Advertisement

Advertisement

Vicdani Sorumluluk ve Vicdanın Kötüye Kullanımı

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
08/11/2025


Ayla Kahraman Ayla Kahraman


      Öz şefkat, şefkat ve vicdan konusuna yakından bakmak gerek diye düşünürüm. Daha önce konuştuğumuz gibi öz şefkat kendimizi anlamamız ile ilgili bir yolculuktur. Bu yolculuğun eşlikçileri farklı kılıklara girmiş bencillikler, narsist kişilikler olduğunda, bir aldatmacaya kanmış olabiliriz.

      Vicdan, akli ve duygusal bütünlüğümüzdeki başka insanlara yönelik duyarlılıktır. Vicdan bir yol göstericidir çoğu zaman. Ruhsal acılarımızın bizi esir almaması için doğru çalışması gereken bir pusuladır. Öz şefkatin eli, bu pusulayı tutabildiğinde sanırım, varoluşsal bütünlüğümüzü de anlama şansımız olur.

      Vicdanın olmadığı bir öz şefkat aslında nedir?  Öz şefkat değildir elbette ve bu muhteşem kavramın kötüye kullanımı ile karşılaşırsınız. Yani öz şefkat kendini aklama, vicdanını rahatlama yolu değildir. Kırıp döktükten sonra geride bırakılan enkazı umursamamak da değildir.

      Bununla birlikte öz şefkati geliştiremediğimiz durumlarda, vicdanımız acımasız bir mahkeme kurup bizi ruhsal acılara hapsedebilir. Galiba en güzeli birlikte çalışmaları. Böylelikle kendimizi anlama ve sevme sürecimizde sorumluluk duygumuzu kaybetmeden yaptıklarımıza, sonuçlarına sahip çıkarak yola devam edebiliriz. Başkalarına zarar vermeden.

     “vicdan” kavramının çoğul anlamları vardır ve kötüye kullanıma açıktır. Örneğin, bilirsiniz, bazı insanlar, merhametli görünürler. Sadece görünürler. İçlerindeki hastalıklı yalancı, onları her türlü sorumluluktan kurtaracak bir hazır cevap makinesi gibi çalışır. Sözde vicdanlı insanların, acıma, suçluluk, utanma gibi duyarlılıkları yoktur. Görüntünün arkasında yırtıcı ve arsız bir kişilik saklanmaktadır. Bunlar daha ziyade kıvraklık becerisi gelişmiş kişilerdir. Nabza göre şerbet. Ama sadece sözde. Yani görüntüdeki vicdan ile vicdani sorumluluğun arasında bir ilişki yok. Ve ne yazık ki günümüzde çoğumuz bu sahtekarlığa çabucak kanıyoruz. İçsel mahkemelerinin hem yargıcı hem savcısı olan bu kişilere inanıveriyoruz. Bunun insanlık sevgisi, hoşgörü veya merhamet duygularıyla bir ilgisi yoktur. Varmış gibi görünürler, sadece.  İnşaat hatası nedeniyle kaybedilen canlar için gözyaşı dökerler ve benzer binaları insanlara satmaya devam ederler. Çalışanlarının hak ettiği ücreti geciktirerek, kısıtlayarak, şirketlerinin sermayesini artırırlar. Bu onlara göre ticaretin gereğidir. Vicdani bir mesele değildir. Yakın ilişkilerde, karşılarındaki kişiyi suçluluk duygusuna gömmekte beceriklidirler. Ve bundan asla gocunmazlar, acımazlar ve yanlışlarından arındıklarını sanarak yola devam ederler.

      İster istemez herkeste farklı çalışan bir vicdan olduğunu düşünmeden edemiyorum. Kendimizle barış içinde yaşamak önemli bir adımdır ve öz şefkat kavramının bu konudaki rolü ortadadır. Kendini anlayan, kendine sarılan kişinin vicdanı yumuşar, daha insancıl olur. Barışçı bir duruşu vardır ve etik değerlere de önem verir.

      Nihayetinde, öz şefkatin oluşması için iyi gelişmiş bir vicdanın gerekli olduğunu düşünürüm. Böylece hem kendimiz hem de başkaları ile olan ilişkimizde pusula doğru çalışır. Çünkü öz şefkat; kendini haklı göstermek, aklamak falan değildir. Kendini anlamak, kendine sarılmak, sorumluluklarının, yaptıklarının yapmadıklarının farkında olmaktır. Bunu gerçekleştiremeyen kişiler, vicdanlarını kötüye kullanan kişilerdirler. Asla suçlu hissetmezler, merhamet göstermezler. Ortalığı harabeye çevirseler bile vicdanlarını kötücül akıl oyunlarıyla rahatlatırlar.

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Ayla Kahraman
MANŞETLER

HK Ayla Kahraman

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.