Kahverengi oylar
16/09/2014
Arslan Menguç
Dün bütün AB ülkelerinde faşizmin giderek güçlendiğini yazmıştım. Büyük kızım Aila (Ayla) facebook sayfasında yazıyor:
“Kızım önceki gece kabuslar gördüğünden şikayet etmişti. Ertesi sabah uyandığında benim kabuslarım gerçek oldu!”
Evet, yüz yıldan beri Sosyaldemokratların kalesi olan İsveç’te beklenen oldu. Faşizmin rengi sayılan “Kahverengi” oylar seçmenlerden tam 800 bin oy aldı. Bir başka deyişle verilen oyların yüzde 13’ü İsveç Demokratları adını taşıyan, İsveç’in aşırı sağcı partisine gitti.
Bir zamanlar dünya barışının önde gelen ülkelerinden İsveç’te ne oldu da seçmen faşizme prim verdi?
***
1967 yılı Ekim ayından itibaren İsveç’e turist olarak gelen birinin, eskiden olduğu gibi, bir iş bulup çalışma izni alması yasaklanmıştı. İkinci dünya savaşı sonrası İspanya ve İtalya’dan İsveç’e göç eden işçiler yıllarca çalışmış, ancak ülkelerindeki koşullar iyileşmeye başlayınca geri dönmeye başlamışlardı.
Ne var ki, İsveç endüstrisi ülkede sürekli kalacak, geri dönmeyecek bir işgücü istiyordu.
İşte bu çerçevede, “Siyasi mültecilik” İsveç’te çığ gibi büyüdü. Asya, Ortdadoğu, Orta Avrupa ve Afrika’dan İsveç’e sığınma talebinde bulunanların sayısı her geçen gün arttı. Şili’de Başkan Allende’nin devrilmesi üzerine AB ülkelerine ve özellikle İsveç’e kaçan Latin Amerikalı mülteciler, 1975’de Orta doğu’dan başlayan sığınma talepleri, Mardin-Midyat’tan İsveç’e başlayan Süryani göçü, İran’da Şah’ın devrilmesi üzerine kendilerini İsveç’e atan İranlı mülteciler, Türkiye’deki PKK savaşına bağlı olarak bir çığ gibi büyüyen Kürt mülteciler, Türkiye’deki askeri darbelerden kaçıp siyasi mültecilik statüsü kazanan Türkiyeliler, Somali’den kaçıp İsveç’e gelenler, Bosna ve Kosova Savaşları, Filistinliler, Romanya ve Bulgaristan’ın AB ülkesi olmasının ardından Stockholm Metrosu’ndaki bütün çıkışları işgal eden Romanyalı dilenciler…
Kuzey’in Venediği olarak adlandırılan Stockholm ve çevresi dünyanın dört bir tarafından kaçıp gelen siyasi mültecilerle dolmaya başlarken, İsveç halkının yabancılara karşı gösterdiği inanılmaz, engin hoşgörü zaman içinde yıpranarak yerini yabancı düşmanlığına bıraktı.
2006’da yüzde 4’lük ülke barajını aşamayan faşist yandaşları, 2010 seçimlerinde verilen oyların yüzde 5,7’sini alarak İsveç Parlementosu Riksdagen’e girmeyi başarmıştı.
Geçtiğimiz pazar günü yapılan seçmlerde “İsveç Demokratları” yani yabancı düşmanlığı ile tanınan faşist yandaşları, verilen oylarını yüzde 120 arttırmayı başararark, İsveç’in üçüncü en büyük siyasi partisi haline gelmeyi bildi.
20. yy’da sosyaldemoratların kalesi olarak bilinen İsveç’te ne oldu da sağ oylar giderek arttı?
***
Şüphesiz toplum bilimciler bu konuda sonsuz araştırmalar yapacaklardır, ama kimse bir gerçeği değiştiremez. O da İsveç’te her yıl ortalama 25 bin İsveçlinin artan vergiler, hayat pahalılığı ve iklim gibi nedenlerle Akdeniz ülkeleriyle Avustralya/Yeni Zellenda ve Güney Afrika Cumhuriyeti’ne göç etmesiydi.
Bu arada İsveç işçi sınıfı zaman içinde sağ partilere oy vermeye başlarken, sosyaldemokratların oy kaybı, ülkeye sonradan gelen göçmenlerin oylarıyla dengeleniyordu.
Sönceki günkü seçimi kaybeden Muhafazakar Parti Moderatlar kayıp oranı yüzde 8,
Sosyaldemokrat partideki oy artış oranı sadece binde beş.
Küçük partilerde ise küçük oranda düşüşler gözleniyor. Bu seçimlerde Muhafazakar Parti Moderatların kaybettiği oyların önemli bir bölümü, Sosyaldemokratları kızan eski partililerden geldiği biliniyor. Diğer küçük partilerin seçmenleri arasında, İsveç'in uyguladığı yabancılar yanlısı politikakaları beğenmeyenlerin de, oylarını İssveç Demokratları için kullandığı sanılıyor.
Önceki gün yapılan seçimlerin sonuçları hem İsveç hem de İsveçte yaşayan göçmenler için büyük önem taşıyor.
Bu arada eski rahatlari bozulan göçmenlerin azımsanmayacak bir bölümünün de faşist partiye oy verdikleri bir sır değil. Türkiyeli göçmenler arasında TKP’lilerin sosyaldemokratlara, eski İran Komünist Partisi Tudeh yandaşları da oylarını bir liberal parti olan Folkpartiet’e attılar.
Öte yandan Feministler oyların sadece yüzde 3,1 de kaldı.Dolayısıyla, barajı aşamayan Feministlerin bu yenilgisi aynı zamanda sol oyların parlementoda azınlıkta kalmasının önemli nedenlerinden biri oldu.
Sonuç: Önceki günkü yazımda bilinçsizce uygulanan göçmen politikalarının ülkeyi faşzime götürdüğünden söz etmiştim. Ülkemiz için en doğru göçmen politikası, Türkiye’den iş kontratı ile KKTC’ye gelen kalifiye iş göçüyle sağlanır, diye düşünüyorum.
Faşizm ülkemizde de kapıları zorluyor.
Efendim, saygılarımla!..













































































































































