Advertisement

Advertisement

Ailede Yeni Durak: Yabancılaşma, Uzaklaşma

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
24/01/2026


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


Yeni zamanın aile ilişkilerinde yaşanan yeni sorunlara biraz yakından bakalım, bugün.

Bizim kültürümüzde, çekirdek aile ve ebeveyn aile ilişkileri kıymetlidir ve yazılı olmayan pek çok kural, ilişkilerimizi düzenlemede aktif rol oynar.  Çocuklarımız yetişkin olup kendi yollarını belirlediklerinde bile, “ebeveyn” statümüzün gereklerini yapmaya devam etmeye çalışırız. İç içe geçmiş halkalar gibi, aile dinamiklerini çalıştırırız. Bir şekilde karşılıklı beklentiler ilişkilerin doğasını etkiler.

Bundan dolayı, aile bağlarının dengeli çalışmasında ve her bir halkanın kendi içinde bağımsız hareketinde sorunlar yaşandığını düşünürüm. Yetişkin gençler ve ebeveynleri arasındaki dengeyi bozan her neyse görünürdeki bütünlük bir şekilde yanıltıcı olabiliyor.

Yetişkin, aile kurmuş veya kendi bağımsız hayat yolunu belirlemiş çocuklarının yanında olmaya devam eden anne babalar; yalnız ve dışlanmış hissettiklerini dile getirirken aslında görünmeyen bir yabancılaşmadan mı söz ediyorlar acaba? Yakından baktığımızda, orta yaşlı veya yaşlı anne babalar ile; orta yaş dönemine giren çocukları arasında bir uzaklık, başkalık, yabancılık olduğunu fark edebiliriz. Çocuklarımız aile kuruyorlar veya kendilerini göre bir yol çizip devam ediyorlar. Aralıklı görüşmelerde onlardaki değişimi, farklılığı anlamakta güçlük çekebiliyoruz veya anladığımızda kabullenemeyebiliyoruz.

Doğal olarak, bu bir uzaklık yaratabilir. Yabancılaşmanın ilk belirtisi, ebeveynin kendini dışlanmış hissetmesi olabilir. Ancak daha derine inmeli ve dışlanmış hissetmeyi yaratan nedenleri anlamaya çalışmalıyız.

En başta konuştuğumuz gibi, onların yanında olmaya, onları desteklemeye devam ettikçe, onlardan beklentilerimiz artıyor olabilir mi?

Bu beklentilerimiz çocuklarımızın, bağımsızlıklarını engellediği için uzaklaşıyorlar, olabilir mi?

Ayrı yaşamlarda, kendi ayak izlerini bırakarak yürüyen çocuklarımızın arkasında kalmak; bizde bu hissi uyandırıyor olabilir. Ancak her zaman konuştuğumuz gibi, kovanından uzaklaşamayan arı bal üretemez. Bu nedenle, çocuklarımız için ömrümüz boyunca yaptıklarımıza yönelik minnet beklentimiz olmamalıdır. Minnet ilişkilerimizin düşmanıdır ve taraflardan birinin, diğerini dışlaması, uzaklaşması ile ilk tokadını vuruverir.

Belki tuhaf gelecek ama sanırım, ebeveynin kendi davranışlarını ve tutumlarını gözden geçirmesi gerekmektedir. Yetişkin çocuklarıyla olan bağını geliştirmenin ilk yolu budur. “Ben bu kadar fedakâr bir eanne/baba oldum, değerimi bilmiyorlar, saygı duymuyorlar, arayıp sormuyorlar” demek işe yaramaz. Elbette gerektiğinde yanlarında olacağız. Ancak onları yanımızda, yüreğimizde hissetmek istiyorsak değişmemiz gerek.

“Analık babalık hakkı bana onlara karışma hakkı veriyor” diyebilirsiniz ama bu dışlanmanızdan başka işe yaramaz. Ne düşünürsek düşünelim, sorun değil. Ama onları yaşamımızda istiyorsak, anlamamız, değişmemiz ve geride durmayı bilmemiz gerek. Her birimiz kendi yaşamımızın öncü adımlarını kafamıza göre atabiliriz. Onlar da öyle. Yetişkin çocuklarımızın belirlediği sınırlara uymak gerekir elbette ve bizim de sınırlarımız olmalıdır.

Aile kurumunda “bakmakla yükümlü” diye bir kavram vardır ve bu ailenin görevlerini, süresini belirleyen hukuki bir terimdir. Yani yetişkin çocuklarımız için yaptıklarımız gönül bağımız ile ilgilidir ve karşılık bekleme gibi bir durum yoktur. Bize danışma inceliği gösterdiklerinde memnun oluruz, fikrimizi söyleriz, üzerimize düşeni yaparız ama bağımsızlıklarına dokunmayız ve minnet beklemeyiz.

Destek oluruz ama bu bize onları kontrol etme, akıl verme hakkı vermez. Onların kararlarını, eş ve dostlarını beğenmediğimizde, içimizde saklı tutarız. Onların sosyal hayatının bir parçası olmaya çalışmayız. Yanlarında olduğumuzu hissettirmek yeterlidir. “Ben sana demiştim” sözcükleri hem çok moral bozucudur hem de sevdiğinizi sizden koparır. Yani işe yaramaz aksine zarar verir.

Gerilim. Her gerilim bir çatışma habercisi olabilir ve İlişkilerde çatışma yaşamak istemediğinizde kaçışı tercih edersiniz. Hem ebeveyn hem de yetişkin çocukları için geçerli bir durum bu. Ancak çatışmaların sorun çözücü bir yanı da vardır. Bizi birbirimize yaklaştırır, değiştirir ve eşitler. Değişim ve birliktelik için bunu başarmamız gerek. Birbirimize uzak, yabancı düşmeden. 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.