Advertisement

Advertisement

Yeni nesil ilişkiler-2

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
24/05/2025


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


 

      Biz ilişkiler kurmaya gereksinim duyarız. Sadece, partner ilişkileri değil; aile, dost, iş arkadaşı gibi çok yönlü ilişkiler yaşarız. Bu bize iyi hissettirir. Bu nedenle kalıcı olmayan ilişkilerin bireyler üzerinde olumsuz etkiler bırakması da doğaldır. Yani duygusal bütünlüğümüz, uzun süreli “fast food” beslenmeye pek uygun değil kanaatindeyim 

      Çok uzun yıllardır ilişkiler bilimin konusudur. Ekmek, su gibi bir gereksinim olduğunu kabul ettiğimiz çok yönlü etkileşim biçimlerini içerir. Partner ilişkilerini ele alan bilim adamları durumsal ilişkilerdeki doyum ve aidiyet duygusunun daha zayıf olduğunu fark etmişler. Aynı partner ile devam edebilmeyi başarmak, kişilere güven, huzur veriyor. Ait hissetmek çiftlere iyi geliyor. Bağ kurmadan yaşanan o muhteşem deneyimler, yaşayanların ağzında acı bir tat bırakıyor. Parlak kağıtlara sarılı acı şekerler gibi. İşin ilginç tarafı, daha önce söz ettiğimiz gibi, uzun süren “durumsal” yani geçici ilişkiler sıklıkla yaşanıyor. Ait olma, uyum, doyum gibi kavramlar yeterli değil veya hiç yok. Ama ilişki devam ediyor. Ya da öyle görünüyor.

      Bu tarz bir ilişkinin neden devam ettiğini sorabilirsiniz. Ben bu durumun yalnız kalma korkusu ile ilintili olduğunu düşünürüm. Sabreden derviş muradına ermiş ya, bir şeyler olur ve her taş yerine oturur beklentisi ile koca bir ömür geçirilebilir. Arada bir yaşanan iyi anlara, varsa çocuklara dayanarak yıllar geçirilir. Bir süre sonra “bu yaştan sonra düzenimi bozamam” denmeye de başlanabilir. Bazen de sadece uyku vardır. İlişki uyur ve uyandırılmaz. Ancak böyle devam edebilir. Uyurken sorunları, eksiklikleri veya fazlalıkları görmenize gerek kalmaz.

      Bir de biz takmışız “mükemmel olmayabilir, ama şusu iyi busu iyi” diye. Aslında bazı ilişkiler idareten sürdürülür. Biliriz. Ölmüş ama cenazesi kalkmamış gibidirler. Bahaneler bu durumda işe yarar.

      Gene de insan söz konusu olduğunda umut vardır. Hangi koşullarla başlamış veya devam ediyor olsa da çiftler arasında yaşanan iyi, kötü, doğru, yanlış pek çok deneyim ve paylaşım onların birbirlerine yakınlaşmasını ve gereken dönüşümü yaşamalarını sağlayabilir. Bağlılık, karşılıklı paylaşım, anlayış, hoşgörü, saygı gibi kavramlar; dostluğun ve muhteşem beraberliklerin devamını sağlayan deneyimler olabilir. Özellikle çiftin her bir eşi değer gördüğünü, önemsendiğini anladığında uzun soluklu bir ilişkinin kapısı aralanabilir. Elbette duygusal yakınlık, cinsel uyum da önemlidir. Ancak birlikte paylaşılan zorluklar da kişileri yakınlaştırır.

      Sofra bol yiyecekle doluyken ikram etmek kolaydır. Çok az bir şeyleri paylaşmaya kalkışmak zordur ama ödülü büyüktür. İlişkiler de böyle işte. Balayı dönemini uzun tutmak veya balayı sonrasından kaçmak ilişkiyi öldürecek güçtedir. İlişkiler, bir nehir gibi hareket halindedir. Akar da akar. Nereye doğru gittiği, kaynağa olduğu kadar ortak hedeflere ve ortak yaşanmışlıklara da bağlıdır.

      Sabahattin Ali çoğumuzun bildiği “Öyle Günler Gördüm Ki” başlıklı şiirinin son iki dizesinde şöyle der: Sen benim sevgilimsin, sevsen de sevmesen de, /Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende.

      Nursen Karas. Yüreğim, ezberimdeki dizelerini iletmek istiyor size: Ölümü ben senden ayrılmak sanıyordum/ Öldüğüm zaman baktım daha yaşıyorum/ Ama sen ölmüşsün uzakta, hem de soluk alıyorsun.

 

 

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ayla Kahraman, haber, yorum, kıbrıs
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.