farklıdır. Son derece sessiz ve kuytu bir konut bölgesinin, sırf bir işletme yüksek gürültüyle faaliyet göstersin diye 3. Hassasiyet derecesi içinde yer alması bölgede yaşayan yüzlerce insana büyük haksızlıktır.

3) Halkın yoğun şikayetleri dikkate alınarak Çevresel Gürültü Yönetimi Tüzüğü madde 20(1-ç) uyarınca bölgemizin hassasiyet seviyesi bir alt seviyeye (3. seviyeden 2. seviyeye) indirilmelidir.

4) KKTC’de “Çevresel Gürültü Yönetimi Tüzüğü EK-1” gürültü sınır değerlerinin belirlenmesi ve gürültü kirliliği, dünya standartlarının da, Türkiye'deki standartların da gerisindedir:

a) Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) AB ülkeleri için konuyla ilgili yayımladığı araştırma raporlara göre geceleri sokaktaki 40-55 db arası gürültüye maruz kalmak ciddi sağlık sorunlarına yol açar.  55 db üstünde ise risk çok daha fazla artmaktadır.    

Nitekim çoğu Avrupa ülkesi yerleşim yerlerinde gece maksimum gürültü değerini 40-45 dbA olarak belirlemiştir.  2018 tarihli Çevresel Gürültü Yönetimi Tüzüğü ise DSÖ’nün çok üstünde değerlere izin vermektedir.  KKTC Gürültü Tüzüğündeki değerler Japonya’da endüstriyel ve ticari bölgeler için öngörülen değerlerin aynısıdır.

5)  Karaoğlanoğlu gibi çok sessiz bir bölgede açıkhava diskosu faaliyeti yapıldığı zaman yaratılan rahatsızlık muazzam boyuttadır.  Maksimum değerler dünya standartları dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.

6) Söz konusu tüzüğün bu haliyle herhangi bir gürültü sorununu çözemeyeceği kanısındayız. Dolayısıyla bir an evvel gözden geçirilmeli, dünya standartlarına uygun hale getirilmelidir.

Saygılarımızla, Karaoğlanoğlu Halkı…

BİR İPTE DÖRT CAMBAZ

İki yılı aşkın bir süredir Girne ve Templos İnisiyatifini oluşturan bir avuç fedakar insan, Girne şehri ve civarındaki bütün çevreci eylemelere destek verdi. Özellikle kamu arazilerinin peşkeş çekilmesine, yeşil alanların mahvedilmesine, vadilere ve derelere rastgele moloz dökülmesine, kıyılarımızın en güzel plajlarımızın işgal edilip açgözlü sermaye tarafından kirletilmesine karşı büyük bir özveriyle karşı koymaya çalıştı.

İnisiyatif üyeleri, radyo ve televizyon programlarına da katıldılar, kendi ceplerinden para koyup dava da açtılar, pankart yazıp kavşaklarda gösteri de yaptılar, bildiri de dağıttılar, tek tek siyasal ve yerel yöneticilere seslerini duyurmaya çalıştılar.  

Bu adanın kuzey yarısı daha çok kirletilmesin, haksız kazanç, rüşvet ve daha çok para kazanma uğruna adamızdaki tüm canlıların yaşam kalitesi düşürülmesin diye didinip durdular.

Turizm Bakanlığı, şimdilerde “Turizm yatırımı” adı altında bir beton yığınına çevrilmesine aracı olmak istediği kale arkası sahil kenarında Girne Belediyesine ait bir kamu arazisine bugünlerde gözünü dikmiş durumda.

Turizm Bakanlığının Kaya Palazzo’nun yanındaki 15 dönümlük araziyi yabancı bir şirkete peşkeş çekme girişiminden sonra bu ikinci salvosu.

Geçtiğimiz Çarşamba akşamı Girne Belediye Meclisi bu konuyu görüşüp karara bağlamak için gündeminin birinci maddesine aldı.

Yakın zaman önce seçilen toplam 16 kişilik Girne Belediye Meclis üyesinden 8’i toplantıya katıldı. Toplantının açılabilmesi için yarıdan bir fazla üyenin, yani 9 kişinin hazır bulunması gerekiyordu. Saat 19.30’dan 20.00’ye kadar bir kişi daha gelir diye beklendi. O bir kişi eğer gelseydi, toplantı yapılacak ve karar alınacaktı.

Halkın Partisi ve TDP dışında (2+1 üyeleri seçilmişti) dışında; CTP ve UBP her iki partiden de toplantıya katılmayanlar oldu.

Gerek Belediye başkanı Nidai Güngördü, gerekse diğer meclis üyelerinin ulaşmaya çalıştığı toplantıya gelemeyen 8 meclis üyesinden, kiminin telefonu kapalı çıktı. Kimi hasta, kimi de çok önemli bir işi olduğunu bildirdi. Kimi de yurt dışındaymış diye haber gönderdi.

Halbuki daha yakın bir zaman önce yapılan yerel seçimlerde, bizden Girne’ye hizmet edeceklerine dair söz verip oy istemişler ve o meclise de Girne’de ikamet edenlerin oylarıyla seçilmişlerdi.

İşin ilginci bir partinin yeniden seçilen meclis üyesi o saatlerde yeme içmedeydi.

Bir diğerinin toplantıya gelebileceği halde gelmek istemediği söylendi.

Telefonunu kapatıp sırra kadem basan da oldu.

Sonuç itibarıyla o gece çok önemli bir karar alınacaktı ki meclis üyelerinin yarısı görünürlerde yoktu.

Belediye başkanı başından sonuna oturdu ve belki bir üye daha gelir diye bekledi. Sağa sola telefon etti. Bir meclis üyesi daha bulunmadığı için de toplantıyı kapatmak zorunda kaldı.

Çarşamba akşamki tablo, bu sahil şeridindeki kamu arazisinin, Girne Belediyesinin elinden alınması için, sanki de Turizm Bakanlığı tarafından baskı yapıldığını akla getirdi.

Zaten hükümet de kurulduğu günden beridir, dört partinin birbirlerine “ayağıma basma karışmam!” havasında bir ip üzerinde dört cambazın ittifakını andırıyor daha çok.

Bir ipte iki cambaz oynamaz derdi eskiler.

Ama o eskidendi.

Şimdikiler o kadar “becerikli” ki; bir ipte değil iki, dört cambaz, hem de “gör beni göreyim seni” babında şakır-şukur oynuyor.

18/08/2018 08:26
ad

Bu habere tepkiniz:
TAGS: halil paşa
MANŞETLER

HK Halil Paşa

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.