İtalyan usulü nikah mı?
05/01/2014
Arslan Menguç
En son kendinizi ne zaman bir başkasının yerine koydunuz?
Galiba bu sorunun yanıtını hemen hiçbirimiz “Dün!” diye yanıtlayamıyoruz.
Nedense “Ben” merkezli toplumlarda karşımızdaki çok sonra geliyor ve bir türlü “Biz” diyemiyoruz.
Aslında “Biz” kavramının içine Kıbrıslı Rumları da katıp ne zaman “Biz” diyebildik.
Sırası geldiğinde kendi etnik ve kültürel kimliğimizi bir kenara fırlatıp “Gıbrıslıyık be gardaş!” diyebiliyoruz. Ama Rum komşularımızın ayakkablarını giyip, neden onların bizi istemediği üzerine düşünüyor muyuz?
Ya da bizim görüşme sürecine bel bağlamamız, bir çeşit gerçeklerden kaçma değil mi?
Üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmek, elimizi taşın altına koymak yerine, kendimize yeni bir mesih veya efendi aramak gayretinden ne zaman cayacağız?
***
Son zamanlarda barıştan ve çözümden yana çevrelerin bile kendi sorumluluklarına yerine getirmemekte ısrarcı olduklarını görmekteyiz. Örneğin Lefkoşa Belediyesi önemli bir gelir kaynağı olan otopark gelirleri,tıpkı Lefkosia Rum Belediyesi gibi, kendisi toplayıp kazanç hanesine yazmak yerine, belediye zabıtalarını koşturup ceza kesmeyi daha kolay buluyor.
Eğer Sayın Kadri Fellahoğlu evet derse, kendisini Limasol’a götürüp orada ana yolların nasıl zarif ve son derece kuvvetli demir kazıklarla korunduğunu ve herkesin makinelere para yatırıp otopark ücreti ödediğini gösterebilirdim. Böylece bizde de bütün araçlar otoparklara yönlendirilir, zabıta-vatandaş ilişkisi minumuma indirgenmiş olurdu.
***
Geçenlerde bir dost meclisinde konuşurken biri ortaya bir soru attı.
“Dünyanın hangi ülkesinde turistleri bir başka ülkenin rehberleri gezdirir?”
Yanıtını bulmakta zorlanmadık. Hep birlikte “Bizde” dedik.
Efendim, Rum kesiminde görülmeye değer o kadar az şey var ki, adamlar tarihte yaşamamış bir mitolojik figür olan Afrodit’in, Poli yakınlarındaki bir su birikintisinde banyo yaptığını ileri sürerek turistleri bizim Oktay Feridunların topraklarındaki “Afrodit Hamamı”na götürüyor.
Zavallı turistler de ellerini kaldırıp Afrodit’in bir mitolojik Yunan tanrısı olduğuna göre hiç yaşamamış olması gerektiğini rehberine söyleyemiyor.
Diyeceğim o ki, bir turistin görebileceği tarihi mekanlar Rum kesiminde çok az. O nedenle Güney’e gelen turistleri Kuzey’e geçirmek durumundalar.
Rum rehberler, ülkemizde grup halinde gezdirdiği turistlere ne doğru dürüst yemek molası veya kahve molası verdiriyor. Güney’e gelen Asyalı ve Avrupalı turistler Kuzey’e bakıp gidiyorlar.
İşte burada Kuzey’deki rehberlerin devreye girmesi ve ülkemizin de bu ziyaretten bir pay alması gerekiyor. Ama teslimiyetçi bir anlayış, buna engel oluyor. Tabii bu arada kendi egemenlik hakkımızı Rumlara vermiş olduğumuzu da pek düşünmüyoruz.
***
Bir tarafta Sayın Özdil Nami, öbür tarafta Sayın Başbakan ve tabii Türkiye bir an evvel görüşme sürecinin olumlu sonuç vermesini istiyor. Ama zaten kendisi ekonomik darboğazın içinde olan Rumlar, şişkin kadrosu, kasası boşaltılmış emekli fonları, KDV’sini ve vergisini toplayamayan devlet yapısı, çağının çok gerisinde kalmış olan telefon idaresi, grevden başka birşey bilmeyen sendikalarıyla biz Türkleri ne yapsın? Derdi başından aşkın Rum yönetimi bir de Türklerin külfetine mi ortak olsun?
Kendi çıkardığı yaslara bile saygı duymayan bürokrasisi, Sayıştay raporlarını görmezden gelen üstelik toplumun çağın ihtiyaçlarına yanıt veren yeni yasaları çıkartamayan Cumhuriyet Meclisi ile ve Cumhuriyet Meclisi ile Ruımlar KKTC’yi neden kaale alsın?
Öte yandan, Kıbrıs sorunu kendi kendine çözülüyor. Güney’de kalan koçanlı topraklarını el altından Rumlara satan Türkler ile Kuzey’de kalan topraklarını Türklerle takas yapan Rumlar uluslararası hukuğun onayladığı şekilde Ada’yı hızla ikiye bölüyor.
Bu durumda çözüm için o kadar ısrarcı olmak niye?
Anlaşamayan çiftler boşanır, birbirlerini seven ve sayanlarların evlilikleri devam ederler. Biz Rumlarla bir daha boşanmamacasına İtalyan usulü evlenmedik ki? O nedenle bizimle barışmak istemeyen Rumların, yeniden nikah masasına oturmak istememesini anlayışla karşılamak lazım, diye düşünüyorum.
Efendim, saygılarımla!..













































































































































