Advertisement

Advertisement

Ebeveyn, çocuk ve okul üçlemesi

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
27/09/2025


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


                         

 

      Okullar açıldı sevgili ebeveynler. Anne babaların telaşı başladı. Maddi durumunun sınırlarını zorlayarak özel okullardan medet umanlar var. Değil mi ki çocukları, mesailerinin bitimine kadar seçkin eğitimcilerin gözetiminde, korumasında olacaklar. Kimi ebeveyn ise güvenilir devlet okullarında, kanlarının ısındığı öğretmenlere teslim edecekler çocuklarını. Devlet okullarının yarım gün oluşundan kaynaklanan sorunu; çocuklarına uygun ve oldukça pahalı etkinliklerde arayacaklar.

      Maddi ve manevi destek gerek deriz ya. Şu anda bizim genç ailelerimiz bu durumda. Çocuklarını doğru bir şekilde yetiştirmek için uğraş veriyorlar. Özel okul veya iyi bir devlet okulu ile desteklenen etüt merkezleri, kurslar, spor, vs.… Pek çok ailede önemli olan konu bu ve hayat o kadar pahalı ki, neneler, dedeler de maddi destek için iş başında.   Çocuklar önemlidir bu ülkede. Hayat zor olsa da bir yol bulmak gerekir diye düşünürüz.

      Niyetim özel veya devlet okulu tartışması açmak değil. Aksine benim aklım ebeveyn ve çocuklarındadır.

      Bir düşünün. İki genç insan çalışıyor, çabalıyor ve yettiremiyor. Hayatın zorunlu giderleri yanında okul masrafları, kurslar falan… gelin bu gençlerin hesap kitabını onlara bırakalım. Neneler ve dedeler de görevde dedik bir kere. Biz Kıbrıs Türk toplumu böyleyiz genelde. Çocuklarımız maddi-manevi sıkıntı çekerken pahalı geziler veya zevkler peşinde koşmayız.

      Nene ve dedelere yazacağım ayrı bir konu var. Şimdi değil ama. Şimdi aklımda çocuk sahibi genç çiftler var ve onlara seslenme gereği duyarım. Çok sıkışık durumdalar.  

      Sevgili genç anne babalar. Siz bu ülkenin geleceğinin çocuklarını yetiştiriyorsunuz ve ne yazık ki, gördüğüm kadarı ile kararlarınıza müdahale eden pek çok faktör vardır.

      “Bu kurs çok faydalı, çocuğu yazdıralım. Pahalı ama herkes memnun.”

      “Biz bir şekilde, akşam altıya kadar çocukları oyalayacak etkinlikler bulmalıyız. Çalışmak zorundayız çünkü.”

      “Ne yaparsak yapalım, değişen bir şey yok. Çocuklarımız bunalımda. Kurslardan bıktılar, ödev yapmak istemezler.”

      Ve daha nice haykırış var. Biraz dinlerseniz genç anne babaları, anlarsınız. Hepsini buraya yazmam zor, çünkü sizinle paylaşmak istediklerim vardır.

      Ben psikolog ve eğitimciyim. Yirmi yıl altı ay boyunca, Kıbrıslı bir psikolog ve eğitimci olarak, Yunan sınırından Rus sınırına kadar her iki mesleğimi icra etmiş biriyim. İnsana, çocuğa, ebeveyne fayda vermek söz konusu ise benim için akan sular durur. Ve elbette ben bir şeyler verirken çok şey de aldım. Öğrendim.

      Bu nedenle sevgili anne babalar. Genç anne babalar sizlere seslenmeye ihtiyacım var. Sistem dediğimiz tuhaf bir şey var. Lütfen ona uymakla zaman harcamayın ve odak alanınıza çocuğunuzu, çocuklarınızı alınız. Elbette kendinizi, ana-babalığınızı ve ebeveyn rolünüzün yönlendiriciliğini ön plana alın çünkü en önemli girdiler bunlar. Benim konum da budur.

      Sevgili genç ebeveynler, siz öğretmenin evdeki temsilcilerideğilsiniz. O başarı odaklı olabilir. Kendisini mesleğinde başarılı kılacak girdilerle çok iyi donanmış olabilir. Ne mutlu. Şanslıyız yani. Çocuğumuzun başarı odaklı, idealist bir öğretmeni var. Bu zaten eğitimcinin olmazsa olmaz görevidir. Buradaki yanılgı şudur: öğretmen başarı odaklı ve bu bir şans. Elbette her öğretmenin görevi, sorumlu olduğu öğrencileri başarılı kılmaktır. Ancak öğretmenin anne babanın rollerine müdahale hakkı, eğitim ve öğretim çerçevesi dahilinde bile sınırlıdır. Anne baba öğretmen değildir. Anne veya babadır. Bu kadar. Ötesi yok. Gece yarılarına kadar anne veya babanın öğretmenlik yapmaya çalıştığı yorucu deneyimler herkese zarar verir. En ok da kıymetlimiz çocuklarımıza.

      Aslında kısaca şunu hatırlatma gayretindeyim. Öğretmen başarı odaklı olmak zorundadır. Öğrencisi ona hangi koşulda gelirse gelsin, onu sistemin eğitim şartlarına uygun olarak yetiştirmekle mükelleftir.

       Ancak anne baba farklıdır. Evin içinde öğretmenin gölgesi olmaya kalkıştığınızda anne babalık rolleriniz ömür boyunca yara almaktan kaçınamaz. Öğretmen anne-baba değildir; anne baba da öğretmen değildir. Bunda anlamayacak bir şey yok. Önemli olan çocuktur ve anne, baba, öğretmen, eğitmen gibi girdiler çocuktan üstün değildir ve çocuğun gelişimini destekleyecek ortaklardırlar sadece. 

        Sonuçta okuldan gelen çocuk; okulun devamını evde yaşamamalıdır. Ebeveyn; öğretmenin emirlerini yerine getirmek için gece yarılarına kadar çocuklarına işkenceye dönen ödevleri yaptırmak yerine sadece anne babalık rollerini uygulamalıdır. Ödevin verilme amacının, okulda öğrenilenlerin pekiştirilmesi amacı taşıdığı unutulmamalıdır.

      Sevgi, şefkat, ilgi ve günün getirdiği bütün olumsuzlukları unutturacak bir dünya bulmalıdır çocuğunuz.

       Bu günlük bu kadar. Öğretmenlik kutsaldır. Yeni ufukların varlığını onlar sayesinde tanırız. Anne baba ise, yuvadan uçmaya hazırlanma sürecinde, yavrusunun kanatlarını güçlendiren ve telafisi olmayan varlıklardır.

      Bize düşen ebeveyn ve öğreten arasındaki anlam farkını anlamaktan geçiyor. Böylelikle çocuklarımıza hizmette daha başarılı oluruz.

      Amaç bu değil mi?

 

 

     

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ayla Kahraman, haber, yorum, kıbrıs
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.