HABER KIBRIS

GELECEĞİN TOPLUMU VE KIBRIS: 3

ads
06/12/2018


Halil Paşa


YAKIN GELECEKTE KKTC NEDEN DÜZLÜĞE ÇIKAMAYACAK

Önümüzdeki yüzyılda dünyanın en büyük sorunlardan birisi “çevre sorunu” olacak.

Kıbrıs küçük bir ada. Sınırlı toprağında Turizm, kumarhane ve üniversite sektörlerinin yanı sıra devlete yük olan teşvikleriyle tarım ve hayvancılık sektörü ve en büyük yüklerden memur, emekli ve politikacıların bilinçsiz ve savurgan harcamalarıyla, kendine yeterli, sürdürülebilir bir ekonomi inşa etmeye çalışıyor. Bu haliyle başarabilir mi?

Elbette başaramaz!

Bunu yalnızca bizim siyasilerimiz ve ekonomistlerimiz değil, Türkiyeli iktidarlar, buradaki yardım heyeti ve başındaki TC Elçiliği de biliyor.

1974 yılından sonra, Kıbrıs’ta en çok turistin iki uğrak yerinden birisi olan Mağusa’ya hala bir imar planı çıkarmamış, turizm başkenti ilan ettiği Girne şehrini felakete sürüklediğini kabul etmiş, yıllarca imar planı çıkarmak aklına gelmemiş politikacıların, yakın gelecekte KKTC’yi daha bir kirleteceklerine şüphe yok!  

Ama adanın kuzey coğrafyasında, vatan-millet-bayrak edebiyatına bir de İslamın katıldığı ve AKP-Erdoğan rüzgarıyla “Cuma”ya gitmeye başlayan Kıbrıslıtürklerin arttığına bakılacak olursa, “mümkünü yok, KKTC’nin hem seçmeninde hem de politikacısında yakın gelecekte, ne bu “mamma düzeni”, ne cehalet ve ne de beceriksizlik eksik olmayacak.  

Özetle KKTC yakın gelecekte düzlüğe çıkacağına dair  umut vermiyor.

DEVRİM TEMİZLER

Adanın kuzey coğrafyasında, Annan Planı Referandumu ile başlayan yapılaşma on beş yıldır hız kesmeden, geçtiğimiz yıla kadar imar planının olmadığı Girne şehrini, plansız ve çirkin bir betonlaşmaya gömmüş. şimdi hızlı bir biçimde Mağusa’yı da bitirmek üzere. 

“Açgözlü sermaye” ve bu sermayeyi teşvik ederek ekonomik büyümenin önemine vugu yapan siyasal partiler, bakanlar, müsteşarları, özel kalemleri, atadıkları şehir plancıları, yerel yönetim başkanları ve o yerel yönetimlerin meclis üyeleri, nihayet tüm bunları görüp de pasif kalan mimar ve mühendis odaları yanılıyorlar.

KKTC’de şu an için yaşamın pek çok alanı arap-saçına dönmüş ve içinden çıkılamayacak durumda. Betondan nefes alamaz duruma gelen parksız-ağaçsız, trafik karmaşasına ve karbon monoksit kokusuna boğulmuş, kaldırımsız ve yolları bozuk şehirlerini mamur etmek her gün biraz daha zorlaşıyor. Kanalizasyon kokusuna karışan mikro milliyetçilikle popülistleşip çirkinleşen politikayı temizlemeye kökten bir reform da yetmez artık!

DEVRİM temizler! Devrim denebilecek yasalara ve o devrim gibi yasaları uygulatacak yüreği patlak, cesur, popülist olmayan politikacılara, bakanlara, bürokratlara ve buna omuz verecek sivil toplum örgütlerine ve nihayet yarınını önemseyen vatandaşlara ihtiyaç vardır.

En başta da betona, apartmana, otele ve casinoya yatırıma değil, bu ülkenin alt yapısına planlı bir yatırıma ihtiyaç vardır.

ÇEVRE, İNŞAAT SEKTÖRÜ VE GİRNE’DEN SONRA MAĞUSA TEKRARI…

Girne’de imar plansız yatırım “açgözlü sermaye” ile birleşince şehir çirkinleşti. Deniz ve çevre kirlenmesine ses kirliliği de eklendi. Trafik tıkanmaya, yetersiz kanalizasyon ile şehir kokmaya başladı. Bir büyük yeşil parka bile sahip olmayan şehrin yaşam kalitesi hızla düştü. Kıyıların dibinde yükselen beton yapılar denizin kokusunu da mavisini de alıp götürdü. Asırlık zeytinlikler kayboldu.  Gece kulüplerinden yükselen gürültülerle insanların “gece uyku hakkı” bile ellerinden alındı.  Yasa dışı iş yaparak çevreyi kirleten, arazinin yapısını değiştiren, hileli inşaat yapanların Kaymakamlık ve belediyeler tarafından görmezden gelinmesi,  yaptıkları yasa dışılıklarının yanlarına kar kalmasına neden olmuştur. Bu nedenle artık yasa dışı iş yapanlar daha cesaretli ve pek çok kimsenin yasayı falan taktığı da yok!

Yetiştiren vatandaş uygun bir anda, yanına kar kalacağını bildiği için yasaları delip geçmekte tereddüt etmiyor.

Otel inşa eden ve müteahhit istihdam yarattığı havasına girse de, pek çoğu çalıştırdığı işçilerin “iş güvenliğinden” çok, minimum maliyetle maksimum karını düşünüyor.

İstihdam yarattığını söyleyen otel işlemecileri ve yatırımcıları, inşa ettikleri otel ve casinoların trafiğe, kanalizasyona, araç-park yerine yükünü, istihdam ettiği ailelerin gideceği hastaneyi, çocuklarının okulunu, devlete olan maliyetini umursamıyor bile. Geçtiğimiz yıl Girne’de 85 çocuk devletin ilkokulunda yer olmadığı için ilk günlerde okula gidemediler. Çünkü özel okullara verecek paraları yoktu.

Şimdi Girne’de yaşananlar, çok yakın bir gelecekte Mağusa ve çevresinde yaşanmaya başlayacak!

Şehircilik Dairesinde yığılan çok katlı bina müracaatları, artık Mağusa’yı da tıpkı Girne gibi “İmar Planı çıksa bile kirlilikten ve düşük kaliteli bir şehir yaşamından paçasını kurtaramaz” noktasına getirmiş durumda.

Yakın zaman sonra, “açgözlü sermayenin” o güzelim kıyı şeridini nasıl mahvettiğine şahit olacağız. 

Bu habere tepkiniz:
TAGS: halil paşa
MANŞETLER

HK Halil Paşa

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.