Şefkat ve Öz Şefkat
01/11/2025
Ayla Kahraman
Şefkat kavramı, gücünü sevgiden alan ve içinde koruyucu, gözetici bir merhameti de taşıyan huzur verici bir kavramdır. Sevgisiz, saygısız bir duygusal bütünlüğün bir başkasına şefkat geliştirmesi pek mümkün değil. Şefkat bir erdem olarak değerlendirilir.
Şefkat “ben” ve “ötekiler” arasındaki ilişkinin kıymetli unsurudur. Başkalarıyla, doğayla, dünyayla kurulan iyileştirici bir bağdır. Bu iyileştirici bağ; öz şefkat kavramı olarak kişinin kendi bütünlüğünü anlaması yolculuğunun da rehberidir.
Öz şefkat kavramı; oldukça eski, Budizm inancının doğuşuna kadar uzanan bir kavram. Carl Rogers, Maslow gibi Hümanistik psikolojinin öncüleriyle yirminci yüzyılda bilimsel başlangıcını yapmış. Ancak kavramı, yakın zamanda, Psikolog Kristin Neff geliştirmiştir. Kristin Neff’e göre öz şefkat üç bileşenden oluşur: 1.Kendine nezaket: hata yaptığında kendini suçlamak yerine insanca davranmak, 2. Ortak insanlık duygusu: acı ve kusurun herkesin paylaştığı bir gerçek olduğunu hatırlamak, 3. Farkındalık: acıyı bastırmadan, dramatize etmeden görebilmek.
Esasında öz şefkat kişinin kendi gölgesine sarılması gibidir. Kendini anlamaya yöneliktir. Özellikle yalnız duyumsamanın arttığı bu yüzyılda yalnızlığımızı ve kırılganlığımızı, “hata” diye nitelendirdiğimiz pek çok ayrıntıyı gözden geçiren iyi niyetli bir içsel konuşma, dinleme ve sarılmadır.
Öncelikle insan kendi varoluşsal değerleriyle baş başadır. Dışarıdakilerin kabulü, reddetmesi anlamını yitiriyor. “Ben” ve “ben” çözümü buluyor. Buradaki en önemli nokta, öz şefkatin işler olabilmesi için kişinin kendini anlamasında yatıyor. Hepimiz bir düşünelim, kendimize nasıl davranıyoruz? Acılarımıza ve insani hatalarımıza öncelikle kendimizi yargılamadan, anlamaya çalışarak ve acının içinde kaybolmayarak ve “hata” olarak nitelediğimiz yaptıklarımızı ve yapmadıklarımızı duygusal bütünlüğümüze egemen kılmadan ama. Bu noktada, kişinin kendini anlama ve kendine sarılma yolculuğu başlama şansı bulabilir.
İnsanlık tarihi yaşanmış büyük acılarla doludur. Acının uğramadığı bir ev, bir “insan” bulmak pek mümkün değildir. Ancak, büyük acılar, bizi değiştirir. Kendimizi, değerlerimizi, yaptıklarımızı, yapmadıklarımızı, yaşamı, anlamını sorguladığımız farklı bir varoluşsal gerçekliğe sürükleyebilir. Büyük acılar, büyük uyanışlara yol açar. Bu acıya yönelik bir övgü değildir. Aksine ruhsal acıların kırılganlığına 40 yılı aşkın bir süredir eşlik eden biri olarak, acının sürekliliğine oldukça karşı duruştayım. Acıların insanları yok etmesini değil yeniden var etmesini isterim. Annemin sesi kulaklarımda çınlıyor: “Biz plan yaparken kader kahkahalar atar kızım”. İlk defa annemden duysam da şiirlerin, şarkıların, deyişlerinde de bu izleri takip ettim, zamanın akışında. Ve nihayetinde acıların bizi süründürmesini değil, yeniden var etmesini hedefledim. İşte bu öz şefkat kavramını bu nedenle çok sevdim.
İnsanın kendisiyle yaptığı hesaplaşmada öz şefkat yapıcı bir rol taşır. İnkâr yoktur. Kabul etme vardır. Yüzleşme ve değişme, gelişme vardır. Bunlar olmadığında ne mi olur? Pek çoğumuz bunu biliriz. Geçmiş, yaptıklarımızla yapmadıklarımızla, yaşadıklarımızla, yaşamadıklarımızla yakamıza yapışır ve geleceği karartır. 25 yıldır yazılarımın kötü karakteri olan “dikiz aynasına” bakarak, ilerlemeye çalışır ve kaza yaparız. Yani, acılarımıza çözüm üretemediğimiz gibi, onları bütünlüğümüze egemen kılarız. İşte öz şefkatin varoluşsal gelişmemiz için önemi budur. O ölümcül dikiz aynası, gerekmedikçe sahneye çıkmaz. Çıktığında ise sadece varoluşsal sürekliliğimiz için küçük bir detaydır.
Öz şefkatin temelinde yatan haklı çıkmak, kendini aklamak, yaptıklarına bir kulp bulmak değildir. O zaman, öz şefkat, öz şefkat değil, kişisel bir mahkemede haklı çıkma uğraşısı olmaktadır. Oysaki kişilerin kendilerini mazur gösterme yolu olarak kullanılmayacak kadar değerli bir kavramdır, öz şefkat.
Yani, öz şefkat duygusal bir kendini avutma, kendine acıma değildir. Aksine varoluşsal süreç içerisinde ruhsal acıların; duygusal bütünlüğümüzü ele geçirmesini önleyen bilişsel bir eylemdir. Öz şefkat ile kendimizi anlama ve sorumluluk alma şansını güçlendiriyoruz. Bu yolculukta duygusal bütünlüğümüz kadar vicdani olgunluğumuzun da rol aldığını düşünmekteyim.
Öz şefkatin vicdan ile ilişkisini ve doğduğumuz andan itibaren oluşmaya başlayan değer duygumuz ile ilişkisini haftaya sizlerle tartışmak isterim. Sevgiyle.
- Sevgili Dostlar, öz şefkat konusunu bu hafta Girne Üniversitesi 60+ Yaş Tazelenme Üniversitesinde; yaşam deneyimleri, insani bakışları ile seçkin fikirleri eşliğinde tartıştık. İnsana güvenimin arttığı bir dersin öğretmeni oldum ve öğrencilerimden çok şey öğrendim. Sizinle paylaşıyorum.
- ÇOCUKLARI ANLAMAK, KATEGORİLEŞTİRMELERİNİ ENGELLEYEBİLİR
- ÇOCUKLARDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN PEK ÇOK NEDENİ OLABİLİR
- DÜŞSEL BİR DÜNYA KURMAK MÜMKÜNDÜR
- GÜNÜMÜZ İNSANI
- TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE YİTİRİLEN İNSANİ DEĞERLER
- ÇOCUK VE ŞİDDET
- AKIP GİDEN ZAMAN VE ÖNCELİKLERİMİZ
- ÖLÜMÜN KARŞISINDAKİ ÇARESİZLİK
- MÜKEMMEL EBEVEYNLİK BİR HAYAL MI?
- Gençlerde Şiddet İçeren Davranışlar Arttı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































