Eroğlu yeniden aday, ama…
30/11/2014
Arslan Menguç
Sonunda, Türk Basın Konseyi ile Kıbrıs Türk Basın Konseyi üyeleri onuruna 16 Kasım akşamı bir yemek veren Sayın Cumhurbaşkanı, bir soru üzerine “Evet, adayım” demişti. Ancak, kesin adaylığını dün resmen açıkladı. Bu durum bilinenin kabulünden başka bir şey değildi. Ne var ki, gene de insanların içinde gene de belli bir endişe vardı. “
“Ya aday olmazsa?”
Öyle ya, başkan aday olmazsa onca emek, onca mücadele ve onca diğer şeylere ne olacaktı? Tam elli yıllık kavganın sonunda Kıbrıs Türk halkından özür dilememesine rağmen, bir Cumhurbaşkanı olarak yeniden barış masasına oturmak zorunda kalmak, kolay kolay kabullenilecek bir durum değildi.
Efendim, dün Şirinevler köyündeydim. Baf’ın Bozalan (Lapithiou) köyünde doğan 69 yaşındaki Cemile Hanım, evinin hemen ilerisindeki askeri kışlayı göstererek, “Eğer onlar giderse, ben de onlarla birlikte giderim,” dedi, bana. Gözleri yaşlıydı. “Eski köyümüzde beş şehit verdik, o günleri yeniden yaşayamam,” dedi.
Eğer Türk askeri Ada’dan ayrılmak zorunda kalırsa, o da Türkiye’ye göç etmeye kararlı.
Cemile Hanım ardında herşeyini bırakarak Kuzey’e göç etmiş ve büyük bir olasılıkla yaşadığı acıyı, çocuklarıyla bile doğru dürüst paylaşmamıştı. Hemen her Kıbrıs Türkü gibi kuşaktan kuşağa geçecek bir kinin tohumlarını atmamıştı.
İşte, ülkemizdeki Rumseverliğin temelinde bu yatıyor. Türkün affedici ve kin tutmayan ulusal karekteri.
O nedenle Sayın Eroğlu’nun yeniden adaylığını koyacağını açıklaması milli davayı savunanları rahatlattı. Ancak bu durum madalyonun bir yüzü. Öteki yüzünde ise partizanlık, adam kayırma ve adalet duygusundan yoksun bir yönetim anlayışı var. Yani Türklerin Rum baskısına karşı isyanının ödülü bu olmamalıydı.
***
Efendim, önümüzde dört Cumhurbaşkan adayı var. Diğerleri: Sayın Sibel Siber, Sayın Akıncı ve Sayın Kudret Özersay. Sayın Meclis Başkanı Ulusal konuda CTP’nin görüşlerini mi savunuyor? Yani kendini azınlık bir halk topluluğunun temsilcisi mi sayıyor? Yoksa KKTC halkının Meclis Başkanı mı? Bu konuda belirsizlik var.
Sayın Siber çok saygı duyduğum, insan olarak çok iyi bir kişiliğe sahip biri. Ancak ortada söz konusu olan, O’nun Türk-Rum ilişkilerini nasıl gördüğü gerçeği. Biz Rumlarla eşdeğer bir halkmıyız? Yoksa Rumların kanatları altında yaşamamız gereken bir azınlık mı? Aradan aylar geçmesine rağmen bu konulardaki görüşlerine açıklık getirmemesini bu bağlamda büyük bir eksiklik olarak görüyorum. Belki bu açığı zaman içinde kapatır. Ama ulusalcı kanadın ikna edilebilmesi bir-iki televizyon proğramı ile sağlanabilir mi? Bunu zaman gösterecek. Üstelik bütün KKTC’nin başkan adayı olacağına göre, çevresinde ulusal kanattan da insanlar olması gerekmez mi? Çünkü KKTC Cumhurbaşkanı olabilmesi için bütün halktan oy alması lazım!..
***
Sayın Mustafa Akıncı’ya gelince: Eski TKP Genel Başkanı ve bir zamanlar KKTC’nin 2. büyük partisi ve ana muhalefet lideri idi. Bir aralık sokaktaki insan O’nu Rauf Denktaş’ın yerini alacak yeni Cumhurbaşkanı adayı olarak görürdü. Ancak Akıncı, KKTC-TC ilişkilerinde hızla en uca kayınca, halkımız kendisine gösterdiği ilgiyi kesip atmış, partisini de sandığa gömmüş, unutmuştu. Derken yıllar sonra Sayın Akıncı’yı Lefkoşa Yerel Seçimleri ile birlikte Mehmet Harmacı’nın karargah merdivenlerinden insanlara seslenirken gördük.
Akıncı’nın uzunca bir zaman aralığından sonra, yeniden siyaset sahnesine çıkması, O’nun açısından büyük bir avantaj. Çünkü genç kuşak onu yeterince tanımıyor. Sayın Akıncı’nın Ankara- Lefkoşa ilişkileri ile Türk Ordusu’na bakışı gibi konulardaki görüşlerinde bir farklılık var mı? Ya da Sayın Akıncı Türkiye’ye yaklaşımı konusunda hiç özeleştiri yapmayacak mı? Akıncı önündeki altın tepside kendisine sunulan fırsatı doğru değerlendirebilecek mi? Bunu zaman gösterecek.
***
Gelelim Sayın Kudret Özersay’a. Hem Talat hem de Eroğlu döneminde görüşme masasında oturan biri olarak, Özersay’ın Türk-Rum ilişkilerinde en fazla deneyime sahip Cumhurbaşkanı adayı olduğunu belirtmeliyim. Siyasetin içinden gelmemesi O’nu, kimileri açısında deneyimsiz, kimileri açısından da güçlü kılıyor. Ülkemizin içinde bulunduğu çarpık düzenin temsilcilerinden biri olmaması, KKTC’nin yeniden toparlanmasına yeşil ışık yakıyor. Bu arada Toparlanıyoruz Hareketi’nin aradan geçen onca yıl içersinde yeterlice toplanıp halkın önüne bir seçenek olarak çıkamamasına belli bir düş kırıklığına yol açıyor. Bütün bunlar alt alta sıralanınca, Özersay’ın 2015 Seçimleri’nin güçlü Başkan Adayı olamayacağını kolaylıkla söyleyebiliriz.
Ancak Kıbrıs Türk Halkı arasında geleceği olan tek adayın Sayın Özersay olduğunu düşünüyorum. Zaten iki turda sonuçlanması beklenen 2015 seçimlerini ilk turundaki adayım da Sayın Özersay. İkinci turda oyumun kime gideceğini ise şimdide kestiremiyorum.
Özersay’a verilecek oyların, gücü ikinci tura kalmasına yetmese bile, halkımızın onlarca yıldır özlemini çektiği “temiz toplum” arayışının bir ifadesi olacağını düşünüyorum. Saygılarımla!..













































































































































