Ülke ülke öğrenci kaybediyoruz, üniversiteler yalnız bırakıldı
11/06/2026
Hüseyin Ekmekci
ÜNİVERSİTELERDEN VAZ MI GEÇTİK? KAMU GÖREVİNİ YAPMAK YERİNE, KESTİRİP ATIYOR… SAHTE DİPLOMA VE İLGİLİ ÜNİVERSİTEYE CEZASIZLIK HALİ SEKTÖRE BÜYÜK ZARAR VERDİ…
KKTC HIZLA ÖĞRENCİLER İÇİN ZORLUKLARLA DOLU BİR ÜLKE… ÜLKE ÜLKE ÖĞRENCİ KAYBEDİYORUZ… ÜNİVERSİTELER YALNIZ BIRAKILDI… YAZIK BUNCA YATIRIMA…
KKTC yıllardır kendisini "eğitim adası" olarak tanımlıyor. Yüz bin öğrenci hedefi bugün konuşulmuyor olabilir ama bu hedef dünün değil, devlet politikası olarak Derviş Eroğlu döneminden başlayan uzun vadeli bir stratejiydi. Bunca yatırım, bunca çaba, boşa mı gidecek?
Üniversiteler büyüdü, kampüsler kuruldu, yurtlar yapıldı, şehirler öğrenciye göre şekillendi. Şimdi ise insan ister istemez soruyor: Üniversitelerden vaz mı geçtik? Sahte diploma olayı ve cezasızlık hali sürece tu biber ekti. Özellikle Rum lobisinin ekmeğine yağ sürdü, bal sürdü…
Son yıllarda yaşanan adli olaylar nedeniyle bazı ülkelere karşı toplumsal bir önyargı oluştu. Nijerya, Pakistan ve Suriye bunların başında geliyor. Ne zaman bu ülkelerin adı geçse, akıllara uyuşturucu, kaçakçılık ya da suç geliyor. Bu noktada, haklı yanları teslim edelim…
Oysa aynı ülkelerden gelip üniversitelerimizde burslu okuyan, bölüm birincisi olan, yüksek dereceyle mezun olup ülkelerine dönen yüzlerce genç de var. Kötü örnekler üzerinden, eğitim sektörünü ciddi derecede göz ardı ettik. Öğrenci getirmeyi bütün olarak zora soktuk…
Daha kötüsü, bu bakış açısı bürokrasiye de yansıdı. Bugün bazı ülkelerden öğrenci getirmek neredeyse imkânsız hale geldi. Vize süreçleri zorlaştı, muhaceret uygulamaları sertleşti, oturma izinleri ciddi maliyet haline geldi. Öğrenci daha ülkeye gelmeden yoruluyor ya da çok para harcıyor
Muhaceretin zaman zaman sergilediği keyfi uygulamalar ise ayrı bir sorun. Üniversiteye kayıt yaptırmış, kabul belgesi almış öğrenciler kapılardan geri çevriliyor. Üstelik çoğu zaman üniversitelere bilgi dahi verilmiyor. Öğrenci okulun adını söylüyor, okul öğrencisini bekliyor ama devlet farklı davranıyor.
Vatandaş bir öğrenciye şüpheyle bakabilir. Peki devlet neden potansiyel suçlu muamelesi yapıyor? Denetim devletin görevidir. Takip devletin görevidir. Kuralları uygulamak devletin görevidir. Ancak görünen o ki kolay olan tercih edildi. Denetlemek yerine kapıları kapatmak daha cazip geldi.
Nijerya'dan öğrenci sayısı düştü. Pakistan'dan gelenler azaldı. Peki suç oranları aynı oranda düştü mü? Bu sorunun cevabını ortaya koyan bilimsel bir veri var mı? Devletin elinde bu ülkelerden gelen öğrencilerin suç oranlarına ilişkin kapsamlı bir çalışma bulunuyor mu? Hayır…
Yoksa ülke isimlerine bakarak insanları kategorize etmekten vazgeçelim. Üstelik sorun sadece giriş aşamasında değil. KKTC'de eğitim görmek isteyen öğrencilerden iki ayrı vize talep ediliyor. Çifte vize uygulaması öğrenciye ek maliyet yaratıyor
Oturma izinleri her yıl yeniden alınıyor. Türkiye'de öğrenciye dört yıllık oturma izni verilirken, biz öğrenciyi her yıl muhaceret kuyruklarına mahkûm ediyoruz. Sonra da neden öğrenci sayısı düşüyor diye şaşırıyoruz. Denetim, organizasyon yerine, bürokrasi kolayı seçti. Topyekün öğrenciden kurtulma…
Pakistan'da eskiden KKTC temsilciliği vize veriyordu. Şimdi özel şirketler üzerinden yürütülen sistemde öğrenciler randevu almakta bile zorlanıyor. Binlerce öğrenci daha başvuru aşamasında kaybediliyor. Daha ne kadar zorlaştırılabilir, anlamıyorum…
Gerçek şu ki Avrupa'ya gidebilen öğrenci zaten ne KKTC'yi ne de Türkiye'yi tercih ediyor. Bizim hedef ülkelerimiz belli. Ama biz o ülkelere kapılarınımız kendi elimizle kapatıyoruz. İşin ekonomik boyutu ise çok daha ciddi.
KKTC ekonomisinin yaklaşık yüzde 32'si yükseköğretim sektöründen besleniyor. Bu sadece üniversitelerin meselesi değil. Ev sahibi, marketçi, restoran, taksici, yurt işletmecisi, emlak sektörü ve hizmet ekonomisinin tamamı bu sistemden etkileniyor.
Öğrenci sayısı azalırken üniversitelerin maliyetleri ise düşmüyor. Akademik kadrolar korunuyor, yatırımlar devam ediyor, binalar ayakta tutuluyor. Gelir azalırken gider aynı kalıyor. Öğrenci sayısının yıldan yıla azaldığı ülkemizde, yakında üniversite iflasları başlar, DAÜ gibi…
Bir başka sorun da denetimsizlik. Tabela üniversiteleri de ülkeye zarar veriyor. Bazı üniversiteler kabul belgelerini neredeyse ücretsiz dağıtırken, bazıları bunun için kayıt parasının çık altında ücrete razı geliyor. 400 Euro’ya kayıt yapan tabela üniversiteleri var…
Bazıları başka üniversitelerde kayıtlı öğrencilere "gel sana tam burs vereyim" teklifleri sunuyor. Bu etik dışı rekabet yıllardır konuşuluyor ama yeterince denetlenmiyor. YÖDAK sadece akreditasyonla ilgileniyor. Ancak yükseköğretimin ekonomik tarafını yönetecek, sektörün geleceğini planlayacak bir irade de gerekiyor.
Bir de sahte diploma meselesi var. Bu olay sadece içeride zarar vermedi. Güney Kıbrıs, yaşananları uluslararası alanda çok etkili kullandı. Fas gibi önemli öğrenci pazarlarına raporlar gönderildi. Sahte diploma olayındaki cezasızlık algısı büyüdü. Sonuçta bazı ülkeler KKTC diplomalarına şüpheyle bakmaya başladı.
Bu da üniversitelerimizin uluslararası itibarına ağır darbe vurdu. Bugün gelinen noktada soru çok net:
Biz gerçekten eğitim adası olmaya devam etmek istiyor muyuz? Eğer istiyorsak; denetimi artırmalı, kuralları uygulamalı, sorunlu öğrenciyi ayıklamalı, gerekirse üniversitelere de ceza vermeliyiz.
Ama kapıları tamamen kapatmak, öğrenciyi potansiyel suçlu görmek ve bürokratik engellerle yıldırmak çözüm değildir. Çünkü eğitim sektörünü kaybetmek, sadece üniversiteleri değil, ülkenin geleceğini kaybetmek anlamına gelir.
- Biz bu ülkeden vazgeçtik…
- Ülkede ciddi şekilde gençlik politikalarına ihtiyaç var…
- Bu resmen iflas…
- Başarılar Çocuklar, Başarılar Milli Takım!
- Bu ülkede en büyük eksiklik yasa değil, denetimdir
- Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için önce karakterini toparlaması gerekiyor
- Lefkoşa'nın nefes alacağı güzelim park pisliğe teslim edildi...
- Siyaset kendi sorunlarını çözmekten aciz...
- Siyaset kurumu hiç bu kadar kötü olmamıştı
- UBP'de krizler bitmedi, vatandaşın da iki yakası bir araya gelmedi
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































