HABER KIBRIS

Girne İnisiyatifi mi dediniz? N’olacak 'Yatırımcı düşmanı'

ads
23/12/2017


ads

Halil Paşa


KAYA GRUBU VE GİRNE İNİSİYATİFİ

Kaya Grubu, Ayyorgideki deniz kenarında bulunan eski Zeyko fabrikasındaki kamu arazisini satın alırken, Kıbrıslı bir “yatırımcı” da bu işe “aracı” olmaktan milyonlarla ifade edilen sterlin kazanmıştı. Bunu bir tarafa yazdık.

Öte yandan Kaya Grubu araziyi satın alırken ödediği milyon sterlinlere karşın dönemin bakanı ile yerel yöneticisinden, yasa dışı çıkacağı katlar için söz aldığını bizzat Yeni düzen gazetesine verdiği beyanatta söylemişti. Araziye milyonu basıp, inşa edeceği otel için yasa değişikliğini garanti etmek de neyin nesiydi? Sonradan bu olayı gazeteci Ali Baturay bizzat Serdar Denktaş’a canlı yayında sormuş ama bir yanıt alamamıştı. Uzatmayalım, Kaya Grubu da, Girne’de pek çok “yatırımcının” yaptığı gibi, “nasıl olsa geçmişte olduğu gibi inşaatlar yasalara değil, yasalar inşaatlara uydurulur” rahatlığıyla, casino izni alacak kadar katlarını çıktı. Kendine söz veren emirnamenin çıkarılmasını bekledi.

Bu arada çevredeki toprağı ve kıyıyı, yığdığı molozlar ve çöplerle doldurup, çevreye o denli hoyratça zarar verdi ki; oradaki insanları ayağa kaldırdı. “İyi İdare Yasası” toplantısında yalnızca bölge insanı değil, Ayyorgi ve Girneliler ayağa kalktı.

Girne İnisiyatifi de bu şartlarda doğdu.

EMİRNAMENİN İPTALİ

Hükümet bir gece yarısında Kaya Grubunun kaçak çıktığı katları onaylamak için emirname çıkardı. Girne İnisiyatifi dava açıp emirnameyi iptal ettirdi. Hukuk yoluyla kaçak çıkılan 3 kattan 1’sinin olsun yıkılmasını sağladı. Böylece yıllardır “yapanın yanına kar kaldığı” ve “boş yere mücadele edersiniz hükümet yine bildiğini okuyacak” anlayışı, ilk defa hukuk lehine sonuç verdi.

YALANI PAÇALARINDAN AKAN BİR HÜKÜMET

Bu yıl okullar açıldığında ilk defa 83 ana ve ilkokul öğrencisi, okullarda yeterli sınıf olmadığı için sokakta kaldı. Halbuki devlet anayasada orta okula kadar gitme zorunluluğu getiriyor.

1974’te 10 bini geçmeyen Girne’nin nüfusu artık 100 binin üzerinde. Geçen 43 yılda, 5 üniversite ile çok sayıda paralı-özel ilk ve orta dereceli okul inşa edildi. Ama koskoca KKTC; topu-topu 1 orta ile 1 ilkokul inşa açabildi?

Neden?

Kamu arazisi bulamamış da ondan! Böylece ilk defa bu yıl 83 çocuk, gidecek devlet okulu bulamayıp açıkta kaldı. Öğretmen ve veliler gelecek yıl bu rakamın misliyle artacağını söylüyor. Zaten Girne’deki devlet okullarında çocuklar üst üste. Bizzat her okulun müdüründen ve öğretmeninden dinledim.  

Bunun için öğrenci velileri ve aileleri KTÖS ile eylem yaptı. Girne İnisyatifi de destek verdi. Sonuçta yeni bakan olan Serdar Denktaş arazi “bulduğunu” söyledi söylemesine ama araya seçimler girdiği için sözden öteye gidemedi.

Sonra bir de baktık ki bu hafta içerisinde 70 dönümlük devasa bir kamu arazi çıkmış ortaya. Hem de Girne’nin göbeğinde. Türkiye’de AKP yanlısı bir vakfa İmam Hatip kurması için verilmek üzere!. Orada nasıl bir eğitim verileceğini ise bu toplum anlamayacak kadar zeka özürlü değildir elbette!.

Zaten Girne’nin Belediyesi anında “Kent Parkı”, yani yeşil alan olması için sesini yükseltti. Park ya da devlet çocukları için ağacı ve yeşili bol bir okul. Girne İnisiyatifi belli ki önümüzdeki yıl bu işin de peşini bırakamayacak!.

MAHKEME KARARINA DİRENMEK

Kaya Grubu “yapanın yanına kar kalır” deyip şimdi de, moloz yığdığı denize iskele yapıyor. Girne İnisiyatifi 5 Aralıkta mahkemede ara emri aldırmış, 8 Aralıkta tebliğ ettirmişti.

Kaya Grubu hiçbir şey dinlemedi ve o minnacık koyun tek sahibiymiş gibi moloz yığıp, denizin üzerine demir döşeyerek iskele yapmaya devam etti. Ne yaptı UBP-DP hükümetinin bakanlar kurulu biliyor musunuz?

15 Aralıkta daha önceki kararını geri alıp, resmi gazetede yayınlanmak üzere yeni bir siyasi karar daha aldı ve bizim ara emrini, Kaya Grubu lehine düşürdü.

“ÇOK YAŞAYIN”

Başbakanın ortaya saçılan banka hesaplarını araştırıp soruşturacağına, “sporcuydu”, “alkol içmezdi”, “en iyi arkadaşımdı” diye destekçisi kesilmiş olan, mahkeme tutanakları nasıl dışarıya çıktı diye dövünen Serhat’ım...

Ve sen mücadelemizin 10'undan 5'ine katılmadığını söyleyen ve fakat o zikrettiğin 5’inde de ortada görünmeyen Hasan kardeşim…

Üçüncüsü zaten sahibinin sesiydi bu nedenle ismini zikretmeye değmez…

Yasalara rağmen koruyamadığımız Girne’nin nefes alınmaz vahşi bir beton ormanına dönüşmesinin “muteber yatırımcılarına” kol kanat geren bakanlar kurulundan zat-ı muhteremin: “Siz 10 kez dava edip kazanacaksınız, ama ben de 20 kez siyasi karar alıp hepsini düşüreceğim” sözlerini görmezden duymazdan gelin!

O bakanlar kurulunun mahkeme emrini bozmak için, bir gecede çıkardıkları emirnameyi imzalayan bakanlar kuruluna başkanlık edene de kalemleriniz ve dilinizle destek olduğunuz için “çok yaşayın”!

GORNO TEPESİ OLMADI, SAHİLDEN VERELİM!..

Gorno Tepesi; mali sıkıntıya düşen Lapta Belediyesi tarafından özele peşkeş çekilmeye çalışıldığında, Vasilyalı köylüler tepelerine sahip çıktılar. Girne İnisiyatifi ile Zeytinlik İnisiyatifi ve çevreye duyarlı birkaç milletvekiliyle dağcılar da destek olunca Gorno Tepesinin Lapta Belediyesi tarafından özele peşkeş çekilmesinin önüne geçildi. 

Şimdi aynı belediye, Ercan Havaalanını “halleden” şirketin sahibine, köyün en güzel sahilindeki araziyi pazarlamak üzere. Daha dün Hürriyet gazetesi bu “yatırımcıyla” yaptığı ısmarlama röportajda, bölge sakinlerini, “beş yıldızlı otel inşa edilecek, bölge kalkınacak, cebiniz para görecek” babında konuya alıştırmaya çalışıyor.

SORU SORMAKTAN KORKMAYIN

Yatırım yapacaklar, işçi istihdam edecekler ve ülkeyi gelen turistle kalkındıracaklarmış. Böylece Lapta, Karaoğlanoğu, Çatalköy ve Girne sakinleri paraya boğulacak, zengin olacaklarmış!

Bunun koca bir yalan olduğunu ne zaman anlayacağız?

Bu kadar çok beş yıldızlı otelin ve kumarhanenin kazancı halka mı yoksa sahibine mi kalacak?

Yatırımcı çalışanlarını hangi şartlarda ve ne kadar süre çalıştıracak?

Çalışan işçilere verilecek ücretler onları ihya mı edecek? Çocukları hangi okula gidecek?

Ama şimdiye kadar düşünülmedi. İyi ama bundan sonra bunların düşünülmesi gerekiyor.

İşçinin olduğu kadar devlet ile belediyelerin kazancı da düşünülmeli.

Sosyal sigorta, ihtiyat sandığı ve devlet vergilerinden, casinolarda dönen paradan elde ettiği vergi kazançlarıyla fazla bütçe elde ettik de de Türkiye’ye borç para mı veriyoruz?

Belediyelerimiz ihya oldu da kanalizasyon, park, kaldırım yapmamak için para mı saklıyorlar?

Bir beton yığını inşa edilirken altında kalan verimli toprağı, bir daha var olmayacak bitki örtüsünü, yok olacak canlı hayatı düşünmüyorsunuz diyelim.

Bugüne kadar Girne denizine beş yıldızlı pek çok otelinin hiç arıtmadan veya kısmen arıtılıp borularla akıtılan atıklarla kirlenen denizinden de mi rahatsız değilsiniz? Canım sizin otellere verilen beş-on yıllık vergi muafiyetlerinden de mi haberiniz yok? Ya ithal edilen tabak-çanak-taşınır eşyaların gümrük vergisinden muaf tutulduğundan? Otellere ödenen turist başı teşviklerden?

Cemaatimiz içerisinde kaç işçi, esnaf, zanaatkar, memur, müdür bu beş yıldızlı otellerin kumarhanelerinin müptelası oldu haberiniz var mıdır? Kaç kişinin emeğiyle kazandığı paralar birkaç gecede buharlaşıp gitti de çocukları eşleri ser sefil kaldı?

Kaç kadın kumarda kaybeden eşinden dayak yer her gece?       

Duygu sömürüsü mü yaptığımı düşünüyorsunuz?

Öyleyse daha başka şeylerden de bahsedeyim size…

Hava alanına gelen turistlerin tümünü de taksicilerin ve otobüslerin mi taşıdığını sanırsınız?

Casino’nun bedava yemeği varken, beş yıldızlı müşterilerin yüzde kaçı esnafa, küçük işletmeciye para bırakır ki?

Ya kalkınma bankasından alınan kredilerin kaçta kaçı geri ödendi?

Bu krediler, yatırımcının ödeme kabiliyetine mi, yoksa siyasilerle olan yakınlıklarına, hatta gelen bizzat talimatlarına bakılarak mı verildi?

Medya, Kıbrıslıyı casinoculara akıl hocalığı yapan “yazarlarından” korusun!

GİRNEDE BETONA KARŞI MÜCADELE SAĞLIĞA İYİ GELİR!.

Sizin şehircilik ve planlama daireniz, çevre daireniz, kaymakamlığınız, belediyeleriniz, eğitim bakanlığınız, Trafik Müdürlüğünüz ne işe yarar?

Bu resmi daireler, beş yıldızlı casino inşaatlarına izin verilmezden önce, trafiği ne denli kitleyeceğini, kanalizasyon yetersizliğinden toprağı, suyu ve denizi ne denli kirleteceğini, ne kadar yeşil alanı ortadan kaldıracağını, kaldırımsız yollarda yayaları yürümekten mahrum bırakıp-bırakmayacağını, otellerdeki işçilerin çocuklarına devlet okullarının yetip-yetmeyeceğini, önceden hiç mi hesaplamazlar?

Hiç mi soru sormak akıllarına gelmez?

Bu mudur devlete ve halka hizmet etmek?

Otel. Casino, turistik tesis, apartman dairesi, yurt ve adı her neyse!...

Beton bloklar yükselmezden önce, bölgede yaratacağı nüfusu bilmeden, yaratacağı kirliliği ve yatırımların yol açacağı yukarıdaki maliyetleri hiç mi düşünüp hesap etmezler?

Bu satırların yazarı “İyi İdare Yasası” altında yapılan pek çok toplantıda yer aldı.

Beton blokların müstakbel yatırımcılarına, böyle detaylı bilgileri dert edip hazırlanan devlet görevlilerine rastlamadım!. Hiçbir toplantıda, ne Kaymakamlık, ne Belediye, ne de Çevre Dairesi ve ne de devletin resmi kuruluşundan bir görevli o toplantılarda soru sormadı. Her toplantıda sanki devletin görevlisi gibi bütün bunları araştırıp soruşturmak bize, Girne İnisiyatifi üyelerine kaldı. Bu nedenle ne hükümet, ne belediye, ne de sermaye bir türlü bizi sevmedi. Düşmanı gibi gördü.

“Girne İnisiyatifi mi? “N’olacak yatırımcı düşmanı”!..

Bu habere tepkiniz:
TAGS: halil paşa
MANŞETLER

HK Halil Paşa

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems