AŞK HER YERDE, HER ANDA
14/02/2026
Ayla Kahraman
Aşk sadece aşk değildir. Kendinden başka birine, sevgiliye, evlada, nesneye, doğaya vatana ve daha nicelerine duyulan bir bağlılığın ötesine giderek kişinin boşlukta bir nokta olmasını engelleyen; yaşam yolculuğunun vazgeçilmezi bir iyileştiricidir.
Bize kattıklarıyla, değiştirme ve geliştirme gücüyle, insan olmanın gereğidir.
Aşkın simgesi kalp olsa da aşkın zihinsel süreçlerimiz, benlik değerimiz ve çoğu zaman arayışlarımız ile yakın ilişkisi olduğunu düşünürüm. Aşk güçlü bağların sebebi olmakla yetinmez, aidiyet duygusuna ve bunun yarattığı güvene de ulaşabilir.
Ve her zaman umudu yanında taşımayı bilir.
Anadolu’da görev yaptığım bir ilçede, Kıbrıslı bir yaşlı adamın yaşadığını duyduğumda, hemen onu araştırıp bulmuş ve ziyaretine gitmiştim. Bir tek arzusu olduğunu söylemişti. Çok genç yaşta ayrılmak zorunda olduğu Kıbrıs’ına dönmek. Sağlık nedeniyle mümkün olmasa da “ecel vaki olduğunda” demişti, “beni vatanımın toprağına gömün.” Tıpkı Büyük öykücü Ömer Seyfettin’in Kaptan Kara Memiş’i anlattığı “Forsa” öyküsündeki vatan aşkı gibi.
Elbette aşkın gücü her yerde, her anda. En önce insan olmanın gereğinin en önemli varlıkları olan kadın ve erkekte. Kendini göstermesine izin verirsek ama.
Aşk, geliştirici ve değiştiren yapısını ortaya çıkarmak için iyi niyet, vicdan, süreklilik ister. İnsanın evrendeki yolculuğunun itekleyici gücü olduğunu kabul edersek, aşkı öldürmekten, zayıf düşürmekten, bağımlılığa veya hastalığa dönüştürmekten kurtuluruz belki.
Varoluşçu psikolojinin önemli bir terapi yöntemi olan logoterapi, nörolog ve psikiyatrist Viktor Frankl tarafından, Nazilerin toplama kamplarında, ölümün kurtuluş olarak görüldüğü noktada geliştirmiştir. Yaşamın anlamını işaret eder ve kaynağı sevilene duyulan aşktır. Vuslat için bir umut yokken bile, umut yaratabilmenin anlamını yüreğinde taşır.
Aşkın hayatta kalmak için önemli bir neden olduğunu reddedebilir miyiz?
Her şey var ama aşk yok. Ne büyük yoksulluk. Dünya nimetlerinin yetmediği noktaya işaret eder aşk. Teoman’ın şarkısında söylediği gibi: “çok kadın hiç kadındır”. Nihilist felsefede “çokluk hiçliktir”.
Aşkın iyileştirici geliştirici gücünün engelleri değil midir bunlar?
Bugün aşkı bir daha arayalım yüreğimizde ve ne bulursak paylaşalım. Ne dersiniz?
- ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR
- ÇOCUKLARDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR
- DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR
- GÜNÜMÜZ İNSANI
- TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE YİTİRİLEN İNSANİ DEĞERLER
- ÇOCUK VE ŞİDDET
- AKIP GİDEN ZAMAN VE ÖNCELİKLERİMİZ
- ÖLÜMÜN KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİK
- MÜKEMMEL EBEVEYNLİK BİR HAYAL MI?
- Gençlerde Şiddet İçeren Davranışlar Arttı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































