Aşk ağlıyor belki ama ölmedi
22/11/2025
Ayla Kahraman
Aşkın gözyaşlarının kaynağında, çiftin aşka bakışındaki farklılık mı yatıyor?
Çiftin bir eşi, öbürünün yararı için, kendi çıkarını unuttuğunda ve bu tek taraflı vericiliğe döndüğünde ne olur? Kişisel beklentilerin yön verdiği günümüz aşklarına bir kurban daha mı verilir?
Farklılıklar dünyayı yarattıysa ve yaşatıyorsa; gündüz-gece, karanlık-aydınlık, yaz-kış, doğum-ölüm; varoluşun devamı için gerekliyse bu döngüde kadın ve erkeğin rolü nedir? Yaratıcılıkları bitti mi yoksa hala varoluşun tartışılmaz mimarları olarak iş başındalar mı?
Günümüz aşıkları, sevme becerisine sahip mi? Yoksa “sevilen” kendi benlikleri mi?
Egoist arzuların gidericisi olarak seçilen sevgililer, bekleneni veremediklerinde giderler mi?
Aşk acısı, sadece çekenin sorunu mu? Çektiren rahatça yoluna gider mi?
Tüketici aşk diye bir realite var mı, yoksa bu kavram, aşkın bozulmuş hali mi?
Yüzyılımızın yeni sorunları çiftlerin birbirlerini sevmelerine, aşklarına oldukça zorlu bariyerler koymaktadır. Aşka zaman giderek daralıyor ve aşkın yerini farklı bir şeyler alıyor.
Oysaki dileklerimiz değişmiyor: sağlık, mutluluk, başarı. Herkes nesi eksikse onu arıyor, bulduğunu veya kaybettiğini sanıyor.
Parası olmayanlar için para önemli. Gerçi çok paranın her şey olduğunu düşünenler de var ama, bazılarımız için, para, yokluğunda önem taşıyan birkaç şeyden sadece biri.
Para var fakat aşk uzakta kaldıysa, bu da ayrı bir sıkıntı. Yanıltıcı sevdalar sıra sıra kapıda. Yürek acısı derseniz, had safhada.
Bu yüzyılda, parasızlığın, diğer bütün önemlileri olumsuz etkileme gücüne sahip bir zayıflık olarak görüldüğünü ve bu nedenle hedefleri doğrudan etkileme gücü taşıdığını söylersek, abartır mıyız acaba?
Hatta bir adım öne giderek, parasızlık korkusunun, ciddi bir fobik korku olmaya aday olduğunu bile düşünebiliriz.
Nasıl olmasın ki? Sevdiği kadını “metres” olmaya ikna edip, kariyer evliliğine yelken açan adamlar var artık. Veya sadece zengin erkekleri sevmeye programlanmış görünen kadınlar.
Yazımın girişindeki sorulara yanıtlarınız ne olursa olsun, her yanıtınız yeni soruları oluşturacaktır. Yanıtlar acılara, yalnızlıklara dayandırılacaktır. Gerçekten de aşk acısı, yalnızlık bu çağda çok arttı. İşte bu nedenle aşk ölmedi ama ağlıyor.
Nihayetinde, bu bilmecede elde tek bir ipucu var: “Sevme biçimim, nasıl sevilmek istediğimi gösteren önemli bir ipucudur.”
Bununla beraber, Özdemir Asaf, büyük ozan, fısıldıyor kulağıma. “Sevgiyle var olduk sevdik sevildik
Kavgalara girdik öldük dirildik…”
Ya Edip Cansever:
“İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından.”
“Aşk ölmedi” dedirten dizeler bunlar.
Düşünür Alain Badiu’nun korkularına da çare bu dizeler. Aşkın, çıkarcılıktan, kâr getiren bir yatırım gibi görülmesinden yakınır ve insanın bu bencillikten sıyrıldığı takdirde, aşkı bulabileceğini düşünür. Gerçek aşkı bulmak, dünyanın doğuşuna tanık olma olasılığını gerçekleştirmektir.
Aşkla doğan her çocukta olacağı gibi.
- ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR
- ÇOCUKLARDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR
- DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR
- GÜNÜMÜZ İNSANI
- TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE YİTİRİLEN İNSANİ DEĞERLER
- ÇOCUK VE ŞİDDET
- AKIP GİDEN ZAMAN VE ÖNCELİKLERİMİZ
- ÖLÜMÜN KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİK
- MÜKEMMEL EBEVEYNLİK BİR HAYAL MI?
- Gençlerde Şiddet İçeren Davranışlar Arttı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































