Prizma Kimlikler Ve Aidiyet Yoksunluğu
09/08/2025
Ayla Kahraman
Toplumsal ve bireysel ilişkilerde boşluk duygusu, eksik hissetme, aidiyet yoksunluğu, değerler karmaşası tüm hızıyla almış başını gidiyor.
Kirişleri olmayan ince duvarlı bir evde yaşıyor gibiyiz. Ha yıkıldık ha yıkılacağız.
Aynı tarihi, kültürü, değerleri paylaştığımız halde, birbirimize yönelik olumsuz duygular hızla yükselmektedir. Hoşgörü, empati gibi kavramlardan kalan kırıntılar da yakında tükenecek diye korkarım.
“Ne karamsar bir giriş bu” dediğinizi duyar gibiyim. Ilık tuzlu suların; yasemin, nergis, limon çiçeği kokularından nem kaptığı bu cennet parçasında karamsarlığın ne işi var, değil mi?
Gerçekten de birbirimizi imha ediyoruz. Kimliksizleştiriyor veya kategorize ediyoruz. Düşmana ihtiyacımız yok. Kendi kendimizle savaşıyoruz zaten. Kabuğumuz can çekişirken içerimiz her şeyi alıp terk ediyor bizi. Yabancı kalıveriyoruz ve bir “ben” olmak giderek zorlaşıyor.
Kendine yabancılaşan, aynı evde, topraklarda, dünyada yaşayanlara da yabancılaşır. Bu çağda, yabancılaşma sessiz bir çığlık değildir artık. Aksine yok edici, dışlayıcı fena bir güç haline geldi.
İnsanın kendini inkarını anlamakta güçlük çekerim. Elbise değiştirir gibi kimlik değiştirme yaşanıyor buralarda. Prizma kimlikler; değer, anlayış ve yorumlama gibi düşünsel koruyuculara karşı sürekli saf değiştirmektedirler. Tiyatro sahnesinde gibiler. Geçerli akçe neyse, onu giyiniyorlar. Işığa doğru giden pervaneler gibi. Onlar ve peşlerinde sürükledikleri şimdilik yanmıyorlar ama sonra?
Bizi biz yapan her şeyi fütursuzca harcamanın ve kısa günün kârı ile yaşamanın sonuçları ne olacak?
Bizi ayakta tutan değerlerimiz ninni miydi sadece? Tarihteki kayıp kültürler gibi yok mu olacağız?
“Kendin ol ve dünyayla bütünleş.”
“Dünyada hepimize yer vardır. Hepimizi doyuracak yiyecek de vardır.”
“Halklar savaş istemez. Bunu yaptıran başkalarıdır. Dünya halkı kardeştir. ”…..
Farklılıklarımız hani muhteşem bir mozaikti? Ne oldu bu hümanizmaya?
Kişileri ve toplumları ayakta tutan; değerleri, tutumları, bağlılıkları ve sadakatleridir.
Bu saydıklarım, birilerini ötekileştirmeye neden olmaz. Savaş düşkünü hastalar yaratmaz. Hırsızlar ve güç sevdalıları at koşturacak yerler bulamaz.
Değerlerini, dayanaklarını, güvenini kaybeden bireyin yaşadığı boşluk duygusu derin bir ruhsal acıdır ve insan çare ararken, kendini yok edecek yollara da sapabilir. İnsanlık yok olurken meydan soytarılara kalır.
Bu nedenle hepimizin yaşadığımız topraklarda ve dünyada tutunacak dallara ve korunacak köklere gereksinimimiz vardır. Böylece kendimizi iyi hissederiz. Güncel yaşam akışına katılmakla kalmaz, insanlık tarihine olumlu katkılar da koyarız. En önemlisi, yaşamın anlamına ulaşır ve insancıl amaçlar için çaba göstermeyi ön plana alırız.
Hem birilerine, bir yerlere ait olmanın doygunluğunu yaşarız hem de “bu dünyada ben de varım”ı gerçekleştirmenin yolunu açık tutarız.
Kim bilir böylece birileri kendilerini ve bizleri kandırarak kıyamet senaryomuzu yazmaktan vaz geçmek zorunda kalır.
- ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR
- ÇOCUKLARDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR
- DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR
- GÜNÜMÜZ İNSANI
- TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE YİTİRİLEN İNSANİ DEĞERLER
- ÇOCUK VE ŞİDDET
- AKIP GİDEN ZAMAN VE ÖNCELİKLERİMİZ
- ÖLÜMÜN KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİK
- MÜKEMMEL EBEVEYNLİK BİR HAYAL MI?
- Gençlerde Şiddet İçeren Davranışlar Arttı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































