Advertisement

Advertisement

DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
09/05/2026


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


Geçmişte yaşadıklarımıza, tarihe bakışımıza, kendi özel deneyimlerimize ve örselenmelerimize yönelik algısal değişikliklere sığınmak nadir görülen bir şey değildir.

Hiç kötü bir şey olmamış gibi yaşamak, andaki huzuru sağlar en azından ve ileriye yürümeye güç verir.

Bu durum çoğu zaman, geçmişte olan biteni affetmek ile ilişkilendirilir. Oysaki affetmek, canı yanan, zarara uğrayan kişinin elinde ve imkânında olan bir ayrıcalıktır ve affedebilmesi için zulmedenden, örseleyenden daha güçlü hissetmeye gereksinimi vardır. Bu olmazsa, “affetmek” sözde kalır.

Görünüşte affettiğini sansak da aslında kişi acılarını telafi sürecinde unutmak veya inkâr yoluna sapmıştır. Bildiğiniz gibi öfke, nefret, ıstırap yaratan acı olay ve durumları taşımak çok zordur. Örselenmiş duygusal bütünlükler, yola devam etmeye çabalar.

Ancak düşsel bir dünyanın oluşturulması bilinçli bir seçim değildir. Çok fazla etkilendiğimizde bilişsel süreçlerimiz, koruyucu önlem olarak unutmayı seçebilir. Böylelikle, yola devam ederiz.

Diyeceksiniz ki bu bir inkâr değil mi?

Elbette. Ancak inkâr, elimizdeki en öneli savunma güçlerinden biridir ve gündelik yaşamımızın huzuru için ona sıklıkla başvurabiliriz.

Aklınıza gelen ilk örnekler nelerdir? Aslında o sizi aldatmadı, kandırıldı. Başka? Ülke yabancı güçler tarafından istismar ediliyor. Yöneticilerimiz masumdur. Daha neler, neler. Katliamlar, savaşlar, dost sandığımız düşmanlar… Bu şemsiyenin altına girecek çok fazla denge bozucu hortlak var.

Anlamamız gereken önemli nokta, örseleyen her neyse, onunla yaşamak zor olursa eğer, unutma veya inkâr yolunu seçeriz. Geriye dönüp bakarak ileriye yürüyemezsiniz. Bu nedenle ağır örselenmelerin belleğin en dip köşelerine sığınmaları şaşırtıcı değildir.

Zaman geçer ve geçmişte olanlar bellekte yer değiştirdiği gibi duygu ve düşüncede de farklılıklar yaratır. Geçmişte korkulanla barış yapılır ve dost olunur. Kurtarıcı istismarcı oluverir. Kahramanlar teker teker devrilerek yerine yeni putlar konuverir. İlginç olan, bizdeki değişimin başkalarında da olduğuna yönelik inanç geliştirmemizdir: Biz düşman değiliz, dostuz. Biz birbirimizi incitmedik, başkaları bizi incitti. Bizi ayıramazlar. Sadece özel ilişkilerde değil sosyal yaşamımızda ve toplumsal varoluşumuzda da etkili olan bir çözümdür bu. Filmlerini de izlemişsinizdir, tutsak olanın zulmedene bağlılığını anlatan abartılı öykülere denk gelmişsinizdir.

Bu yalnızca, durumdan fayda çıkarmakla veya ortaya çıkan çözümsüz sorunlarla ilişkili değildir. Hepimizin kendimizi güvende, huzurda, barışta hissetmeye ihtiyacımız vardır. “Dün dündü, dünde kaldı ve şimdi şartlar böyle” diyebilir ve yola devam edersiniz. Bir tehlike anında alarma geçene kadar.

Gerginlik, küslük, öfke ve düşmanlık; uzun süre kaldırabileceğimiz yükler değildir.

Unutma veya inkâr bilinçli olarak yapılan işlemler değildir. Acı çekmeden, huzuru bozmadan, kendi kendini yiyip bitirmeden yaşamaya çalışmaktır.

Öyle ki sorun koca bir dağ gibi yolun ortasındadır görmezsiniz. Veya bilişsel düzeyde tutmaz belleğin en diplerinde saklarsınız.

Benzerini yaşamak zorunda kalmadıkça bu devam edebilir.

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.