Advertisement

Advertisement

Tükenmişlik Denilen Tükenmez Izdırap Ve Genç Yetişkinler-1

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
10/01/2026


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


Günümüzde stres ile baş edebilme becerimiz eskiye göre daha zordur.  Stresin amaca yönelten güdüleme özelliği elbette geçerliğini koruyor. Ancak, bilimsel araştırmalara göre çağımızın; “Y” kuşağı, “milenyum yetişkinleri” diye adlandırdığı, genç yetişkin bireylere dayattığı görev odaklı yaşam biçimi, Tükenmişlik denilen sendromu ezber bozan bir şekilde değiştirerek; kişilerin yaşam dengelerini alt-üst edebilmektedir. Öyle ki, “her devrin tükenmişliği kendi farkları ve bilinmezlikleriyle gelir” diyecek noktaya geldik. “Y” kuşağı kimler mi? Bilim adamlarına göre 1981-1996 yılları arasında doğmuş olanlar.

 Stres ile başa çıkma becerilerinin çok da işe yaramadığı bu noktada genç yetişkinler karşılarına çıkan engellerle uğraşmayı bırakın; sıradan bir konuda bile zorlanmakta hatta keyif verici eylemlerde bile sıkışmışlık duygusundan kurtulamamaktadır. 

Bu gerilimin etkisi ile, yaşamsal akışının zorlanmasıyla karşı karşıya kalabilmektedir. Dikkatini toplayamamakta, başladığı işi bitirememekte, planlama yapamamakta ve bunların sonucunda, taşıdığı rollerin ağırlığı altında acı çekebilmekte, yetersiz hissedebilmektedir. Sosyalleşme sürecinde gerileme, uykusuz geceler ve kendine güvensizlik, sinirlilik, çabuk öfkelenme, hata yapma korkusu, sürekli yorgun hissetme, hiçbir şeye ilgi duymama…

Yani depresyon böyle bir durumda, kişinin duygusal ve bedensel döngüsüne rahatlıkla yerleşecek ortamı bulabilir. Tükenmişlik sendromunun ortaya çıkardığı bu çöküntü, duygusal ritmi etkilediği gibi biyolojik ritmi de bozabilir. Öncelikle uykusuzluk, sindirim sistemi rahatsızlıkları, enerji yoksunluğu, zihinsel yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterebilir.

Sürekli bir değersizlik ve kötü hissetme hali, hayal kırıklığı, yaşamın doğal akışı içindeki eylemlere karşı bile isteksizlik, kendinde neyin yanlış olduğunu anlamaya çalışma, onca emeğin sonucunda elde edileni koruma veya geliştirme arzusundan yoksun kalma, keyif vermesi gereken bir eylemin gerginlik yaratması… her ayrıntının kaygıyı, bunaltıyı artıran bir göreve dönüşmesi, kişinin kendi içsel çatışmalarının tutsağı olma noktasına sürüklenmesine neden olabiliyor. “Görev” demek “karar vermek” demek. Belki de çıkmaz yol bu.

Psikanalist Cohen; tükenmişlik sendromu yaşayan kişilerin, iç kaynaklarının tümünü tükettiklerine inandıklarına ama devam etmek zorunda hissettiklerine değinir. Yorgundurlar ve eskisi gibi “tam” hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Ancak bunu elde edemeyeceklerini düşünürler. Belki de yukarıdaki mutsuz edici, kaygılı ve güçsüz bırakan duyguların nedeni de budur.

Araştırmalar kadınların erkeklerden daha fazla Tükenmişlik sendromu yaşadığını göstermektedir. Duvar ustasından yazılım mühendisine; şirket sahibinden ev kadınına kadar her meslekte görülebilir.

Bilim adamlarına göre Tükenmişlik sendromunu işi terk ederek, köye taşınarak, yeni hobiler bularak, meditasyon veya yogaya başlayarak çözmek pek mümkün değil. tatile çıkmak da işe yaramaz.

Peki ne yapmalı?

Sorun varsa çözümü de olmalıdır, değil mi? Hep birlikte düşünelim ve haftaya, çözüm odaklı sohbetimize devam edelim.

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.