Kendini ihmal çözülmesi gereken bir sorundur
13/12/2025
Ayla Kahraman
Başarılı kadının kendini unutarak, hatta hiçleştirerek tek kişilik bir ordu gibi çalışmasını geçen hafta tartıştık. Bu tükenişin, esas dayanağı kadının görev odaklı yaşaması sonucunda kendini unutması, bir şekilde terk etmesidir.
Geçen hafta nedenleri de tartıştık. Görevler, iş ve aile hayatı derken; çok evvelden ekilen tohumların kadının kendi arzu ve isteklerini dışlamasına neden olduğunu ve nihayetinde kendine yabancılaştığı konusu üstünde durduk.
Yabancılaşma; her çağda insanın yakasına yapışma gücü taşıyan bir iç düşman. İpleri dışarıda, kuvveti içeride. Nihayetinde, “ben beni bilmez ise, ne anlamı kalır ki ben dışındakilerin” dediğimiz bir sonuç; yok oluşun da nedeni oluverir. Yok oluşun içinde bir şeyleri eksik yaptığına dair incitici bir inanç ve suçluluk duygusu da vardır. Ruhsal ve bedensel acılar arkadan gelir.
Bir sorun varsa, çözümü de olmalıdır. Çözüm yoksa, sorun da yoktur.
Yanlış kalıplarla oluşmuş bir çark varsa doğru düzgün çalışmaz. Ve biz kabulleniriz. Eğriyi doğru gibi algılarız. Bu nedenle, bir sorun varsa çözümü de vardır. Ancak ilk koşul, her şey yolundaymış gibi davranmaktan vaz geçmektir. Görmezden gelmek; insan için kolay yoldur. Alışırız ve içeriden yükselen isyanı, tükenmişliği duymayız.
Çözüm; doğruların gerçeklerle buluşmasıdır. Sancılı olsa da her sorun çözülmek ister.
Kadının tükenmişliği ve kendine yabancılaşması; özde başarı ve görev odaklı yaşamayı tercih ettiğini sanmasından kaynaklanıyor olabilir. Pek çok kadın, kendi tercihlerinin sonuçlarını yaşadığını sanırken aslında bunların kendi tercihleri olmadığını geç fark ederler. Ne istediklerini yeterince düşünmemişlerdir. Bazı deneyimleri kendilerine yasaklamışlar ve onay alabilecekleri yolu tercih etmişlerdir. Beklenileni vermek; en başta tatmin edici hissettirmiştir. Başarılı olmak da öyle. Sevdikleriniz için gerekenleri yaparken, vahşi ormana benzeyen iş dünyasında parlamak hatta en başa oynamak kolay değildir ve elbette duygusal açıdan tatmin edici olabilir. Ama gelin görün ki ne sevdiklerine yönelik görev aşkları ne de önemli alanlarda en iyi olmaları yeterli değildir.
Kişinin kendini terk etmesini durdurabilecek belki de en önemli nokta, kendini önemsemesidir. “Ben” değerlidir ve ona kulak verilmelidir. Arzu ve istekleri dikkatle yerine getirilmelidir. Bunu da kişinin kendisi yapmalıdır. Sınırları çizebilmeli ve her zaman “ben”i ilk önce düşünmelidir. Çocuklarını en çok sevse de yaptığı iş çok çok önemli olsa da önce “ben”i düşünmeli ve dinlemelidir.
Tıpkı İngiliz dilindeki “Ben” yani “I” sözcüğü gibi. Cümlenin başında, ortasında, sonunda fark etmez, “ben” anlamına gelen “I” sözcüğü her zaman büyük harfle yazılır.
Bu çok mu zor? Elbette öyle. Bize yüklenilen görev ve sorumluluklara bir bakın. Anlarsınız. Kadınlığın gücü analığa destek verir. Kabul mü?
Yunus Emre “bir ben vardır bende, benden içeri” derken sadece Tanrı’nın içimizdeki yansımasını kastetmez. Aksine hepimizin görünen benliklerinin dışında keşfedilmeyi, anlaşılmayı bekleyen gizli benlikler olduğunu da söyler ve bizim bunları keşfederek gerçek benliğimizi bulacağımızdan söz eder. Bu açıdan baktığımızda kendini ihmalin bir çeşit terk ediş olduğunu anlamamak mümkün değil: Tükenmişlik, yabancılaşma ve artık kendi varoluşunu tanıyamama.
Kadın hem dinlenmeyi bilmeli hem de kendini dinleyebilmelidir. Kültürel beklentiler ne olursa olsun, kadın bir adım önde olmalıdır. Mükemmel olmak zorunda değiliz. Her şeyi başarmak zorunda değiliz. Tek kişilik ordu değiliz. Biz öncelikle kim olduğumuzu ve yapmak istediğimizi anlamak için kendimize yaklaşmalı, şefkat ve anlayış göstermeliyiz.
Sadece iyi anne, başarılı yönetici, hayırlı evlat değiliz. Daha fazlasıyız ve bunu anlamak, bilmek ve unutmamak zorundayız. Başımızda muhteşem başarılarımızın tacıyla dolaştığımızda, “içimizdeki beni” unutur veya sustururuz. Başarının anlamını yitirdiği noktada anlamsızlık ve özgüven çöküşümüz bizi kuru bir yaprak gibi sürükler. Annelik bile, ancak kendini tanıyan bir kadının bütünlüğünde güçlü ve üretken gelişir.
- ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR
- ÇOCUKLARDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR
- DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR
- GÜNÜMÜZ İNSANI
- TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE YİTİRİLEN İNSANİ DEĞERLER
- ÇOCUK VE ŞİDDET
- AKIP GİDEN ZAMAN VE ÖNCELİKLERİMİZ
- ÖLÜMÜN KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİK
- MÜKEMMEL EBEVEYNLİK BİR HAYAL MI?
- Gençlerde Şiddet İçeren Davranışlar Arttı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































