YENİ DÜNYA KOŞULLARINDA ANNE BABA OLMAK
11/07/2026
Ayla Kahraman
Yeni dünya koşullarında anne ve babanın rolleri oldukça değişmiştir. Çok sesli bir koroda alışılmış kuralların dışında uyumsuz veya farklı seslerin yarattığı karmaşanın içinde genç ebeveyn, oldukça zor anlar yaşayabiliyor. Doğru bildiklerinin geçersiz olduğunu görebiliyor. Akıl verenler çok. Farklı öneriler daha çok. Eleştiriler ise, ebeveynin kendini yersiz hissetmesinden başka işe yaramıyor. Okulda doğal gelişime uygun bir davranış değişikliği mi yaşandı? İlgili ve bilgili olduğunu düşünen birileri hemen sorma veya akıl verme rolünü uygulamaya sokuyor: “Evde bir sorun mu var?”, “Bir psikologla görüşün, çocuğunuz uyumsuz.”
Daha neler. Her yer her şeyi bilen uzmanlarla doldu taştı. Kendi deneyimlerinin meyvelerini toplayan kişilerin; sepetleri doludur ve “başarılı” gördükleri yöntemlerinin başka çocuklara kopyalanması ne mümkündür ne de doğrudur. Aynı ebeveynin birbirine benzeyen çocukları yoktur. İkizler bile birbirlerinden farklıdırlar.
Çocuk; varoluşsal değerleri, farklılıkları ve insan doğasına yönelik ayrıcalıkları ile biriciktir, benzersizdir. Ve elbette, ebeveynin bilimsel değeri olan, yol gösterici bilgilere gereksinimi vardır. Ama esas kaynak, benzersiz olan çocuğudur. Dünyaya gelen sevgili yavrusu için, her şeyi yapmaya hazırdır. İşte, ilk adım da budur: çocuğumu tanımalıyım. Beklentilerim, aklıma yerleştirdiklerimden bağımsız olarak onu tanımalıyım. Kalıplarımdan arınarak, onu tanımalıyım.
İlk adım bu olsa da yeterli değildir. Doğrularımız, sevme biçimlerimiz, kendimize, aile bağlarımıza yönelik geçmişten geleceğe etki yapan farklılıklarımız vardır. Ve dünyaya adım atan kıymetli varlığın getirdiği henüz bilemediğimiz yapısı ebeveynin bildik yöntemlerini gözden geçirmesini gerekli kılar.
Ancak ebeveynin doğru bildikleri ile evladındaki gerçekler arasındaki uyumu kurması zordur.
Freud; çocukların sevilmediklerini hissettikleri sürece kendilerini değersiz veya yetersiz hissedeceğinden söz eder. Elbette severiz. Onlar için elimizden gelenin fazlasını bile yapmak isteriz. Ancak burada sevgimizden öte çocuğun sevildiğini hissetmesi gereklidir. Ustamız buna dikkat çeker. Beden dilimiz, duygu dilimiz, elimiz, kulağımız kalbimizdeki sevgiyi göstermeniz birkaç yoludur. Kucaklarız, okşarız, dinleriz. Gereksinimlerini karşılamak için çaba harcamak bile bizi mutlu eder.
Çocuğun ilk bağlılık ilişkisi önce anne ile başlar. Bilim insanlarına göre bunun yoksunluğu, ileride kuracağı ilişkilerin niteliğini etkiler. Ve baba algısı. Bir babanın yol göstericiliği; akıl verme, istediği kalıba sokma, kendi doğrularına aykırı bir durum olduğunda değersiz hissettirme değildir. Yol göstermenin en önemli ayrıcalığı; yuvadan uçma zamanı geldiğinde güçlü kanatlara sahip bir birey yetiştirilmesine katkı koymaktır.
Ancak gerçek yaşam farklılıkların dünyasıdır. Bir bakarsınız, kimi ebeveyn çocuğunun denetleyicisi kontrol memuru gibidir. Kimisi ise, “saldım çayıra, Mevla’m kayıra” havasındadır. Mutlu azınlık sanırım destekleyen, yanında olduğunu hissettiren, kusurlar söz konusu olduğunda bile duygusal bütünlüğü yaralamaktan kaçınarak çözümleyen ebeveynlerin çocuklarıdır.
Sanmayın ki şanslı çocukların anne babaları, gül bahçesi yarattılar ve çocukları orada büyütüyorlar. Aksine şanslı çocuklar; çatışmalardan kaçmayan anne babalara sahiptirler. Çatışmalar, çocuk büyüdükçe azalır ve uzlaşma çoğalır.
Amaçları, olumlu etkiler vermek olsa da sınır koymaktan çekinmezler. Çocuk yuvanın önemli bir bireyidir ve bu unutulmaz. Çocuktan beklediklerini başkalarını örnek göstererek veya soyut sözcüklerle ifade etmekten kaçınırlar. Açık ve nettirler. Kurallar yuvanın bütün üyeleri için geçerlidir ve ebeveyn de bu kurallara uyar. Çocuk da uymayı öğrenir.
Farkında mısınız? Çocuğun olumsuz veya uygunsuz davranışlarına göz yumulmasından söz etmedik. Yapmadığını yapmış gibi rol kesmedik. Çocuğun her istediğini yapalım demedik. Göz yummak, yapmamış veya yapmış gibi davranmak sadece sahtekarlığı öğretir. Çocuğu başkalarıyla kıyaslamaya kalkışmadık. Onun davranışlarını değiştirmek için suçlu hissetmesine sarılmadık. Kendimizi acındırarak onu kontrol etmeye yeltenmedik. Yönetici rolünü çocuğumuzun üstünde denemedik. “Özgürce büyüsün” diyerek, onu yalnız bırakmadık. Utanç ve yalnızlık duygusunu, “ulvi emeller uğruna” enjekte etmekten kaçındık. Yukarıdaki yazının özeti bu. Sağlıkla kalın.
- ÇOCUĞUN DÜNYASINDA YALAN
- Manipülasyon ve Akıl Oyunları-2
- YÜREK YAKAN BİR KONU: SEVİLENİN KAYBI
- ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR
- ÇOCUKLARDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR
- DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR
- GÜNÜMÜZ İNSANI
- TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE YİTİRİLEN İNSANİ DEĞERLER
- ÇOCUK VE ŞİDDET
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































