Advertisement

Advertisement

16 Kasım deyip geçme

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
17/11/2014


Arslan Menguç Arslan Menguç


Bugün bayram çocuklarının dünkü coşkusunu ve haklı gururunu belleklerine kazıyıp, yeni bir 15 Kasım nasıl daha güzel kutlanabilir sorusunu kendi kendimize sorması gereken bir gün.

Çünkü yıllardan beri hemen hemen aynı şekilde ve Milli Günleri Kutlama Merkez Komite tarafından düzenlenen Bayramlarımız halktan beklenilen katılımı bulamıyor?

Doğrusunu isterseniz, heyecandan uzak ve sırf kutlamak için kutlanılan bir bayram olmamalıydı 15 Kasım. Ama daha güzeli, daha anlamlısını, daha coşkulusunun peşinde olmayanlardan ne beklenebilir ki?

17 Mayıs, Norveçlilerin Nazi Almanyası’nın işgalinden kurtulduğu bir gün olduğu için bütün Norveç’in tek yürek olarak kutladığı bir gündür. Öyle ki, her şehir, her kasaba ve köyde 17 Mayıs’ın kutlanması hazırlıklarına bir yıl öncesinden yani 18 Mayıs gün başlanır. Çünkü amaç, bir gün önce yapılan kutlamalarını daha güzel nasıl gerçekleştirebiliriz, sorusunun yanıtını, henüz anılar taze iken, irdelenmek istemesindir. Her yerel ve ulusal komite bu soruyu kendine yönelttiği zaman yanıtını da bulur, çözüm yollarını da!..

***

Ülkemizde ateşkes var. Ülkemizde karşı tarafa verilmek istenen mesajlar da var. Ama bütün bunlar, halkı bayramlardan neden küstürüyoruz sorusunu kendi kendimize sormamıza engel olmamalı, diye düşünüyorum.

Efendim, dün tören alanına dizilmiş kırmızı koltuklardan yirmibeşi boş kaldı; neden?

Bundan beş–on yıl önce tören alanını dolduran binlerce insan yollarda bekleşirdi. Ne oldu da sözde devlet protokolündeki insanlar davet edildiği yerdeki koltukları boş bıraktılar? Örneğin Cumhuriyet Meclisi’nin seçilmişleri ve özellikle CTP-TDP milletvekilleri pek görülmediler. Sadece onlar mı? UBP ve DP-BG kanadından da gelen pek olmadı. Görebildiğim kadarıyla, elli kişilik Meclis’ten görevli Meclis Başkanı, başbakan ve bakanlar dışında kaç kişi vardı? Fazla düşünmeye gerek yok. Zorlu Töre ve bir-iki milletvekili arkadaşı.

***

Değişen dünya ve değişen koşullar ulusal günlerimizi de eskisinden çok daha farklı şekilde kutlanmamız gerektiğini bize anımsatıyor. Örneğin üç-dört yıldır çok büyük bir başarıyla kutladığımız Şafak Nöbetleri’ne katılanların sayısı artık 10 bin duvarını aşıyor. Zaten bu büyük katılımlar bile, bizim ulusal günlerimizi nasıl kutlamamız gerektiği konusunda ipucu veriyor. Ülkemizin coğrafi koşulları nedeniyle, bayramları kutlama saatinin sabahtan, öğleden sonraya çekilmesini gerektiriyor. Zaten Resmi bayramlarımızın tarihleri de bunu gösteriyor: 19 Mayıs, 20 Temmuz, 30 Ağustos, 29 Ekim ve 15 Kasım; eğer çocuklar ve yaşlıların da katılımı istendiğinde öğleden sonraları yapılmalı, diye düşünüyorum

***

Sayın Eroğlu’nun Merit Park Hotel’deki resepsiyonu çok daha kalabalıktı. Ancak anlayamadığım, geçtiğimiz günlerde Girne Amerikan Üniversitesi’nin Altın Ada film festivali’ne katılanlar çok daha şık elbiseler içindeydi. Gerçi kıyafet zorunluluğu davetiyelerde yazmıyordu; ama günün önemi de gözönüne alındığında insanlarımızın hafta sonu giysileri içinde olmaması gerektiği inancındayım. Aynı dikkati televizyonların görevli personeli de göstermeliydi. Eğer bu konuda şüphesi olanlar varsa, onların Bodyguard filmindeki TV canlı yayın ekibinin nasıl giyindiğine bakması gerekir.

Efendim, izin verirseniz, Sayın Eroğlu’nun resepsiyonunda gözlemlediğim bir başka konuya da değinmek istiyorum.

Dün gece aramızda on kadar deniz subayımız da vardı. Onların da her bayram limanlarımızı ziyaret eden Türk Donanması’nın seçkin subayları olduğunu tahmin etmek zor değildi. Ama ne yalan söyleyeyim, o gemilerimizin Adamız’ın güneyindeki kızgın sularda görev yaptığını bilmiyordum.

Bir fırkateyn, bir denizaltı ve bir hücumbotu, yaklaşık beş yüz personeliyle birlikte hem KKTC’nin hem de Türkiye’nin 254 bin km2 büyüklüğündeki tartışmalı sularda çıkarımızı savunduğunu öğrenemedik. Oysa, o denizciler TC ve KKTC’nin hayati çıkarlarını canları pahasına korumakla görevliydi.

15 Kasım akşamında olduğu gibi böylesi büyük organizasyonları düzenleyenlerin, hava muhalefetinden ötürü gösterilerini gerçekleştiremeyen Türk Yıldızları pilotlarına gösterdiği haklı ilginin bir benzerini salonda bulunan Türk denizcilerine de göstermeleri gerekirdi, diye düşünüyorum. Ne de olsa donanmamız, sadece bizlerin değil, daha doğmamış çocuklarımızın da haklarını savunmak adına Akdeniz’de bayrak gösteriyor. Bir başka deyişle “Bu sular ve altınızdaki topraklar Türk Milleti’nindir” diyebilmek için aylardır nöbet tutuyorlar.

Zaten donanmamız, halkımızın çıkarını sadece kıyı şeridimizde değil, bütün dünya denizlerinde savunmak için var. Ama onların meşakkatli çalışma hayatına yakından tanık olamadığımızdan, fırtınalı denizlerde veya derin sularda verdikleri insanüstü mücadeleyi de pek bilemiyoruz.

Donanmamız, iyi ki varsınız. Gelecek 15 Kasım’da da sizi aramızda görmek isteriz.

Efendim saygılarımla!..

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: arslan menguc
MANŞETLER

HK Arslan Menguç

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.