Advertisement

Advertisement

Çocuk ve okul

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
06/09/2025


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


 

Okullar açılıyor.

Kimi çocuk, güle oynaya; kimisi zorlanarak, ağlayarak, korkarak okula gidecek. 

Bunun adı okul korkusu.

Korkuyu, irade ve mantıkla kontrol altına alınamayan bir tehdit hissi olarak tarif etmek doğru olur.

Okul korkusu yaşayan çocuğun da duyumsadığı budur.

Bilinmeyen, yeterince tanımadığı bazı nesne ve durumların onu tehdit ettiği, korunmasız ve yalnız bıraktığı hissi, çocuğun okulla ilgili algısına egemen olur.

 Çocukların yeni durumlardan, ortamlardan, hiç görmedikleri, tanımadıkları nesnelerden, değişimlerden korkmaları beklenen bir durumdur. Çocuğun gelişim sürecinde bu durum, son derece doğaldır.

Çocuğun savunma mekanizmaları da buna bağlı olarak gelişir. Yani, çocuk; kendi dünyası için anlam taşıyan herhangi bir tehdit karşısında, kendini koruyacak, savunma tepkilerini oluşturur.
 Eğer çocuğun ailesi, disiplin yöntemi olarak korkutmayı kullanıyorsa, çocuğun yeni durumlara uyum süreci de buna bağlı olarak değişir. Okula alışma sürecindeki çocuğun kaygısı yükselir, kendini her an tehdit altında hisseder. Devamında ise çocuk kaygı ve fobilere neden olabilecek, kendine güvensiz bir kişilik değişimi sergileyebilir.

 Çocuğun okula gitmeye karşı korku duyması, okul zamanına doğru yoğun kaygı ve panik belirtileri göstermesi şeklinde ortaya çıkar. Bu durum çocukların gelişim dönemlerine göre farklılıklar gösterir. Anaokulu ve ilkokula yeni başlayan çocuklarda, okul korkusu daha çok anne-baba ya da bakım veren kişiden ayrılmaya yönelik direnç olarak görülür. Özellikle bağımlı yetiştirilen çocuklar anne veya bakan kişiden ayrılmakta zorlanırlar. Aşırı koruyucu ebeveynler, çocuğun bireyselleşmesini engeller, çocuğun sosyal ortamlarda kendine güveni azalır. Yalnız kalınca nasıl davranacağını bilemez, korkar.

Daha sonraki yaşlarda ve sınıf düzeylerinde de okul korkusu ortaya çıkabilir. Çocuğun okul, akran, öğretmen uyumundaki giderilemeyen sorunlar buna yol açabilir. Çocuğun; öğretmenin tavrı, arkadaşlarının alay etmesi gibi durumlara verdiği tepki de okul korkusunun gelişmesine neden olabilir.

Çocukluk Depresyonu, Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğu, Özel Öğrenme Güçlüğü gibi bozukluklar da okul korkusunun yerleşmesini sağlayan durumlardır. Bu tür rahatsızlıklar yaşayan çocuğun girdiği okul ortamı, durumuna uygun, elverişli şartlar taşımadığında çocuk büyük acılar çekmek zorunda kalır.
Çocuk belli alanlarda yetersizlik yaşıyorsa, zor öğreniyorsa, kendine güveni azsa okulda ve sınıfta uyum sorunları yaşar.

Aile içi iletişim sorunları, boşanmış çocuk olması, kardeşinin evde kalması, kardeş kıskançlığı, ailede yaşanan kaza, ölüm, hastalık gibi herhangi bir alışılmadık durum çocukta okul korkusuna, okulu istememe duygusuna neden olabilir.

Okul korkusu yaşayan, okulu reddeden çocuklarda bazı fiziksel belirtiler görür. Okul saati yaklaştıkça çocuğun başı, karnı ağrır, midesi bulanır. Ağlar, bağırır, hırçın davranır. Öfke nöbetleri yaşar. Devamında kusabilir, saldırganlığı artabilir. Okul saati geçtiğinde ise bütün bu belirtiler kaybolur. Zorla okula gönderildiğinde –özellikle ilkokul çocuklarında- bu tepkiler yoğunlaşabilir.

 Sorun çözülmediğinde, sonraki yıllara yayılır. Yani büyüdüğünde geçmez. Okul korkusu; okul başarısızlığı, davranış sorunları ve bazı psikiyatrik sorunlar olarak çocuğa eşlik etmeye devam eder.

Günümüzde okul korkusunun yenilmesine yönelik pek çok başarılı çalışma yapılmaktadır. Okul korkusunun ve okul reddinin altında yatan nedenleri anlamak; çözümleyici çalışmaların belirlenmesi için gereklidir.

Bununla beraber, okul korkusu yaşayan çocuğun en yakınında ebeveyni ve öğretmeni vardır. Yakınlarının çocuğa yaklaşımı büyük önem taşımaktadır. Kızmak, zorlamak, alay etmek, dışlamak, cezalandırmak gibi yanlışlar; zaten yoğun kaygı yaşayan çocuğun anlaşılmadığını duyumsamasına ve sorunlarının ağırlaşmasına
neden olacaktır.
Çocuğun yaşadığı durumu normal kabul edip hiçbir şey yapmamak da aynı sonucu verecektir. Sorun büyüyecek ve çocuğun tüm hayatına etki edebilecektir.
Çocuğunun sıkıntısını giderecek önlemleri aramak, uygulamak yerine; çocuğu okula göndermemek, annenin okul kapısında veya sınıfta beklemesi gibi uygulamalar da çözüm değildir ve sorunu büyütmeye neden olan davranışlardır.

Okul korkusu yaşayan çocuk, kendini bir sorun olarak algılamamalıdır. Sorun, ailenindir ve çözülecektir. Çocuk bunu hissetmelidir. Öğretmen ve aile arasındaki iş birliği, hoşgörü ve güvene dayanmalı; çocuğa yönelik ortak dil, “her şey yoluna girecek” şeklinde olmalıdır.

Önemli olan sorun ortaya çıktığında, büyümesine imkân vermeden ele almaktır.

Gecikme, çocuk ruh sağlığı açısından çok tehlikeli olabilmektedir.  

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ayla Kahraman, haber, yorum, kıbrıs
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.