Yeni dünyada aşk
23/08/2025
Ayla Kahraman
Yeni dünyada, aşk zorlaştı.
Saklı cennetin temel direği olan aşk için, kişiler her zamankinden daha fazla emek harcamak zorunda. Eskinin “kol kırılır yen içinde kalır” anlayışı; çiftler için güçlü yaptırımlar zincirini oluşturan kuralları içeriyordu. Günümüzde ise, aşk hayatımızı düzenleyen sosyal yaptırımlar yok veya yok denecek kadar az.
Toplum yapısındaki baskılar hafifledikçe, bireysel ihtiyaçlar özgürleşti.
Bireysel ihtiyaçların zaferi, kişiye seçme sorumluluğunu da yükledi. Artık her insan kendi seçiminden sorumlu. Mutluluğundan sorumlu. Çünkü karar merci artık kişinin kendisi. Ortaya çıkan mutsuz sonuçlardan da sorumlu. Eskisi gibi, aile büyüklerinin kararı, görücülük gibi adetler yok. Kişi kendi mutluluğunun mimarı olmak durumunda.
Günümüzde, arayışlarımız ve yaşadıklarımız arasındaki fark arttıkça, hayal kırıklıklarımız da artıyor. Aşkı anlatış biçimimiz ile yaşadıklarımız arasında büyük fark var. Sevme biçimlerimize; rahatlık arzumuz, ihtiyaç duyduklarımız damgasını vuruyor. Rahatsızlık başladığında veya gereksinimler karşılanmadığında aşk bitiyor. İhtiyaç duyulanlar, çok rahat bir başkasından elde edilebiliyor.
Özlenen aşkın temel direği sadakat; yeni zaman aşklarında zor bulunan bir ayrıcalık halini aldı. Yaşanılan aşk böyle. Özlenen aşk ise bambaşka. Karşılık beklemeden verme, vermeye devam etme, ömür boyunca sevme ve sadakat özlenen aşkın girdileri. Para ya da başarı olmasa da olur, saklı cennetin içinde aşk eksilmesin yeter.
Haz; aşkın tarihi boyunca hiç bu kadar önemli olmamıştır. İlişkinin yürümesini sağlayan haz; sevgi ile birleştiğinde, çiftin yaşamları da birleşir. Aslında bu arzulanan sondur. Mutlu son. Ama ne yazık ki bireysel kararların hüküm sürdüğü bu yüzyılda, evliliklerin kurulmasında maddi arayışlar daha ön planda gibi. Bu ciddi bir çelişkidir. Haz verici ilişkiler ve maddi rahatlığı olan evlilikler arasında sıkışmış bireyler; kendi hayatları ile ilgili verdikleri kararların sorumluluklarını yükleniyorlar. Hem de tek başlarına. Evlilik iyi gitmiyor mu? Bu kararı sen verdin.
Oysaki aşk; sevileni daha iyi anlamayı, arada sınırların olmamasını, karşılık beklemeden vermeyi, uyumu ve doyumu kapsayan bir ilişki biçimi olmalıydı. Özlediğimiz ve aradığımız bu iken, ihtiyaçların yön verdiği bir bencillikle geziniyoruz, sevda dünyasında.
Aşktaki özgür seçim, beraberinde sorumluluğu da getiriyor. Aşk kötü bittiyse, bundan kişi sorumlu. Aşk devam edecekse, bundan da kişi sorumlu. Aşkın kuralları, kişiye göre değişmekte ve seçimlerin sonucunu çiftin her bir eşi, kendince yüklenmekte.
Aşktaki özgürlük, kullanılması zor olan bir özgürlüktür. Aşkın geleceğine ve sürdürülebilirliğine ilişkin, kişilerin tutum ve davranışı dışında bir yaptırım yok. Çift; belli kararları, beraberlik niyetini, sorunları görme ve çözerek ilerleme becerilerini geliştirmek zorunda yoksa ilişki; rüzgârın belirsiz rotasına eşlik eden yapraklar gibi farklı yönlere savrulabilir.
Âşık çiftin yaşamında gerilimler, mutluluklar, bunalımlar, arzular, uzaklıklar, yakınlıklar olacaktır. İyi günler gibi zor günler de olacaktır. Birlikte olmayı isteme kararı, zor günleri atlatma çabasına güç verir. Birliktelik kararı bu nedenle önemlidir. Bu olmazsa, ilk zorlukta aşk biter. Giden arkasına bakmaz, geride kalan ise, ruhsal acıların içinde kalır.
Günümüzde, ilişkinin devamını sağlayan sadece iki kişidir. İlişkiyi geliştirerek yaşatma sorumluluğu da iki kişinindir.
Aşkı yaşatmak bu kadar zorsa, kişinin aşka hazır olma sürecine ihtiyacı olduğunu düşünebiliriz. Sevmeyi istemek, aşk için çaba harcamaya karar vermek gerekir. Günümüzde aşk, her zamankinden daha fazla emek ister. Sevilene duyulan bağ, sürekli bir mutluluğu vaat etmez elbette. Mutluluk; bütün ilişkiler için, arada bir yaşanan bir duygu durumdur. Aşkı sevmeyi değil, eşi sevmeyi başarmak gerek.
İlişkiler kişileri değiştirir. Değişim kişiye iyi de gelebilir, kötü de gelebilir. İyi yöndeki değişimler, ilişkinin gelişerek devamını sağlar. İlişki, çift veya çiftin bir eşi üzerinde olumsuz değişim yaratırsa ya sorun çözmeye ya da ilişkiyi sonlandırmaya gidilir.
Bu da yüzyılın çiftlere tanıdığı özgürlüğün bir başka yüzüdür.
- ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR
- ÇOCUKLARDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR
- DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR
- GÜNÜMÜZ İNSANI
- TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE YİTİRİLEN İNSANİ DEĞERLER
- ÇOCUK VE ŞİDDET
- AKIP GİDEN ZAMAN VE ÖNCELİKLERİMİZ
- ÖLÜMÜN KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİK
- MÜKEMMEL EBEVEYNLİK BİR HAYAL MI?
- Gençlerde Şiddet İçeren Davranışlar Arttı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































