Advertisement

Advertisement

Biz katolik değiliz

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
07/11/2013


Arslan Menguç Arslan Menguç


Eski masalların unutulmaz bir tekerlemesi vardı:

“Kırk katır mı, kırk satır mı?”

Rahmetli anneannemin dizine oturmuş biz torunlar onun masalını dinlerken bize yönelttiği sorusuna bir anlam veremedik. Çocuk yaşımızda satırın birşeyler kesmek için kullanıldığını çözmüştük; ama kırk katırla ne yapılabilirdi?

“Oğlum üstüne bineceksin!”

“Değil lan, abim diyor ki, katırlar bizim üstümüzden geçecek miş!”

Çocuk aklımız, bu tekerlemenin bir idam şekli olduğunu anlamamıza yetmiyordu.

İşte Zürih’ten gelen sesler, biz Kıbrıs Türküne kırk satır, önerisinde bulunuyor.

Nedense KTFF tarihten hiç bir ders alamamış, kendini yağmur sularıyla logar deliğine sürüklenen bir kibrit çöpü örneği, direnmeden kendi kayboluşunu izliyor.

Nedeni de Kıbrıs Türk gençliğinin içinde bulunduğu spor ambargosunu kaldıracakmış!

Güzel bir düşünce. Ancak, önceden de sorduğum bir-iki soruyu KTFF yetkililerine yeniden soruyorum:

“Bizim Türkiye’nin alt liglerinde oynayabilen kaç sporcumuz var?”

“Bizim AB ülkelerinde top koşturan kaç topçumuz var?”

“Bizim KOP takımlarında, yani Kıbrıs Rum kesiminde ter akıtan kaç futbolcumuz var?”

***

Eğer yukarıda sıraladığım soruların yanıtı bir veya iki ise, burada tartışılacak bir konu yok. Çünkü bu, uluslararası arenada top koşturacak oyuncumuz yok, anlamına gelir..

Eğer gençlerimiz, Afrika ülkelerinden KKTC’ye gelen sporcular düzeyinde ise bu durum bizim UEFA takımlarıyla boy ölçüşmemize yetmez.

Sporcularımız Fransa’nın ikinci liginde top koşturamacak düzeyde ise KKTC takımlarının Fransa’nın birinci liginde oynayan ve lig şampiyonu olan bir takımla maç yapamayacağı ortadadır.

Spor karşılaşmaları sırf dostlara alışverişte görsün diye değil, dostluk havasında bile olsa rakibi yenmek için yapılır. Değil yenmek, kısyaslanamayacak kadar farklı kuvvet dengesinin bulunduğu bir ortada maç yapmayı düşünmek biraz hayal değil mi?

O zaman aklımıza şu soru geliyor:

Sayın Sertoğlu bu gerçeği bildiği halde neden böylesi bir anlaşmaya imza attı?

Sorun futbolcularımızın önünü mü açmak; yoksa Kıbrıs’ta yeni bir çözüm sürecini mi tetiklemek?

Ben futbolun ve KTFF’nin çözüm sürecine feda edildiğini düşünüyorum.

Amaç, zorla da olsa yeni bir Annan Planı yutturmacasını bize kakalamak.

Burada Sayın Sertoğlu da kurban, Çetinkaya da, Gönyelli ve diğerleri de.

Tabii, burada en büyük sorumluluk politikacılara düşüyor. Kuzey Kıbrıs’ın ayakları yere basan ve halkı mutlu bir geleceğe taşıyabilme becerisine sahip politikacılarımız pek yok. O nedenle halkımızın önemli bir bölümü daha adil bir düzeni yakalamak adına kendini, Rum toplumunun dümen suyunda giden bir kalabalık olmaya imdirgemeyi düşünebiliyor.

Kendi kendini yönetmekte zorluk çekenler, içinde bulundukları durumdan kurtulabilmek için çözümü, istemeseler de Rumlara yamanmakta buluyor.

***

Efendim biz katolik değiliz. Oysa Zürühte varılan anlaşmaya göre Türkler istese de, daha ileride KOP’tan ayrılamayacak.

Ne o; yoksa biz katolik miyiz? İtalyan usulü evlenme gibi, bir evlenip ömür boyu boşanamamak çok ağır bir sorumluluk.

Aralarında savaş yaşanmış, barışın henüz sağlanamadığı, üstelik Rumların akıttıkları bunca kandan sonra, Türklerden henüz özür dilemediği bir dünyada, iki toplumlu bir futbol federasyonun başına ilerine nelerin geleceğini kimse bilemez.

Eğer Rumlar bizi yeniden dışlasalar bile KTFF’nin KOP’tan ayrılamaması koşulu asla kabul edilemez.

Türk ve Rum toplumları arasındaki barış, esirlik koşulları üzerine kurulamaz.

Efendim, saygılarımla!..

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: arslan menguc
MANŞETLER

HK Arslan Menguç

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.