Advertisement

Advertisement

Çocuklarımızda depresyon artıyor

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
05/07/2025


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


Bilimsel verilere göre çocuklarda depresyon artıyor. Artmakla da kalmıyor, depresyon yaşı giderek küçülüyor. Bir bakıyorsunuz ki çocuk içine kapanmış. Sevdiği hobilerden uzaklaşmış. Arkadaşlarından uzaklaşmış ve gizli arkadaşlar edinmiş. Ailesi ile zaman geçirmek yerine kendini unutturacak bir sessizliğe sığınmış veya tam aksi, aşırı hareketli, şımarık hatta bencil bir kimliğe bürünmüş. Yumuşak kalbi sertleşmiş, küfretmek doğal hale gelmiş. Acımasız bir zorbaya dönüşmüş veya başkalarının güdümüne çabucak giren bir eğilim göstermekte. Ya çok mutsuz ve üzgün veya bir anda anlamsız bir hareketlilik, coşku içinde. Bir yerleri ağrımakta veya ölümle ilgili tuhaf sorular sormakta. Bazen okulda her şey yolunda gibi bazen öğretmen şaşkın aileden medet ummakta. Kavgacı görüntünün altında dokunsan ağlayacak bir durumda. Dikkati dağınık, aklı başka yerlerde…

      Bu gelgitler ne yazık ki ergenlik öncesi bunalımı veya ergenliğin fırtınalı süreci ile açıklanamayacak kadar ciddi durumlardır.

      Çocukların, ölüm, ayrılık, taşınma ve çevre değişikliği gibi olayların ardından bir süre bunlara benzer sorunlar yaşamaları normaldir. Ancak ortada belirgin bir neden yokken de çocuklar depresif belirtiler yaşayabilmekte. Denetleyemediğimiz sanal dünyanın etkileme gücüyle baş edebilmek gerçekten kolay değil.

      Ben kötüsü, mutsuzluk ve endişe; çocuğun düşünce ve davranışsal yapısına etki ederek, bu nahoş değişiklikleri sürekli kılabilir. Bu durum, normal değildir ve bilim adamlarının “çocukluk depresyonu” olarak tanımladıkları bu rahatsızlık, tedavi gerektirebilen ciddi bir rahatsızlıktır.

      Çocuklarının davranışlarını yakından takip eden aileler, ortaya çıkan değişiklikleri zamanında fark ederler. Çocuklarının konuşmalarını, takıldıkları konuları dikkatle takip ettiklerinden, çocuğun kendine zarar vereceği ya da öleceği ile ilgili konuşmalarını zamanında fark eder ve ciddiye alırlar.

      Günümüz çocukları, yetişkinlerinkine benzer sorunları derinden yaşamaktadırlar. Sosyal hayatları ile ilgili çaba göstermek, okulda başarılı olmak gibi sıradan sorunlar onlara ağır gelebilmektedir. Çünkü çocuk büyükleri tarafından sürekli bir mercek altındadır ve akranlarına göre aldığı yol, bulunduğu nokta, yetişkinler tarafından sürekli takip edilmektedir. Bunun yanında, boşanma oranlarında yaşanan olağanüstü artış, en çok çocukları etkilemektedir. Ana ya da baba yokluğu veya çok anne, çok baba durumu, çocuğun yaşama uyumunu engellemekte ve yeni dengeler kurmasını zorlaştırmaktadır. Yeni dünya çocuğu, kimi zaman yetişkin gibi davranmak zorunda kalmaktadır. Alkolik babaya babalık etmek, mutsuz anneyi gözetmek veya karnesindeki beklenenden düşük not için hesap vermek, bedel ödemek zorundadır. Oysa “çocuk”, eğlenirken öğrenendir, dinlenirken büyüyendir. Biz yetişkinlerin kaygı ve çatışma dolu dünyasından farklı olarak; onların, çocukluğun masalını yazmaları gerekmektedir.

      Aile içinde özellikle anne babanın geçirdiği depresyon, çocuğu etkiler. Depresyondaki kişi, kendi dünyasının çöküntüsü içinde kayıp giderken, küçük çocuğun durumu algılaması sadece yaşının gereğidir. Onu yaşama bağlayan kişi, bağları koparmış, kendi rüzgârına kapılmış gitmektedir. Çocuğa yönelik ihmal çocukluk depresyonunu tetikler.  Çocuklarımızın her koşulda duygusal desteğe ve bakıma ihtiyacı vardır. Büyümek için aşmaları gereken engeller; yaşamın acımasızlığıyla çoğalabilir. Onları yaşama bağlayan kişilerden uzaklaşabilirler, onları kaybedebilirler. Beklenmedik zamanlarda, beklenmedik hastalıklara yakalanabilirler. Diğer çocuklar için doğal olan imkânları kullanamayabilirler ya da çok zorlanarak elde edebilirler.

      Çocuğun gündelik hayata yönelik ilettikleri aile tarafından doğru algılanmalıdır. Arkadaşları ile bozulan ilişkiler, ana babanın sabrını taşıran ve incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerle yapılan tartışmalar, öfkelenmeler, huysuzluklar yardım çığlığı olarak algılanmalıdır. Çocuğun kendini güvensiz, değersiz hissettiği ve benlik algısının bozulmaya yüz tuttuğu bu durumdan ailenin desteği ile çıkacağı unutulmamalıdır.

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ayla Kahraman, haber, yorum, kıbrıs
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.