Neneler, dedeler ve torunları
11/10/2025
Ayla Kahraman
Günümüz dünyasında anne babalar oldukça hızlı bir tempo içinde çalışıyor, üretiyor ve aile yaşamlarını belli bir dengede yürütebilmenin savaşını veriyorlar. Çocuklarının okulları, kursları, beslenmeleri, bakımları her genç çift için önemli konular olmaktadır. Öyle ki nene dede desteği olmayan çiftlerin ilişkisi bir süre sonra “anne-babalık” sınırları içine hapsolabiliyor.
Bu aile oluşumu içinde ciddi bir çıkmazdır çünkü aile çok yönlü bir kurumdur ve ebeveyn rolünü üstlenen kişilerin ilişkilerini geliştirme fırsatlarını kaçırmaları; aile kurumunun bütünlüğü için ciddi bir sıkıntıdır. Yüklerinin ağırlığı altında, en kolayı birbirlerini ihmal etmeleri olduğunda, doğal olarak aile darbe alır.
Bizim kültürümüzde, neneler ve dedeler eskiden beri önemli bir konumdadır. Hatta çocuklarına, torunlarına destek olmayan nene dedeler eleştirilir, rahatlıklarına düşkün oldukları bile söylenir.
Bir şekilde torunlarımız ile ilgili, geleneksel ve sosyal yapımızdan kaynaklanan bir geçmişe sahibiz. Bizim buralarda nenesini dedesini kaybettiğinde yasa düşen pek çok torun vardır. Ebeveyn kaybına biraz benzeyen ancak daha çok çocukluğun koşulsuz şefkat dolu sıcaklığının kaybının yasıdır bu.
Torun, çocukluk ve ilk gençlik anılarının çoğunda, sonsuz şefkati, vericiliği, bakımı, şımartılmayı, anne babadan gizli ve yasak bir şeyler yapmayı, sırlarını bazen yemin eşliğinde paylaşmayı nene ve dedesiyle yaşar. Arkadaştan önceki arkadaştır nene, dede. Sevgiliden önceki sıcak ve koşulsuz yuvadır. Aslında, çocuğun yönettiği ilk cumhuriyettir nene ve dedesi.
Sınırların, koşulların, ceza-ödül ilişkisi denilen zincirlerin eşliği dışında duygusal özgürlüğü yaşadığı bir cumhuriyettir, neneler ve dedeler.
Belki bu nedenle, göçüp gittiklerinde, torunlarının belleğinde sonsuza kadar yaşarlar ve sonraki kuşaklara duygusal, kültürel miraslarını bırakırlar.
Köprüdürler yani. Geçmiş ve gelecek arasında, bir köprü. Geçmişi aktarırlar, zamanın işaret ettiği geleceğe torunlarını yönlendirirler. Aile öyküleri; geçmişin değerleri ve olayları ile masal gibi anlatılır.
Çocuk, köklerinin derinliğine şaşırır mı bilmem ama bir şekilde köklerinin kuvveti, dallarına kuvvet verir. Nene ve dedeler; geçmişin aktarıcısı ve geleceğin güçlü iyimserleridirler. Yol göstermekle yetinmezler; sadakat ve bağlılıklarıyla torunlarının ayak izlerini de takip ederler.
Nene ve dedelik; bir çocuğun gelişimindeki önemli kıymetlerdir ancak dikkat etmemiz gereken birkaç konu vardır. Çok önemli. Anne ve baba. Anne ve babanın yaşam kavgası içinde nene ve dedeler; destekleyici, şefkatli vericilikleriyle bulunsalar da torunlarının anne babası değildirler. Torunlarına karışamazlar, ebeveynin sınırlarını aşamazlar. Onlar aslında, çocuklarının yetişmesindeki açığı kapatan ve sevgi, saygı dışında hiçbir beklentisi olmayan kişilerdirler.
Torunlar için çok şey yapmak; onları bizim çocuğumuz yapmaz. Biz ne yaparsak yapalım torunlarımız üzerinde karar verme hakkına sahip değiliz. Emeklerimiz falan, konu bile olmamalıdır. Ancak biz onları sever ve korurken farkında olmadan köklerimizi aktarıyor ve geleceklerine ışık tutma olasılığını taşıyoruz.
Bence bu çok önemli. Hem evlatlarımız hem de torunlarımız için.
Son olarak, nene dedesini kaybeden ve derin depresyona düşen pek çok gençle çalıştım. Bunun önlemini anlamalıyız diye düşünürüm. Şefkatimiz, koruma duygumuz ne kadar güçlü olursa olsun, ayrılık vakti geldiğinde, yaşamlarına bir gölge düşmemesine de dikkat etmeliyiz. Bu da -sanırım- öncelikle onların yaşamının merkezinde olmamayı başarırsak gerçekleşebilir. Torunlarımız bizim yaşamımızın en önemli varlıkları olabilirler ama onların yaşamında biz orta sıralarda olmayı başarırsak, veda zamanımız geldiğinde normal yas sürecinin ötesine geçmeden paylaştığımız her anıyı, kendilerinden sonra gelen nesle aktarabilirler. Yani ne olursa olsun, kenarda durmayı da bilmeliyiz. İstediklerinde ulaşacakları kadar yakın; kendi kanatlarıyla uçmaya çalışırlarken, köşede görünmeyen bir gözlemci. Her adımımızı, “anne veya baba” olmadığımızı, nene veya dede olduğumuzu unutmadan, unutturmadan atabilirsek; ilişkilerimiz bizden sonra da huzur vericiliğini, yol göstericiliğini devam ettirebilir.
- ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR
- ÇOCUKLARDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR
- DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR
- GÜNÜMÜZ İNSANI
- TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE YİTİRİLEN İNSANİ DEĞERLER
- ÇOCUK VE ŞİDDET
- AKIP GİDEN ZAMAN VE ÖNCELİKLERİMİZ
- ÖLÜMÜN KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİK
- MÜKEMMEL EBEVEYNLİK BİR HAYAL MI?
- Gençlerde Şiddet İçeren Davranışlar Arttı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































