Advertisement

Advertisement

Çocuklar artık çabuk büyüyor

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
28/06/2025


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


Zamanımız farklı bir zaman. Anneler, babalar, çocuklar, kadın ve erkekler çarpıcı değişimler içinde. Aslında olumlu görünen hatta ilerleme olarak kabul edilen değişimlerin pek çoğu, ayarı bozulmuş saat gibi hem çalışıyor hem de doğruluk, gerçeklik ile ilgili algımıza ciddi darbeler vuruyor.

      Bir şekilde, alfa kuşağı desek de onlar çocuk. Bildikleri büyük ama onlar küçük. Düşünün ki genç kadın ve erkekler, çağa uygun kimlik karmaşasını yaşarken, bir taraftan da analık babalık rollerini uygulamaya çalışıyor. Dünya küreselleşti falan derken bir bakıyoruz ki cangılın içinde var olma savaşı veriyoruz.

      Neyse konumuz çocuklar. Yetişemediğimiz, anlamakta güçlük çektiğimiz, ebeveyn rolünü uygulamaya çalışırken iplerin elimizden kaydığını fark ettiğimiz kıymetli varlıklarımız. Bir şekilde sürünün alfası çocuklar oluverdi.

      Ütopik bir eser vardı, çok gençken okuduğum. Adını ve yazarını hatırlamakta güçlük çektiğim bir kitaptı. Kabul edilen yönetim rejiminin; ebeveyn rollerini kökten değiştirdiği ve çocukların ebeveynlerini yargılama, cezalandırma yetkisi taşıdığı bir roman. Bu kitabı Felsefe olimpiyatlarına hazırladığım gençlere de okuttuğumu hatırlarım. Burada çocuklar ebeveynlerinin yanlışlarını cezalandıracak sistemin bir parçası idi. Ebeveyn; çocuklarının suyuna giderek var olmaya çalışıyor ama bir şekilde sisteme yönelik “suç” işlemekten kurtulamıyordu. Çocuklar, ebeveynin gardiyanı gibiydi.

     Bu durum, Ray Bradbury’nin The Veldt adlı öyküsünde daha farklı ele alınmaktadır. Teknolojik açıdan olağanüstü donanıma sahip akıllı bir evde yaşayan ve mutlu yuvayı kurduklarını düşünen anne baba; iki çocuklarına düşlerini gerçekleştirebilecekleri, arzu ettikleri sanal dünyayı kuracakları bir oda verirler. Oyun odasının adı “Veldt”tir. Veldt, bir süre sonra çocukların sanal gerçekliğinin korkunç sahnesi olur. Aslanlarla, vahşi hayvanlarla dolu Afrika bozkırları Veldt rüyasının kâbusu gibidir.

      Korkunun egemenliği, huzursuzluk, endişe; ebeveyni bir psikologdan yardım istemeye yönlendirir. Çocuklar açısından sanal kurgu hazırdır ve oldukça gerçektir. Çocuklar üzerinde kontrolünü kaybeden ve onların teknoloji bağımlılığını engelleyemeyen ebeveyn ve psikoloğu bekleyen son trajiktir. Teknoloji bağımlılığı ile el ele yürüyen şiddet; çocukların akıllı evden çıkmaktansa, yarattıkları vahşi ortamda ebeveynlerini aslanlara yem yapmalarına kadar gidecektir.

      Sanal gerçeklik, yok edici bir gerçekliğe dönüşmüştür ve dizginler çocukların elinde görünmektedir.

      Yarattığımız makinelerin kölesi olmamız bir yana, çocukların sevgi, gerçeklik, hayal, oyun gibi kavramsal gelişmeden haberdar olmadığı bir dünyada yaşanan yabancılaşma ve onun yönettiği şiddet, bu kısa öykünün can alıcı noktalarıdır.  

      Ebeveynlik başkalarına veya teknolojinin yaratıklarına teslim edilemeyecek kadar ciddi bir konudur. Başlangıçta çocuk ebeveynin ayak izlerini takip eder ve biraz büyüdüğünde çocuğun ayak izlerinin de takip edilmesi gerekir. Çocukların gereksinimlerinin sanal dünyada geçirecekleri uzun saatler olduğunu düşünmek çok ciddi bir çıkmazdır. Kolaya kaçmaktır, başarısızlıkla ilişkilidir.

      Nihayetinde çocuklar çok çabuk büyüyor. Ancak olgunlaşmadan büyüyen çocuklar var karşımızda.

      Sohbetimize haftaya devam etmek umudu ile esen kalın.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ayla Kahraman, haber, yorum, kıbrıs
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.