ÇOCUKLARDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR
16/05/2026
Ayla Kahraman
Öğrenme güçlüğü çoğu zaman zekâdan bağımsız olarak işler. Bununla birlikte, pek çok kişi, çocuğunda, öğrencisinde yaşadığı öğrenme güçlüğünü zekâ ile ilişkilendirme eğilimindedir.
Bu aslında, geleneksel yapımızdaki sürecin doğal bir sonucudur: akranlarından geri kaldıysa, o “geri” bir çocuktur. “Geri” sözcüğünü tamamlama konusunda herkesin bir fikri olsa da çoğu zaman bilgi yoktur ve çocuk bu yargılama ile baş edebilecek donanıma sahip değildir.
Bir sorunla karşılaşan ebeveyn şaşkındır ve iyi-kötü her türlü yönlendirmeye hazırdır. İlkokula başlayana kadar her şey yolunda giderken; birden bire sınıfın en gerilerine düşen ve üstelik çoğu zaman kategorize edilen bir çocukları vardır ve ne yapacakları konusunda oldukça yetersiz ve ürkektirler. Oysaki çoğu ebeveyn; çocuklarının, zamanında okuma yazmayı, matematiği kolayca anlamalarını bekler. Okul öncesi dönemde, bunlara alışmışlardır, çünkü. Ve elbette öncesi de vardır. Yavruları ile buluştukları ilk andan itibaren biriktirdikleri güzel, anlamlı, gurur verici anılar…
Gerçekte okuma, yazma, matematik gibi beceriler söz konusu olduğunda, çocukların zekâ seviyelerinden çok farklı faktörler sahneye çıkabilir. Ve bu, çocukların başına, tahmin edilenden çok sıklıkla gelebilir.
Bir an kendinizi öğrenme güçlüğü çeken çocuğun yerine koyunuz. Kısa bir an, matematikte çok ileri olduğunuz halde, sözcüklere baktığınızda iç içe karıştıklarını düşünün. Arapsaçı deriz biz. Çok karışan düğümler gibi. Sözcükler de böyledir işte. Çocuk işin içinden çıkamaz. “İmdat” diyeceği bir olgunlukta da değildir, henüz.
Kısacası bazı çocuklar okumayı, yazmayı veya sayılarla uğraşmayı zekâ dışındaki bazı faktörler nedeni ile başaramayabilirler.
Enteresan olan ne biliyor musunuz? Bu bir sorun değil. Renk körlüğü nasıl bir sorun sayılmıyorsa, öğrenme güçlüğünün bu türü de literatürde bir “bozukluk” olarak değil, bir farklılık olarak kabul edilmektedir.
İkinci dünya savaşının usta pilotlarının renk körleri arasından seçildiğini hatırlatmak isterim. Dezavantaj olarak gördüğünüz pek çok ayrıntı; aslında kişinin üstün niteliklerini anlamaya yönelik bir özellik olabilir.
Konumuza dönersek, öğrenme güçlüğü yaşayan çocuk, ciddi bir sorun ile karşı karşıyadır. Bu sorun, çocuğun çevresindeki kişilerin; akademik, sosyal ve kişisel görüşlerini olumsuz etkileme gücü taşımaktadır. Bu nedenle sadece ebeveyni değil; toplumu, eğitim anlayışımızı ve eğitmenler olarak yeterliliğimizi barındıran bir sorunsalı oluşturmaktadır.
Çocuğa yönelik çok çabuk kategorize edenlerden söz ediyorum. Ölçekler, testler konu uzmanları tarafından hazırlansa da geçerlilik ve güvenirlilik puanları düşüktür. Gözlemlerin de öyle. Kişilerin yargısız gözlem yapmaları çok güç olabilir. Bu ne demek mi? Hazır olun: korumak zorunda olduğunuz çocuğu damgalarsınız. Kategorileştirirsiniz yani. Çok zaman önce, bir özel eğitim merkezine görev icabı ziyaret yaptığımda gördüğüm gibi: merkez müdürüne sorduğumu hatırlarım: bu çocukların burada işi ne?
Neyse, sanırım kategorize etmek çok daha kolay. Bunu haftaya konuşalım.
- ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR
- DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR
- GÜNÜMÜZ İNSANI
- TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE YİTİRİLEN İNSANİ DEĞERLER
- ÇOCUK VE ŞİDDET
- AKIP GİDEN ZAMAN VE ÖNCELİKLERİMİZ
- ÖLÜMÜN KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİK
- MÜKEMMEL EBEVEYNLİK BİR HAYAL MI?
- Gençlerde Şiddet İçeren Davranışlar Arttı
- SAVAŞ VE UYANDIRDIĞI ACILAR
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































