Advertisement

Advertisement

Çocuklara hizmet aşkına…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
27/12/2025


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


Bir süredir, tarihi acılarla dolu, İrlanda Cumhuriyetinin başkenti Dublin’deyim.

Bu güzel insanlarla tanışalı altı yıl oldu.

Bu süreçte torunum iki okul değiştirdi. 4 yaşındayken ilk gittiği okul çok kültürlü (multicultural) eğitim dedikleri bir okuldu. Dünyanın pek çok ülkesinden ve İrlanda’dan öğrencilerin kaynaştırılması, bu çok kültürlü okulun öncelikli hedefleri arasındaydı. Ana okul ve ilk okul aynı çatı altındaydı. Ancak teneffüsler ve giriş-çıkış saatleri farklıydı. İlk günlerde okulun içine kabul edildim. Her yerini gezmeme izin verildi ve her sorduğum soruya mutlaka yanıt aldım. Kimse yabancı değil ve yalnız değil. Bu çok hoşuma gitmişti. Öğretmenler sevecen, yakın ama bir şekilde dokunulmaz alanda idi. Bununla birlikte 4 yaşında bir çocuğun anlamadığı dilde konuşulan bir okulda, dışlanmış hissetmesinden, uyum sağlayamamasından korktum. Endişelerimi okul müdürü ile paylaştığımda aldığım yanıt şuydu: “biz torununuzdan Türkçe öğrenirken; o da bizden İngilizce ve İrlandaca öğrenecek. Sonra, diğer kültürlerin dillerini merak edecek.”

Etkilendiğim çok fazla etkinlik vardı. Örneğin Mağusa Sakarya ilkokulunda, tarım derslerimizde tarhlarda çiçek, gül ve sebze yetiştirirdik. Aynısını, burada uyguladıklarını görmek beni mest etti. Torunum benim çok uzaklarda kalan anılarımı devam ettiriyormuş gibi hissettim. Her öğrencinin bakımını üstlendiği ağaç, bitki, çiçek… vardı.

Enteresan nokta, bütün öğretmenler, dersine girmedikleri çocukların adını biliyor ve çocuklar esas öğretmenleri yoksa, başka öğretmenlere güvenerek başvurabiliyordu.

Bu bir devlet okuluydu. Tam gün ve ara beslenmeli. Ücretsiz.

Hem bir eğitimci hem de bir psikolog olarak elimde olmadan, her şeyi gözlüyordum. Ebeveyn ciddiyeti ve eğitimciye saygı belirgindi. Güler yüzlü, ilgili ve profesyonel eğitimciler de velileri önemsiyor ancak gerekli olmadıkça diyalog kurmuyordu. “Önemli olan öğrenci” diye düşündüm.

 Saati gelmeden velinin okul bahçesine girme yasağı, okul kapısı önünde bekleyen farklı kültürlerde ebeveynlerin sohbetlerini, kaynaşmalarını sağlıyordu.

 Sonra torunum 8 yaşında iken çok sevdiği okulundan farklı bir okula kabul edildi. Bu okul oldukça prestijli bir devlet okuluydu. Tedirgindim. Küçük çocuk, yabancı bir okul.

Bu okulu da inceledim, elbette. Felsefe, Matematik ağırlıklı derslere şaşırdım. Her sabah felsefi bir konuda dersler başlar ve müfredatın belirlediği derslere devam edilirdi.   Haftanın belli günleri yüzme, satranç, drama gibi etkinlikler de şaşırtıcıydı. Torunumun nehirde kanoda, arkadaşlarıyla kürek çektiğini görünce korktum mu şaşırdım mı anlamadım. Bu kadarını beklemiyordum.

Okul 30 yıl önce Felsefeci veliler tarafından kurulmuş. Devlet okulu. Ağırlıklı olarak Doğu ve Batı felsefesi dersleri var ve Matematik önemli elbette.

10 yaşındaki torunum ve arkadaşları Sokrates’çı düşünme ve tartışma yapabiliyorlar. Bol kitap okuyorlar. Başarı odaklı bir okul değil; bu nedenle hiçbir öğrenci başarısız hissetmiyor ve birbirlerinden gurur duyabiliyorlar.

Bu sadece bir ilkokul dostlar. İki ana dil öğreniyorlar. İngilizce ve İrlandaca. Tarihi dilleri de tanımaya çalışıyorlar. Torunum ve sınıf arkadaşları şu anda pek çok dilin kaynağı olan Sanskritçeyi inceliyorlar. Okul bünyesinde farklı kültürlerden çocukların ana dilleri de saygıyla karşılanıyor ve çocuklar kendi ana dillerinde küçük sürprizler de yaşıyorlar. “Hoş geldin, geçmiş olsun, her şey yolunda mı” gibi… eğitimciler hiç mi yorulmuyorlar, bunalmıyorlar mı acaba.

Son olarak, okul müdürünün okulun üniforma renklerini giyerek okula gelmesine de çok şaşırdım. Neşeli bir çocuk gibi, öğrencilerle bir arada. Otorite? Galiba kimse, otokrat havasında değil.

Aslında beni şaşırtan, özlemini duyup da daha önce yaşamadığım pek çok ayrıntı daha var. Bu sohbetimizi neden açtım derseniz; biraz çocukluğumun eğitim yıllarını hatırladım ama esas neden; çocukların çok önemsendiğine ve onlara hizmetin öncelikli değer olduğuna tanık oldum. Sanırım buradan vuruldum ve kıskandım.

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.